KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Abdullah Uluyurt: bir uç beyi daha Gazi Hasan Beg Çengiç bugün Hakka yürüdü

Abdullah Uluyurt: bir uç beyi daha Gazi Hasan Beg Çengiç bugün Hakka yürüdü

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
7 0

​Hasan Çengiç, 30.08.1957 günü Saraybosna şehrinde doğmuştur. Çengiç ailesi Yavuz Sultan Selim’in kızı Yenihan Sultan’ın soyundan gelir ve asıl yerleri Bosna Hersek’teki Gorajde şehridir. Yavuz Sultan Selim, hizmetinden memnun kaldığı Ergani Beyleri’nden Ferhat Bey’e kızı Yenihan Sultan’ı nikâhlamış ve Gorajde’yi arpalık olarak kendilerine vermiştir. Bu sülâle, dört yüz yıl devlete sadakatle ve fedakâlıkla hizmet etmekle ünlenmiştir. 1697 yılında Avusturya-Macaristan ordusu Bosna’ya saldırdığı zaman, büyükleri Özü kalesini Ruslar’a karşı savunmak için gittiklerinden, Çengiç ailesinin başında 16 yaşındaki bir delikanlı kalmıştı. Hekimoğlu Ali Paşa’nın “çekilelim, vatanın başka bir bölgesinde yerleşelim” teklifine karşı bu delikanlı “Babalarımızın yüzüne nasıl bakarız” diyerek karşı çıkmış ve meşhur Banya Luka savunmasının, kadınların da kahramanca iştirakı ile kazanılmasına hizmet etmiştir.
​Gazi Hasan Beg Çengiç, Gazi Hüsrev Beg Medresesi’nde okurken Aliya İzetbegoviç ve arkadaşları ile tanışmış ve Genç Müslümanlar teşkilâtına katılmıştır. İslâm İlâhiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre din adamı olarak çalışırken siyaset, tarih ve edebiyat konusunda okumuş,Türkçe ve İngilizce öğrenmiştir.
​1983 yılında, Aliya İzetbegoviç’in İslâm Bildirisi’nin yayınlamasından sonra tutuklanıp yargılanan seçkin on üç Boşnak aydını arasında 26 yaşındaki Hasan Çengiç de vardı. Bu yargılamada Hasan Beg on yıl hapse mahkûm olmuş ise de beş yıl sonra toplu aftan faydalanıp hürriyetine kavuşmuştur.
​Demokrat Faaliyet Partisi’nin (SDA) kurulmasında ve tereddüt içindeki aydınların bu harekete kazandırılmasında önemli katkıları olmuştur. Bu süreç içinde Aliya İzetbegoviç’in yakın ve sır arkadaşı olmuş ve savaş boyunca Bosna’ya büyük hizmetler etmiştir. Gerek Batı Dünyası’nda, gerekse de Bosna’da kendisine iftira edenler çok olmuştur; İran, Arabistan vs ülkelerin casusu olarak suçlayanların tümü ya düşman, ya vicdansız, ya gafil veya haindir. Hasan Beg, Allah’tan başkasına eyvallahı olmayan bir adamdı. İnançlarına ve ülkülerine derinden bağlı ve sonuna kadar kavi idi. Yani, ataları gibi, bildiğimiz tavizsiz bir serhad gazisi idi. İkna oluncaya kadar kaya gibi dik dururdu, gerekince mesai arkadaşlarıyla da çok kavga ederdi. İmanı ve vatanı O’nun her şeyi idi!
​1988-1990 yılları arasında Zagreb şehrindeki İslâm Merkezi’nde çalışırken SDA’nın kuruluşu için görevinden ayrılmış ve partinin genel sekreteri olmuştur. Sırplar’ın ve Hırvatlar’ın Boşnaklar’a saldırması üzerine bu görevinden ayrılmış, 1992-1996 yılları arasında yurtdışı ikmal işlerinden sorumlu baş danışman olmuştur. Bu görevde iken de mucizeler yaratarak Bosna Ordusu’nun kurulmasında ve ülkenin savunmasında hizmet etmiştir. Şubat 1996 tarihinde Bosna-Hersek Federasyonu Savunma Bakanı Yardımcısı olmuşken dış güçlerin dayatması ile bu görevinden Aralık 1996 tarihinde ayrılmıştır. 1998-2002 tarihleri arasında milletvekili sıfatıyla BH Meclisi’ndeki “kaçkınların ve sürgünlerin yurtlarına dönmesi” ile ilgili olarak çalışan kurulun başkanlığı ile Bosna-Hersek savunma kurulunun üyeliğini yapmıştır.
​Meclis ve ordu tarafından verilmiş altı ve gümüş madalyaları vardır.
​Seni dostların, sevenlerin olarak sesleniyoruz:
Ânî vedan bizi yüreğimizden vurdu. Fakat, yine diyoruz ki güle güle sevgili Hasan Beg, inşallah mülaki oluruz bezmi ezelde. Hiç merak etme, gerekirse Boşnaklar bir destan daha yazacaktır. Ayrıca, her Türk birer Boşnak, her Boşnak da birer Türk sayılır. Biz bütün Dünya’ya senin hasretini çektiğin adaletin ve hürriyetin timsali olacağız inşallah.
​Bil ki iki kardeş milletin kalbinde şu ortak duygu ve kararlılık derinlere kazınmıştır: Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım!

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir