Afrin əməliyyatı kürd planına zərbə vurur..

İran, Ermenistan istisna olmaqla dünyada benzeri olmayan bir ölkedir:

Libya denklemi Berlin’de çözülür mü

Suriye’nin bir oyuncudan oyun sahasını dönüşümü

AB’nin Yunanistan’a Sığınma Hakkına Uyma Çağrısı

Gündem 20 Mart 2020
128

Türkiye, İdlib saldırısı nedeniyle 57 askerini kaybetmiş ve bunun üzerine sınırlarını açmış, binlerce göçmen Yunanistan sınırına akın etmişti. Bu durum Avrupa birliği ile Türkiye arasındaki göçmen anlaşmasını yeniden gündeme getirdi. Pe ki neydi bu anlaşmanın gerekleri. Türkiye ile AB arasında yapılan ve “18 Mart Mütabakatı” adı verilen anlaşmada ne gibi hususlar yer alıyordu.
Anlaşmanın gerekleri şunlardı:
1. Düzensiz göçmenlerin iadesi. 20 Mart 2016 tarihinden itibaren Yunan adalarından geçen göçmenlerin Türkiye’ye iadesi
2. Yunan adalarındaki göçmenlere 1+1 formülü. Bu formülle Yunan adalarından Türkiye’ye iade edilen her bir göçmen için Türkiye’den bir Suriyeli göçmen Avrupa Birliği ülkelerinden birine yerleşecekti.
3. Kara ve deniz geçişlerini önleme. Bu maddeyle Türkiye AB’ye yasadışı deniz kara geçişlerini engellemek için her türlü tedbirleri alacaktı.
4. Gönüllü insani kabul planı. Dördüncü madde ile de düzensiz göç sona erdiğinde gönüllü insani kabul planı devreye konulacaktı.
5. Vize serbestisi. Bu madde ile Türkiye’nin göçmenlere yönelik atacağı adımlara karşı vize serbestisi.
6. 3+3 milyar avro yardım. Suriyeliler için 3+3 milyar avroluk yardım. Fakat Suriyeliler için yardımın 1 buçuk milyar avroluk kısmı projelendirme olmadığı gerekçesiyle verilmedi.
7. Gümrük Birliğinin güncellenmesi adımları atılacak.
8. Türkiye’nin AB sürecini canlandırma.
9. Suriyeli mülteciler için sınırda güvenli bölge olarak da adlandırılan süreç. Bu süreç halen işletilemiyor.
Yunanistan başbakanı Kiryakos Miçyotakis, Türkiye’nin, Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya geçişine izin vermesi nedeniyle ülkesinin bir ay boyunca sığınma başvurularını durduracağını bildirdi. Ülkesinin sınırda caydırıcılık kararı aldığını, Yunanistan’a yeni bir sığınma başvurusu alınmayacağını söyleyen Miçyotakis ayrıca Avrupa’nın tam desteğinden emin olmak için Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşmasının(TFEU)78/3.maddesine başvurma çağrısı yaptı. Miçyotakis’in vurguladığı maddede “Bir veya birden fazla üye devletin üçüncü ülke uyruklarının ani göç akını nedeniyle ortaya çıkan acil bir durumda karşı karşıya kalması halinde Konsey, Komisyonun önerisi üzerine, ilgili üye devlet veya devletlerin yararına tedbirler kabul edebilir. Konsey, Avrupa Parlementosu’na danıştıktan sonra hareket eder” ifadelerini içeriyor. Ayrıca Miçyotakis, Yunanistan’ın Avrupa Birliğinin dış sınırlarını koruyacağını ve sınırları geçmeye teşebbüs eden göçmenleri engelleyeceğini de ekledi. Nitekim Türk –Yunan sınırını geçmeye çalışan binlerce göçmen Yunan polisinin göz yaşartıcı gaz ve ses bombalı müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Polis ve göçmenler arasında çatışmalar yaşanırken 130 göçmende tutuklanarak cezaevine konuldu. Avrupa Birliği (AB )göçmenlere uygulanan bu orantısız güç nedeniyle Yunanistan’a “sığınma hakkına uyma çağrısında bulunarak uyardı. Johanson, bu konuyu Yunanistan ziyaretinde değerlendireceğini ifade ederek, gözaltında tutulan göçmenlere şiddet uygulanamayacağını, bu kişilerin AB sınırlarında sığınma hakkının olduğunu ve askıya alınamayacağını belirtti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği(OHCHR) Yunanistan’ın sığınmacıların iltica başvurularını askıya almasının uluslararası hukuka göre hiçbir yasal dayanağının olmadığını bildirerek, insan hakları kurallarının göçmen hukukunda tam olarak geçerli olduğunu ifade etti.
Uluslararası hukuk ile mültecilere dair uluslararası sözleşme ve mutabakatlara göre; kendilerini güvende hissetmeyen, savaş ve benzeri korkular nedeniyle ülkelerini terk eden her insan başka bir ülkeye sığınma hakkına sahiptir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 14. maddesinde de “Herkes zulüm karşısında başka ülkelerde sığınma talebinde bulunma ve sığınma hakkından yararlanma hakkına sahiptir.”
Diğer yandan Miçyotakis AB ile Türkiye arasında 2016 yılında yapılan Göçmen Anlaşmasının Türkiye yüzünden öldüğünü ifade ederek Türkiye’nin bu tutumunu eleştirmiştir. AB’nin göç politikasını şekillendiren ve hala üzerinde çalıştığı “Ortak Avrupa İltica Sistemi” ne göre ise “kendi vatanında ciddi zulüm ve zarar tehdidi ile karşı karşıya kaldığı için kaçan ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilere” iltica verilmesi gerekiyor.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans öğrencisi ve Kafkassam Stajyeri
Filiz Taştan

Yorumlar