Türkiyənin YPG -PKK qarşı anti-terror əməliyyatı

Peterburq görüşünün əsas gündəmi Suriya münaqişəsi oldu

Putin Kosovalı Sırplarla görüşecek mi

TurkStream: Russian Trojan Horse to Europe

ABD’ NİN ÇÖKÜŞÜ VE TERÖRİZMİN GERÇEK YÜZÜ

Gündem 30 Kasım 2019
445

Afganistan’ın ve Orta Asya’daki gider ülkelerin kaderini etkileyen sistemsel oluşumlar iki farklı kümede yer almaktadır. Bunları küresel oluşumlar ve bölgesel unsurlar olarak değerlendirmek gerekmektedir. Öncelikle coğrafyaları etkileyen ana unsur olan küresel oluşumların analizine odaklanmalıyız.
Küresel oluşumlar kendi bölgesinden uzak ve medeniyet hususunda yakınlığı olmayan ama zengin maden yatakları ile verimli toprakları olan ülkelere yönelik sömürge politikası izlemeyi hedefler. Öncelikle hedef ülkede eğitim ve sosyal politikalarda ayrışmalar oluşturup çatışmaları tetikleyerek kargaşa ortamı içerisinde sorunların meydana gelmesini sağlarlar.
Daha sonra çözüm sunmak bahanesi ile uluslararası siyaset sahnesinde ön plana çıkarak çatışan gruplara, barışı sunma hedefi ile bütün kontrolleri ellerine almayı arzularlar. Küresel oluşumların başında ABD- Çin- Rusya gelmektedir. Bu ülkeler kendi coğrafyasında ve sınır aşan coğrafyalara yönelik uyguladıkları kitle psikolojileri ve ekonomik operasyonlar içerisinde, hedef gördükleri ülkeleri sindirerek iç karışıklık içerisinde yıpratmak için çalışırlar.
Küresel oluşumlar ile irtibat halinde olan bölgesel unsurlar da suhuletin bozulması, sosyal düzenin sarsılması ve devlet nizamının yara alması için çaba sarf eder. Küresel güçler ekonomi, finans, diplomasi ve istihbarat yöntemi ile operasyon çalışmaları icra ederken bölgesel unsurlar (İran, Suudi Arabistan, Pakistan) çoğu zaman aşırı radikal ve marjinal oluşumlar içerisinde küresel aktörlerin taşeronu olarak faaliyet gösterirler.
ABD, Afganistan’a girebilmek için, üç ana hedef doğrultusunda kampanya yürüttü.
1-Terörizmle Mücadele hususunu ön planda tutarak dünya jandarmalığına ulaşmak istediler. Şu an, terörizm artmış durumda ve ABD yetkilileri, Taliban’ın savaşta yıkılmayacağını ancak Araplara İran’a destek vermeyi vaat ettiklerini itiraf ettiler. Bu çelişkiler Amerikan diplomasisinin itibarını zedelemiş durumda.
2. Uyuşturucu ve Narkotikle Mücadele’yi, dünya sağlığı açısından önemli bir hedef olarak gösterdi. Ama şu an uyuşturucu merkezi ABD, askeri üssünün bulunduğu yerlerde olduğu önemli iddialar arasında yer almaktadır.
Bermuda Şeytan Üçgeni gibi Rusya, ABD ve Çin arasında kalan Afganistan dünya güçleri için jeopolitik bir hedef durumdadır.
Bu üç başlık altında süregelen kriz politikaları, dünyanın büyük ölçüde zarar görmesine neden oldu. Yürüttüğü yanlış politikaların gün yüzüne çıkmasıyla birlikte Amerika, Orta Asya jeopolitik çukurundan çıkamayarak yara almaya başladı. Araştırmaya göre ABD’nin dünyada farklı bölgelere dağılmış 700’ e yakın askeri üssü bulunmaktadır. Peki sormak lazım: Kendi ülkelerinden uzak olan bu askeri üsler ne yapıyor?
Son zamanlarda, kendi ülke vatandaşlarının da tepkisini çeken ABD liderlerinin, Afganistan’dan çekilme acelesi gözden kaçmıyor. 28 Kasım 2019’ da aniden Afganistan’a gelen ABD Başkanı DONALD TRUMP, Parvan bölgesindeki Bagram Amerikan askeri üssüne ziyaret gerçekleştirdi.
Burada askerlere hitap eden ABD başkanı, en kısa zamanda Afganistan’dan çekileceği ve askerlerin ailelerine kavuşacağını dile getirdi. Orta Asya’ da ABD bölge elçisi olan Zalmay Halilzad’ ın açıklamalarından da görüldüğü üzere, çok açık bir şekilde ABD’nin bölgeden ivedili bir şekilde çekilme kaygısı görülmektedir.
Uluslararası siyasette çok büyük hatalar yapan ABD, tıpkı SSCB’nin dağıldığı gibi büyük bir çöküş yaşayacağını öngördüğü için tedirgin bir şekilde hareket etmektedir. Dünya, bu kadar sancılı sürece nasıl geldi diye kendimize sorarak geçmişe bakıp dünün analizini iyi bir şekilde yapmamız gerekiyor.
Bu doğrultuda, ABD ve stratejik ortakları tek küresel güç olmak için rakibi olan SSBC’nin dağılması adına cihat fikri içerisinde şekil alan partizan (mücahidinler) oluşumları destekleyerek çatışmalara hız kazandırdı. Kitle psikolojilerini çok iyi bilen ABD, terörizm ve radikal oluşumları her zaman bir silah olarak görmektedir.
Hala Taliban oluşumlarını aynı minvalde ortak proje olarak bölgesel unsur ülkeleri (Suudi Arabistan, Pakistan) ile eş güdümlü işletmektedir. Şu an bölgedeki ülkelerin ve milletlerin ayılarak gerçeği görmeye başlamasıyla birlikte, TALİBAN projesi çok büyük yara almış ve yıkılmaya yüz tutmuştur.
ABD, Pakistan’ı terörizm çiftliği gibi kullanarak eleman kazanmaya önem vermektedir. Bu hususta orta Asya’da ki zengin kaynaklara sahip olan ülkelere gerçekleşen eylemleri organize eden radikal terör gruplarına karşı suhuleti sağlamayı vaat ederek çok büyük gelirler elde etmektedir.
Pakistan ABD’nin oluşturduğu radikal grupları kendi çıkarları için gayri resmi operasyonlar doğrultusunda Afganistan ve Hindistan’a karşı kullanmaya başladı. Bu hamle ile stratejik ortaklık açısından ABD ve Pakistan ayrışmaya başladı. Şu an da ABD bölgedeki gücünü korumak için Suudi Arabistan ile birlikte İran’a karşı yeni bir politika yürütmeye çalışıyor. Bu oluşumda Suudi Arabistan’a yakın olan Taliban liderleri ile görüşmeler sürmektedir.
Pakistan Başbakanı İmran Han’ın, yakın zamanda gerçekleştirdiği ABD ziyaretinden sonra basın açıklamalarında ABD Başkanı DONALD TRUMP’ın Pakistan’a 35 milyar dolar yardım ettiğini dile getirdi.
Öte yandan Pakistan Başbakanı İmran Han, 40 milyar dolar zarardan ve yetmiş bin insanın hayatını kaybetmesinden dolayı endişesini dile getirdi. Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere iki tarafta zarar ettiğini beyan etmektedir. Bu yüzden ABD, Pakistan’a stratejik olarak güven zedelenmesi yaşadığını beyan etmektedir.
Her iki ülke arasında artan gerilim nedeniyle ABD, oluşturduğu baskılar ile Pakistan’ı yıpratarak kendi politikalarına razı etme girişimi, her gün biraz daha artmaktadır. ABD kurduğu baskılarla Pakistan’ı kendi hedefleri doğrultusunda çalışmaya zorlamaktadır.
Daha önce ABD, Pakistan’a Afganistan ile arasındaki krizde destek vereceğini belirtirken Pakistan’ın artık böyle bir desteğe ihtiyaç olmadığını çünkü Afganistan’ın bütün devlet kurumlarında görev yapan vatandaşlarının olduğunu belirtmesi üzerine ABD’den, Hindistan’a karşı destek talep etmektedir. Bu talep ABD’ nin bölgede yürüttüğü stratejilere ters düşmesine neden olmaktadır.
Öte yandan Suudi Arabistan’ın, Taliban’ı İran’a karşı kullanma girişimi ile bölgede tansiyon yükselmektedir. Bu süreçten en çok İran’a sınır komşusu olan Afganistan zarar görmektedir. Suudi Arabistan İran’ın Yemen’de Husiler aracılığı ile gerçekleşen opreasyonel oluşumlardan gördüğü zararı ön planda tutarak karşı bir atakta bulunmaktadır. Bu minvalde İran’ı baskı altına almaya çalışmaktadır.
Bu yüzden Terörizm projesi (Taliban, el-Kaide, Daeş vb. oluşumlar) ile muhatap olan ülkeler, kendilerine karşı bir çatışma evresine girdiler. Çünkü bu projede her ülkenin öncelikleri farklıydı. Pakistan için, Hindistan ve Afganistan’a karşı galip gelmek. ABD için, Çin’in gücünün kırılmasını sağlamak ve Orta Asya’yı kendi tekelinde tutmak. Suudi Arabistan için, İran’ın rekabet gücünün kırılmasını sağlamak.
Bölgedeki ülkeler arasındaki bu rekabet arayışları büyük bir çatışmanın kendiliğinden oluşmasına neden oldu. ABD bölgedeki stratejisinde başarısız olduğunu gördüğü için sahadan çekilmek için arayış içerisine girse de maddi ve askeri olarak kayıpların artmasından dolayı, bunun zor olacağı görülmektedir.
Bölgede hâkimiyet kurmak üzere uzun yıllara dayanan çalışmalar doğrultusunda kurduğu terörizm politikası, ABD’nin parçalanmasına neden olacaktır. Çünkü, her ülke terörizmi kendi çıkarları doğrultusunda bir hedefi yönetme arayışına gittiğinden ABD eskisi kadar rahat hareket edememektedir.
11 Eylül saldırısı ile başlayan terörizm ile mücadele adı altında yürütülen ABD politikalarına, şu an baktığımızda çok büyük zararlar ve başarısızlıklar ile karşı karşıya kaldığını göreceksiniz. Afganistan’a özgürlük getireceğim diyerek çıktığı yolda, kendi kurduğu terörizm ile bölgedeki dengeleri dağıttı. Gerçekten özgürlük mü getirdi, yoksa uyuşturucu ticaretini kendi tekeline mi aldı bakmak lazım.
Kitle imha silahları bahanesi ile girdiği Irak bugün yerle yeksan olmuş ve orada yaşayan insanlar kendi ülkelerinde mülteci konumuna düşmüş durumda. Vakti zamanında ABD, İran’ a karşı mücadele etmek için Irak’ı kullanırken bugün Irak ABD tarafından parçalandı.
Libya ile ikili ilişkileri çok güçlü olmasına rağmen, çıkarların çatışması doğrultusunda kendi destekleri ile devletin başına geçen Muammer Kaddafi, yerli milisler tarafından linç edilerek öldürüldü. Son olarak Suriye’de cereyan eden sorunlarda, bütün tarafları iç birliği adı altında kışkırtan ve dengeleri sarsan ABD, sahaya İran ve Rusya’nın girmesi ile büyük ölçüde güç kaybetti.
Son çıkış noktası olarak kurduğu terörizm oluşumlarından PKK, PYD vb. unsurları ile bölgede hüküm sürmek istedi. Nitekim bölgede büyük bir gücü olan Türkiye’nin, önce kendi içindeki ABD oluşumu olan FETÖ ile mücadelede başarı sağlayıp ardından PKK, PYD unsurlarına yönelik yürüttüğü operasyonlarla birlikte bütün dengeler değişmiş oldu.
Sonuç olarak bu durumu birkaç cümle ile özetleyecek olursak; bölgede Türkiye ve Hindistan dışında kimse Afganistan’ın kalkınmasını istememektedir. Ama aynı zamanda Türkiye’nin, dünyada ve bulunduğu bölgede gücünün artması, Afganistan’ı memnun etmektedir.
Çünkü herhangi bir çıkar içerisinde olmayan ve bölgedeki bütün ülkeler ile ikili ilişkilerde gücünü artıran Türkiye’nin kendinden emin bir şekilde ilerlemesi, ABD için çöküşün ayak sesleridir.
Dr. Tevfik FEVZİ

Yorumlar