Abdurrahim Tufantoz: BULGARLARIN TARİHİ VE KÖKENİ
“Bulgar” kelimesi 5. asrın ikinci yansından önce tarihte yoktu. Attila’nın küçük oğlu İrnek idaresindeki Hunlar Karadeniz kıyılarında başka Türk zümreleri ile karıştılar. Bu yeni topluluk Türkçe “Bulgar” diye anılmaya başlandı. Talât Tekin’e göre Bulgar sözü eski Türk yazıtlarında “düzensiz, karışık, karışmak” anlamına gelmektedir.
Kobrat yani “Kurt” 630 senesinde “Büyük Bulgar” devletini kurdu. Fakat 665 yılında ölünce kurduğu devleti Hazarlar yıktı. Kurt’un oğullarından Bat-Bayan Hazarlara tabi olarak, Macarların ve On-Ogur Bulgarlarının başında Kafkasya’da kaldı. Bugünkü Balkanlar’ın dedeleri bu kavimdir.
Bat-Bayan’ın kardeşi Asparuh 679 yılında Tuna Bulgar Devletini kurdu. Bu devlet Arapların 717-718 yıllarında yaptıkları İstanbul kuşatması sırasında Bizans’a yardım etmişti. Bu işbirliği Bulgar devletine çeşitli iktisadi menfaatler sağladı. İlk Bulgar devleti 1018 yılında Bizans tarafından yenilgiye uğrayana kadar var oldu.
Kurum eski Türkçede krum, kurum, korum şekillerinde bulunur. Anlamı kaya, kayalık, kayalık taş demektir.
Krum Han Bulgarların Orta Asya uygarlığından çıkıp Slavlaşmaya başladığı bir yerde doğdu. Babası Toktu, Asya kökenli bir göçebe beyiyken annesi Slavdı. Krum da açık renk saçları ve açık renk gözleriyle Bulgarların Slavlaşması sürecinin örneklerindendir.
Kurum 803’te Bulgarların kağanı oldu. Babası Toktu, Asya kökenli bir göçebe beyiyken annesi Slavdı. Krum da açık renk saçları ve açık renk gözleriyle Bulgarların Slavlaşması sürecinin örneklerindendir.
811 yılında İmparator Nikiforos, Bulgaristan’a yeni bir sefer başlattı. Yanına oğlu Stavrakios’u da almıştı. Kurum Han, böyle bir orduyla başa çıkamayacağını anlayarak barış teklif etti, ancak Nikiforos, bu teklifi reddetti (Theophanes). Kurum Han, başkent Pliska’yı savunmak için yaklaşık 12.000 kişiyi bırakarak şehri terk etti.
“Anonim Vatikan Tarihi”ne göre, Bizanslılar Balkan Dağları’nı aştıktan sonra Pliska’yı fazla direnişle karşılaşmadan ele geçirdi. Nikiforos, hanın sarayının yağmalanmasını, depoların yakılmasını, sivil halkın katledilmesini emretti.
Pliska’nın düşmesinden sonra Kurum Han, ikinci kez barış teklif etti. Ancak Nikiforos bunu da reddetti. Bunun üzerine Kurum Han ordusunu yeniden düzenledi. Bazı Bulgar tarihçilerine göre kadınlar da dahil olmak üzere 50.000 kişilik bir milis gücü toplandı. Balkan geçitleri ahşap barikatlar, siperler ve hendeklerle kapatıldı; Bulgarlar pusuya yattı.
Nikiforos tehlikenin farkına vararak doğrudan Balkan geçitlerinden Konstantinopolis’e dönmeye karar verdi. İmparator, ana birlikleriyle Vırbişki Geçidi’nde konakladı.
26 Temmuz şafağında Kurum’un birlikleri Bizanslıları kuşattı. Uyandığında durumu fark eden Nikiforos, “Kanatlı olsak bile, hiçbirimiz bu ölümden kurtulamayız,” dedi. Ve dediği gibi de oldu; hemen öldürüldü. Bu kuşatmadan çok az kişi kurtulabildi. Yerine oğlu Stavrakios geçti. Ancak o da Kurum’a karşı savaşırken boynuna aldığı yara yüzünden tahttan çekildi ve öldü.
Yeni imparator I. Mihail, Bulgarlarla Edirne yakınlarında karşılaştı. Ağır bir yenilgiye uğradı ve canını zor kurtardı. Bu olaydan sonra tahtı bırakıp bir manastırda inzivaya çekilerek kendini dine verdi. Kurum Han, Bizans’ı ortadan kaldırarak “Altın mızrağını Yaldızlı Kapu’ya (Yedikule’deki tören kapısı) asmaya” and içti.
Kurum Han 813’te Filibe üzerinden Edirne’ye ulaştı ve 814 baharında İstanbul’u kuşattı. Fakat 13 Nisan 814 günü Tuna Bulgarları hanı Krum aniden öldü.
Kurum Han’dan sonra yerine oğlu Omurtag (814-831) geçti. Onun döneminde ülke içerisinde Hıristiyanlık yayıldı. 815 yılında Omurtag, Bizans imparatoru V. Leon ile arasında 30 yıllık bir barış imzalandı. Bu antlaşma II. Mihail döneminde de yenilendi. Bu sayede Omurtag Han, içte ve dıştaki sorunları çözüp idari ve imar alanında gelişmeler yaşattı. Omurtag Han zamanı Tuna Bulgarlarının tarihlerindeki en parlak devir olmuştur.
Bulgar Türkleri zaman içinde Slav kültürünün tesiri altına girmeye başladı. Boris Han’ın (852-889) Ortodoksluğu resmen kabulü ile Bulgarların Slavlaşma süreci de tamamlandı. Böylece 864’te Tuna Bulgarları Hıristiyanlığa, İdil Bulgarları 920 yılında, Almış Han’ın hükümdarlığı sırasında İslam’a geçti.
Bulgar dili Güney Slav grubuna dahil bir dildir. Modern Bulgarcanın Türk dillerine aidiyeti söz konusu değildir.
Ön Bulgarların dini Tengricilik idi ve “Tangra” en büyük tanrılarına verdikleri addı. Ön Bulgarlar, Balkanlar’ın en yüksek dağına “Tangra” adını vermişlerdi. Bu dağın adı, Osmanlıların 15. yüzyılda Balkanlar’ı ele geçirmelerine kadar değişmedi ve daha sonra “Maşallah” adı verildi.
Tuna Bulgarlarının totemi olan Tuğrul Kuşu ve kartal yavrusu mânâsına gelen Omurtag adı da günümüzde Türkiye’de soyadı olarak Tuva-Tayga bölgelerindeki Türkler arasında da erkek ismi olarak kullanılmaktadır. Bundan 4 asır sonra Er-tuğrul Bey de Kayı boyunun lideri olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
Günümüzde Bulgarlar Tulo veya Dulo boyu ailesi olarak adlandırırlar. Boy tamgası (IYI) iki ok ve yay şeklinde olup Oğuzların Kayı Boyu tamgasıyla birebir aynıdır.
11. yüzyılın ortalarında İdil Nehrinin güneyinde Peçeneklerin yerini Kıpçaklar (ya da Kumanlar) aldı. 1006 yılında İdil Ön Bulgarları, ticari amaçlardan dolayı ilk kez Ruslarla diplomatik bağlantılar kurdular.
1236-1237 yılının sonbaharında Altın Orda Hanı Batu İdil Bulgar Devleti ortadan kaldırdı. Buna rağmen Kazan Bulgarları, Moğolların ve Altın Orda Devletinin Türkleşmesine neden oldu.
Kazan Tatarları 19. yüzyıla kadar kendilerine “Ön Bolgarlar” derlerdi. Çuvaşlar da kendilerini İdil Ön Bulgarlarının torunları olarak görürler. Günümüzde de ülkelerine “Çuvaş Cumhuriyeti” yerine “Bolgar Cumhuriyeti” adı verilmesi gerektiğini vurgularlar.
Abdurrahim Tufantoz, 28.11.2025/21:38
Haritalar:
1- İdil Bulgarları,
2- İdil Bulgarları,
3- Bulgar Hanlığı,
4- Kurum Han Zamanında Bulgar Devleti
Abdurrahim Tufantoz



Yorum gönder