Növbədənkənar parlament seçkilərinin Ermənistanın daxili və xarici siyasəti üçün nəticələri

Yunanistan Savunma BakanınınNATO geleceği konusunda görüşleri

Putin Koçaryan Pasinyan

Նոր հեղափոխություն Հայաստանին այդքան մոտ. ինչ է կատարվում

Afganistan Türklüğü ve Türk Dünyasının Büyük İmtihanı

Gündem 21 Temmuz 2018
194

Onsekiz gündür Afganistan’ın kuzeyinde başlayan olaylar durulmak bilmiyor ve ne yazık ki Türk medyasının hiç gündeminde yer almayan büyük bir trajedi yaşanıyor. Faryab ili merkez olmak üzere kuzey ve kuzeydoğu Afganistan’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde sokaklar göstericilerle dolup taşıyor. Afganistan’ın güneyinden getirilen güvenlik kuvvetleri ve Cumhurbaşkanına bağlı milisler tarafından Afganistan Türklerine “orantısız” teriminin dahi yetersiz kalacağı bir şekilde büyük bir vahşet uygulanıyor. Gösterilerin başladığı günün (2 Temmuz) ertesinde Faryab’ta sivillere açılan ateş sonucu çocuklar dahil çok sayıda gösterici hayatını kaybetmiş ve onlarca yaralı da tedavi altına alınmış durumda.
Bütün bunlar Afganistan Türkleri için sembol bir isim olan Raşid Dostum’un bölgedeki temsilcisi ve Kaysar emniyet ilçe başkanı Nizamuddin Kaysari’nin toplantı bahanesiyle 209 Kolorduya bağlı Faryab 1. Piyade Tugayına çağırılıp hiçbir gerekçe göstermeden Afganistan özel kuvvetleri tarafından apar topar tutuklamasıyla başladı. Afganistan Türkleri için önemli bir isim olan Kaysari aynı zamanda DAİŞ (İŞİD) ve Taliban’a karşı verdiği mücadeleyle de tanınıyordu. Hatta birçok ulusal ve uluslarası gözlemcilere göre Kaysari ve ona bağlı kuvvetler, son dönemlerde etki alanını giderek artırmaya başlayan DAİŞ (İŞİD) ve Taliban’ın kuzey bölgelere sızmasının önündeki en büyük engeldi. Kaysari’nin devre dışı bırakılmasından en kazançlı çıkanlar da doğal olarak DAİŞ (İŞİD) ve Taliban oldu. Yine bazı uzmanlara göre, Kaysarî’nin tasfiyesiyle DAİŞ (İŞİD) ve Taliban’ın Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini tehdit etme potansiyeli önündeki en büyük engel kalkmış oldu.
Kaysari’nin tutuklanması önceden kurgulanmış bir eylemdi. Askeri gücünden çekinildiği için bir toplantıya çağırılarak hazırlıksız ve hukuksuz biçimde yapılan bu tutuklamaya dönük ilk tepkiler sosyal medyadan organize olan binlerce kişinin Faryab’ta sokak gösterileri düzenlenmesiyle başladı. Çoğunlukla Peştunlardan oluşan komandoların Kaysari’nin korumalarına uyguladığı insanlık dışı işkence ve haysiyet kırıcı muameleler, sosyal medyadan yayınlanınca göstericilerin öfkesi daha da arttı ve tepkiler hiddetlendi. Cumhurbaşkanı Eşref Gani’ye bağlı bu milislerin bu insanlık dışı uygulamaları Afganistan Anayasasının 29. Maddesi (29. Madde: İnsani eziyet yasaktır. Her türlü suçtan tutuklu olan kişiye insan onurunu zedeleyecek bir ceza verilemeyecektir…) ve ayrıca Afganistan’ın taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 5. Maddesinin (Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayri insani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz.) ihlali anlamına gelmekteydi. (https://ariananews.co/video/ویدیو-لت-و-کوب-محافظین-قیصاری-اردوی-ملی.html/)

3 Temmuz gece yarısı Kaysari’nin evine yapılan baskında korumalarından 3 kişi öldürülmüş ve 7 kişi de yaralandı. Ayrıca evindeki değerli her şeye komandolar el koymuş ve evin bahçesindeki gebe bir ineği de öldürmüşlerdi. Kaysari’nin evinde 14 aylık kız çocuğu ve eşinin olmasına bakılmaksızın yatak odasına kadar girildi. Bu baskın hiçbir yetkili mahkeme kararı olmadan yapılmış olması Afganistan Anayasasının 38. Maddesine ( Kişinin hanesi her türlü saldırıya karşı korumalıdır. Ev sahibinin izni veya yetkili mahkeme kararı olmadan devlet dahi haneye giremez……..) aykırı olduğunu hatırlatmamız gerekli…

Halkın sokaklara dökülmesi, Nizamuddin Kaysari’nin 2 Temmuz’da tutuklanmasıyla başlasa da bu olay aslında bardağı taşıran son damlaydı. Taliban ve DAİŞ (İŞİD) gibi örgütlerin bölgede oluşturduğu güvenlik tehditleri, terör ve kuraklığın körüklediği ekonomik sıkıntılar, Türk kökenli subay, general ve emniyet mensuplarının Cumhurbaşkanı Eşref Gani tarafından emekliye ayrılması veya türlü bahanelerle görevden alınması, Seçim öncesi vaadedilen “Tüm Afgan vatandaşları eşittir” sloganı hiçe sayılarak devlet görevlerinin tamamına yakını Peştun veya siyasi olarak kendine bağlı diğer etnik gruplara peşkeş çekilmesinin gençlerde oluşturduğu güvensizlik ve öfke, Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı General Raşid Dostum’un Anayasaya aykırı bir şekilde 15 aydır Ankara’da sürgünde tutulması, yolsuzluk ve rüşvet yaygınlaşması, Cumhurbaşkanı ve bakanları kurulunun Anayasa ve kanunları çiğnemesi gibi olayların yarattığı birikim sonunda bu kitlesel patlamayı ateşledi.

Bu gösteriler Afganistan tarihinin en uzun gösterileri olma özelliği taşısa da göstericilerin talepleri devlet tarafından karşılanmamaya da devam edilmekte. Göstericiler 18 Temmuz’da hükümeti uyararak taleplerinin karşılanması için 3 günlük süre verip aksi takdirde tüm kuzey ve kuzey doğu illerinin idaresini ele geçirerek geçici hükümet ilan edeceklerini açıkladılar. Uzmanlara göre, hükümet ciddi adımlar atmadığı takdirde Afganistan bölünmeye gidebilir. Göstericiler arasında Güney Türkistan bayrağı taşınması ve Türkistan sloganları atılması bunun en önemli göstergesi olarak sayılıyor. Güney Türkistan söylemi ilk kez bu denli açık ve kitlesel biçimde dile getirilir oldu. Bu güne kadar Afganistan Türkleri hiçbir zaman Afganistan’dan ayrılmak gibi bir talep içinde bulunmadılar ve sorunlarını daima Afganistan’ın mevcut sınırlarına zarar gelmeyecek şekilde çözümlemeye gayret gösterdiler. Ancak Peştun ağırlıklı iktidarın Anayasa’yı bilinçli biçimde çiğneyerek sürekli olarak Türk, Hazara ve Tacik unsurları sistem dışına itmesiyle olaylar ne yazık ki bu boyuta kadar taşınmış oldu ki gösterilere Tacik ve Hazaralardan destek geldiğine dönük bilgiler var.
Gösterilerin başlamasından bu yana 18 gün geçmesine rağmen Hükümetin somut bir adım atmamasına sebep olarak daha önce Hazaraların “Aydınlık Hareketi”, Taciklerin “Diriliş ve Değişim Hareketi” ve benzeri hareketlerinin hükümet yanlısı militanlar tarafından göstercileri korkutmak için düzenlenen intihar saldırıları ve güvenlik güçlerinin orantısız müdahaleleri sonucu kısa sürmesi ve sonuçsuz kalması gösterilebilir. Türklerin başlattığı “Adalet Hareket”inin Kabil gösterisinde de göstericilere dönük benzer bir intihar saldırısı girişimi polislerin dikkatiyle son anda önlendi.
Göstericilerin taleplerine ses vermek yerine gerek resmi gerekse gayri resmi kuvvetlerle yapılan bu tür müdahalelerin sorunu daha da büyütmekten başka bir sonuç vermeyeceği de açık.

Bizi bu olaylar karşısında şaşırtan asıl unsur ise ne ABD ve müttefiklerinin mevcut duruma sessiz kalarak destek olması ne de Afgan hükümetinin Peştun yanlısı politikalarından taviz vermeden geçmişte Afganistan’ın yıkımına yol açan hataları tekrar etmesi. Asıl ilginç olan Türkiye ve genel olarak Türk dünyasının sessizliği ve ilgisizliğidir. Ortadoğu coğrafyasında benzer sıkıntılar yaşandığında, tüm siyasal ve sivil kurumlarıyla harekete geçen, geçirilen kamuoyu Afganistan Türklerinin yaşadığı kangrenleşmiş meseleler ve kitlesel kıyım karşısında tuhaf bir sessizliğe gömülmüş durumda. Bize düşen asli görev de toplumumuzu Afganistan’da yaşanan bu drama dikkat çekmektir.
Ahmad Jawid TÜRKOĞLU

Yorumlar