Merkel’in Türkiye ziyareti

Mehmet Kurtoğlu: Maalouf’un, Uygarlıkların Batışı kitabı

Kafkasya’dan Osmanlıya – Gözyaşı ve dans

Nazim Cafersoy: Bir an əvvəl milli dövlət proqramına geri dönməliyik

ABD’de BİDEN’ın Dışişleri bakanı Antony Blinken olursa

Gündem 23 Kasım 2020
89

ABD başkanlık seçimlerinin galibinin ‘alter egosunun’ dışişleri koltuğuna oturması halinde demokrasi ve insan hakları kılıfı altında Esad’ın gitmesi, DSG’nin güçlenmesi, Rusya ve Çin’e müttefiklerle baskı politikaları gütmesi bekleniyor. Bliken, ‘hayati derecede önemli NATO müttefiki’ dediği Türkiye’den özellikle Suriye’de işbirliği bekliyor.

ABD’de 3 Kasım seçimlerinde Başkan Donald Trump’ı yenmiş gözüken Demokrat Partili Joe Biden’ın dışişleri görevi için tercihinin 30 yıldır dış politika yapan, eski başkanlardan Bill Clinton’ın metin yazarı, Barack Obama’nın hem Dışişleri Bakan Yardımcısı hem de Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi ve tüm önemli toplantılarının katılımcısı Antony Blinken olduğu belirtildi.

Biden’ın uzun zamandır dış politika danışmanlığını yapan, hatta ‘alter egosu’ lakabıyla anılan Tony Blinken’ın Senato’dan onay alıp Dışişleri Bakanı koltuğuna oturması halinde, Trump döneminde bozulan Transatlantik ilişkileri onarıp çoklu ittifaklara dayalı şekilde ABD’yi yeniden ‘lider ülke’ haline getirme politikası güdeceği öngörülüyor.

Türkiye’de de çok yakından bilinen Blinken, Ankara’nın PKK’nin kolu, dolayısıyla ‘terörist’ kabul ettiği YPG’nin başını çektiği Demokratik Suriye Güçleri’ni (DSG) destekledi, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Obama’nın Ankara’ya gönderdiği isim oldu, temaslarının ardından “Dünya genelindeki insanların bu saldırının Türkiye’deki demokrasinin kalbine bir hançer olduğunu bilmesi gerekiyor. Neyse ki darbe girişimi başarısız oldu ve bizim de Türkiye ile olan ortaklığımız daha da güçlenmeli” dedi. Son olarak Ankara’nın Kıbrıs siyasetine karşı sesini yükseltti.

Amerikan dış politikasında demokrasi ve insan hakları için bastırmanın önemini savunagelen Blinken, 2013’te Suriye’de yürütülen vekalet savaşı Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kimyasal silah saldırı düzenlediği iddiasıyla körüklenirken, askeri harekat düzenlenmesinden yana tavır aldı. Ama Obama bu yolu izlemedi.

2017’de Esad’ın kimyasal silah saldırı düzenlediği iddiasıyla Suriye’ye füze saldırıları düzenleyen Trump’ı alkışlayan Blinken, ardından The New York Times’da yayımlanan makalesinde, Trump’ın Erdoğan’la konuştuktan sonra Suriye’den çekilme talimatı vermesine karşı çıkıp DSG’nin silahlandırılmasını savunurken geçmişte AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yapılan görüşmelerle ilgili izlenimler de paylaştı:

“Dışişleri bakanı yardımcısı olarak, DSG’ye olan Amerikan desteğini sürdürmek adına Türk meslektaşlarımla bir modus vivendi [fiili uzlaşı] bulmak için saatler geçirdik. Suriye’nin kuzeydoğusunda Menbic’in kurtarılmasından Rakka’nın izolasyonuna kadar, her önemli kavşakta öfkeyle protesto ettiler, uluslararası koalisyonun İncirlik hava üssüne erişimini engellemek ve terörle mücadele iş birliğini yavaşlatmak da dahil olmak üzere, girişimleri tehdit ettiler. Türk medyasında Amerikan karşıtı söylemler yükseldi. Her seferinde Obama’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile doğrudan iletişime geçmesi gerekiyordu. Başkan Trump, Pentagon’un DSG’yi silahlandırma tavsiyesini uygularsa, Erdoğan’ı gemide tutmak, onun diplomatik becerileri için son derece önemli bir test olacak.”

Son dönemde Ankara’nın Kıbrıs’ta yeniden iki devletli çözümü savunan açıklamalarını eleştiren Blinken, 27 Ekim’deki paylaşımında “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve [KKTC Cumhurbaşkanı] Tatar’ın iki devletli Kıbrıs çözümü açıklamasını üzülerek izliyoruz. Joe Biden uzun bir süredir barış ve huzurun olduğu çift bölgeli ve iki toplumlu bir federasyonu desteklediğini söylüyor” dedi.

9 Temmuz 2020’de Hudson Enstitüsü’nde katıldığı söyleşide “Türkiye ile ilişkiler sizce nereye gidiyor ve bir Biden yönetimi bu alanda ne arayacaktır?” sorusuna Blinken şu yanıtı verdi:

“Türkiye angajmanları, coğrafi konumu ve çıkarları açısından bir NATO müttefiki. Hayati derecede önemli bir ülke ve öyle ya da böyle, herhangi bir mesele, ihtilaf veya girişimde genellikle de temel bir şekilde önemli oluyor.”

“Elbette ki Türkiye ile daha yapıcı ve olumlu bir ilişkiye sahip olmanın yolunu bulmak istiyoruz, fakat bu, bizzat Türkiye hükümetinin kendisinin de aynı şeyi istemesini gerektiriyor. Gerçek sorunların ve farklılıkların olduğu açık, ama aynı zamanda iki tarafın da daha etkili şekilde birlikte çalışmasının gayet mantıklı olduğu alanlar var. Mesela Suriye bunlardan biri.”

“Bunu yapmanın yollarını bulabileceğimizi umuyorum, fakat ilişkide karşılaştığımız bazı meydan okumaları küçümsemek de istemem. [Birlikte çalışmak] Bence, her şeyden önce son derece doğrudan ve açık bir konuşmayı gerektirecektir. Şunu söyleyebilirim ki, Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçmişe dayanan bir ilişkisi var. Birbirlerini tanıyorlar. Birçok konuda geçmişte doğrudan temas kurdular ve bence, Türkiye’yle birlikte çalışırken şunu gördük ki, bu ilişki çok önemli. Biden’ın, birlikte ele almanın yollarını bulmamız gereken bir dizi sorunda Türk mevkidaşıyla yoğun görüşmeye gireceğini sanıyorum.”

Yakın zamanda Intelligence Matters podcast yayınında konuşan Blinken, ABD’nin ittifaklarını yeniden inşa etmesini savunurken aksi takdirde ‘Rusya ve Çin’deki otokrasilerin’ bu durumu istismar ettiğinden söz etti.

Financial Times’a konuşan Obama dönemi yetkilileri Blinken’ın demokrasi ve insan hakları konusunda Obama Beyaz Sarayı’ndan daha sert tavır almasını ve Rusya ile Çin’e bunlar üzerinden yüklenmesini beklediklerini dile getirdi.

Obama’nın Rusya ile ‘reset’ politikasının mimarı ve eski Moskova Büyükelçisi Michael McFaul, 2011’de Moskova’yı ziyaret eden Biden’a Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ardından Rus muhalif liderlerle görüşmesini tavsiye ettiğinde Blinken’ın 3 saniye içinde “Gerçekten çok iyi fikir” diyerek destek verdiğini anlattı.

Seçim kampanyası sırasında Trump’ın çıktığı uluslararası anlaşmalarla ittifaklara geri dönülmesi gerektiğini savunurken oyunun içindeyken dışında olmaya kıyasla oyunu etkilemenin daha mümkün olduğuna dikkat çeken Blinken, Biden’ın Çin’e karşı sert duruş sergilemek için müttefiklerin baskı uygulaması, yaptırımlar ve diğer araçları kullanma planının da gerisindeki isim.

Blinken, Biden’ın Çin’in yurttaşlarını güçlendirmek yerine devlet kontrolünün çapını genişletmek için teknolojiyi kullanmasından endişe duyduğunu aktarırken “Dünyada tekno-demokrasilerle tekno-otokrasiler arasında ayrım güdüyor” dedi.

Pekin’i en kızdıran meselelerden olan ABD’nin Tayvan’a desteğine de el atan Blinken, “Tayvan ile daha güçlü ekonomik bağlar aynı zamanda müşterek demokratik değerleri ve bölgesel barış ve istikrara ortak bağlılığımızı destekliyor” diye tweetledi.

Yorumlar