Rusya ve S. Arabistan’ın Suriye’de Petrol diplomasisi!

Kırgızistan’da Türk kargo uçağını kim düşürdü?

Türkləri Avropadan qovmaq planı

Türkiye notları

Abdurrahman Raşid: Tahran Biden’ın zayıf olduğunu düşünüyor

İran 18 Şubat 2021
24

İran, göreve başladığından bu yana geçen 8 haftadan kısa bir süre içinde, çeşitli cephelerde düzenlediği saldırılarla Joe Biden’ın kararlılığını defalarca test etti. İran’ın Yemendeki vekili Husilerden binlerce militan, yoğun nüfuslu Marib şehrine yönelerek şehri tehdit etti. İran’a bağlı milisler tarafından Basra ve Bağdat’ta ve son olarak Erbil ve Kuzey Irak Kürdistan bölgesinde fırlatılan düzinelerce füze ve roket, ABD tesislerinde can kayıplarına ve yaralanmalara yol açtı. İran’ın en önemli muhaliflerinden ve kendisine karşı en güçlü seslerden olan Lokman Salim Beyrut’ta öldürüldü ve cesedi bir yol kenarına atıldı.

Bütün bunların arkasında, Yemen’de Ansarullah, Irak’ta Seraya Evliya ed-Dem, Lübnan’da Hizbullah gibi kendisine bağlı milis gruplarını kullanan ve rolünü tamamen inkar etmeyen İran var.

Hamaney, Tahran’dan sınır ötesi operasyonları yöneten oğlu Mücteba ve İran Devrim Muhafızları, yeni başkanın zayıf olduğuna ve eski başkan Donald Trump’a benzemediğine inanıyorlar. Yönetimi için birer test olan bu saldırılara şu ana kadar Washington’dan sözlü kınama dışında bir tepki gelmedi.

Doğrusu bu her iki taraftan da beklenen başlangıçtı, yani İran provokasyonlarda bulunurken, ABD’nin tepki vermemesi. Daha önce Trump hükümeti de benzer durumlara göz yummuş, saldırıya uğramalarından sonra Suriye’den kuvvetlerini çekeceğini açıklayarak Türklere ve İranlılara yanlış mesajlar göndermişti. Ancak kısa bir süre sonra Trump stratejisini değiştirmiş; kuvvetlerini çekmemiş, Ruslarla yüzleşerek ekonomik yaptırımları artırmıştı.

Mevcut ABD yönetimi İran ile nükleer anlaşma müzakerelerini yeniden canlandırmak, Yemen’i müzakere etmek ve Bağdat’ta rejimin çöküşünü önlemek istiyorsa, gücünü göstermeden bunların hiçbirini başaramaz.

Carter’dan Trump’a 7 ABD başkanı, İran ile krizleri farklı yöntemlerle yönetmeyi denedi, ama yalnızca güç kullanma yöntemi ona boyun eğdirdi. Reagan, Tahran’a İncil, pasta ve bir İsrail silah sevkiyatı hediye etmeyi denedi, ancak Tahran Lübnan’daki ajanlarının arkasına saklanarak, Amerikalı profesörleri, rahipleri ve diplomatları kaçırıp öldürdü. Beyrut’taki deniz piyadelerinin kışlasına bombalı saldırı düzenledi. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgalini müteakip Baba George Bush, İran ile yeni bir sayfa açmaya çalıştı ama bu girişimin sonucu birincisinden daha iyi değildi; şiddet eylemleri ve Körfez’deki ABD gemilerine yönelik tehditler. Clinton, onunla yüzleşmekten kaçındı, ama o rahat durmayıp Suudi Arabistan’ın Hubar şehrinde ABD kuvvetlerine ait binayı havaya uçurdu ve bölgede şiddeti yaydı. Oğul Bush yönetime geldiğinde, ortak düşmanları Saddam’ı birlikte devirmek için ona Irak’ta iş birliği önerdi ama İran, el Kaide, DEAŞ ve Sünni Irak direnişi gibi farklı adlar altında ABD kuvvetlerini hedef alan terör saldırılarının arkasında durdu. Halefi Obama başa geçtiğinde tamamen farklı bir yanlış yöntem benimsedi. İran ve Suriye rejimi binlerce göstericiye karşı kimyasal silah kullandığında, bunun kırmızı çizgi olduğunu deklare eden Obama, daha sonra İran ile kimyasal silahlarla başlayıp nükleer silah vaadi ile sona eren gizli müzakereler yürüttü. Obama İran’ın neredeyse bütün dileklerini gerçekleştirdi; yaptırımları sona erdirdi ve Avrupalılarla ilişkilerini normalleştirmesine izin verdi. İsviçre’den uçakla 100 milyar dolardan fazla nakit para gönderdi. İranlı yetkililerin çocuklarına bile ABD’de oturma ve çalışma izni verdi. Öte yandan farklı ülkelerden 100 bin militan Suriye’de Kasım Süleymani komutasında savaşıyor, çoğu sivil yarım milyondan fazla Suriyeli öldürüyordu. İranlılar, Yemen’in başkentini Husi vekillerinin tüfekleriyle ele geçiriyor, Lübnan’da Hizbullah’ın iktidar üzerindeki hegemonyası artıyordu. Başkanlığının son günlerinde Hamaney ayrılmak üzere olan başkanı kasten küçük düşürmek istedi. Bir Amerikan savaş gemisini kaçırarak, teslim olup diz çökmüş denizcilerin görüntülerini tüm dünyaya servis etti. Obama’dan sonra yönetime rejimi cezalandırma sözü veren Trump geldi. Görevde kaldığı 4 yıl boyunca, Dini Lider’e en sert ve zarar verici yaptırımları uyguladı ama onun da görev süresi kriz sona ermeden önce bitti.

Trump döneminin şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösterdiği gibi yaptırımlar, halefi Biden için en iyi armağandır. Yaptırımları artırıp Tahran’daki aşırılık yanlılarına baskı uygulayarak onları ya müzakere ya da rejimlerinin çöküş riskiyle yüzleşmeye zorlayabilir.

Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Yorumlar