Trump’tan Hamaney ve 8 İranlı yetkiliye ağır yaptırım

ABD’de Kilise bombalama suçundan bir Suriyeli tutuklandı

Trump’ın İran yaptırımlarında ana hedef Hamaney

Georgian government offers concessions to end crisis

Afganistan savaşından Rus notları

Gündem, Rusya 9 Mayıs 2019
112

Belaruslu yazar Svetlana Aleksiyeviç, ortaya koyduğu yeni bir edebiyat türü ile 2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi olmuştu. Svetlana bu türde, romanı kendisi yazmak yerine roman kişilerinin kendisinin konuşmasına izin vermekteydi. Rusya’nın karşı karşıya kaldığı; Çernobil nükleer santral patlaması ve Afganistan Savaşı gibi felaketleri anlattığı kitaplarında insanların kendi sesiyle kendilerini anlatmalarına izin verdiği bir tarzı kullandı.

Aşağıda farklı birliklerden Rus askerlerin Svetlana’ya anlattıklarından bölümler yer alıyor:

* İlk önce ateş etmeniz ardından öldürdüğünüz kişinin kadın mı yoksa çocuk mu olduğunu keşeftmeniz gerekiyor. Her birimizin kendi kabusları var.

* Orada eşekler, hava saldırıları başladığında yere uzanırlar. Saldırı sona erdiğinde ise tekrar ayağa kalkarlar.

* Tehlike ile karşı karşıya olan birisinin gösterdiği cesareti yakından izlemek; insana, günah işlediğinde veya birini gizlice izlediğinde hissetiğine benzer bir zevk verir. Dün, karargahın kafetaryasında kahvaltı yaptık ve o sırada nöbetçi olan genç askere selam verdik. Yarım saat sonra bu genç asker havan topuna ait bir şarapnel parçasının kendisine isabet etmesi ile hayatını kaybetti. Gün boyu o gencin yüzünü hatırlamaya çalıştım.

* Birkaç teröristi tutukladık ve: “Silah depolarınız nerede?” diyerek onları sorgulamaya başladık. Sessiz kalıp hiçbir karşılık vermediklerinde aralarından iki kişiyi helikoptere bindirerek havalandık ve tekrar: “Nerede, bize yerini söyleyin!” diye sorduk. Yine cevap vermeyince bir tanesini aşağıdaki kayalıklara attık.

* Ne kadar kurşun ve bomba kullanıldı, zırhlı araç ve helikopter imha edildi, kaç asker üniforması paramparça oldu, bütün bunlar bizlere ne kadara mal oldu?

* Vücudumda hastalıkların tam bir listesi var. Hala sıtma hastalığından muzdaribim. Yakın bir zamanda ardı ardına birkaç dişimi çektirmek zorunda kaldım. Doktordayken hala şokun ve acının etkisinde konuşmaya başladım. Diş doktoru – kadındı- yüzüme hafif bir tiksinti ile bakarak: “Ağzı kan ile dolu ve konuşmak istiyor…” (ağzında su varken konuşmaya çalışıyor) dedi. O anda bir daha hiçbir şey hakkında samimi bir şekilde konuşamayacağımı anladım. Herkes bizim bu şekilde olduğumuzu düşünüyor. Ağzımız kanla dolu iken konuşmak istediğimizi.

* Yaralandıktan 16 gün sonra Taşkent’e geldim. Fısıldayarak konuşsam bile başımda bir ağrı hissediyor ve yüksek sesle konuşamıyordum. Kabil’deki hastanede geçirdiğim beyin ameliyatı sırasında doktorlar kafamın içerisinde yapışkan bir bulamaç buldular ve birkaç kemik parçası çıkardılar. Sol kolumun bütün parçalarını bir araya getirdiler ama eklemler yerine vidalarla birbirine tutturdular. Kendime geldiğimde ilk hissetiğim şey büyük bir üzüntüydü. Oraya bir daha hiç geri dönemeyeceğim ve arkadaşlarımı göremeyeceğim, o yatay çubuklar üzerinde bir daha antrenman yapamayacağım için üzüldüm. Yaklaşık 2 yılımı farklı hastanelerde geçirdim. 18 ameliyat geçirdim. Bunların 4’ü genel anestezi altında gerçekleşti. Tıp öğrencileri durumum, hastalığımın belirtileri ve ağrılarım hakkında raporlar yazıp durdular. Kendi başıma traş bile olamadım.

* Birisine kurşun isabet ettiğinde kurşunun sesini duyarsınız. Bu ses çok nettir. Onu unutmazsınız. Islak bir tokada benzer. Bir de bakmışsınız ki yanınızdaki arkadaşınız kumların üstüne yüzüstü düşmüş. Kül gibi bir tadı olan kumların üstüne. Onu sırtüstü çevirdiğinizde ise az önce kendisine verdiğiniz sigaranın hala dudakları arasında olduğunu ve yanmayı sürdürdüğünü görürsünüz.
Semir Ataallah
Lübnanlı gazeteci – yazar

Yorumlar