Esad Erdoğan ve Putin’i Şam’da namaza bekliyor

Türkiye’nin eksen değişikliğine terör faturası!

Rus senatör: Uçağımızın düşürülmesindeki amaç, Rus-Türk ilişkilerini gerginleştirmek olabilir

Rabia Kadir: BU CANİ UYGUR DEĞİLDİR!!!

AB Türkiye’yi hiç bir zaman içine almaz ve almak fikri de olmadı”

Gündem 4 Ekim 2016
707

Uluslararası Hukuk uzmanı, siyasetbilimci, doç.dr. Hâluk Safevi sorularımızı yanıtladı

-Güvenlik kavramı bulunduğumuz koşullar içinde artık paylaşılan bir olgu durumundadır. İlk once şundan başlayalım: Sizce NATO’nun stratejik yapısı günümüz tehditlerine yanıt vermekte midir? Bugün NATO’yu nasıl tanımlarsınız?
-NATO Güvenlik konusunda ABD’nin ve Batı’nın politikasının askeri açıdan çıkarlarının sağlanmasına hizmet eden bir kurumdur. Türkiye`nin bir devlet olarak bu kurumda olması Türkiye’den çok ABD’ye ve Batı’ya gereklidir. Bu yüzden de Türkiye`nin eskisi gibi NATO`nun üyeliğinde kalması ve kendi sorumluluklarını icra etmesi için çalışıyorlar. NATO oluşturulurken o dış güçlere karşı birlikte mücadele etmek için kuruldu. Bu amaca göre de elbette yeni dünya düzeninde diğer güçlere karşı büyük tehlike kaynağıdır. Türkiye için son zamanlarda daha da tehlikelidir, ancak ben böyle düşünüyorum ki ABD ve Batı, neyin pahasına olursa olsun Türkiyeyle ilişkileri normalleştirmek için uğraşacaktır.
-Orta Doğu’da uzun zamandır büyük değişimler meydana gelmektedir. Bu durum ABD’nin yıllarca izlediği dış politika stratejisinin artık geçerli olmadığını mı ortaya koymaktadır?2016 ABD seçimlerinde bu bir fırsata dönüştürülebilir mi? Eğer dönüştürülebilirse nasıl bir politika oluşturulur?
-Bu konuda politikacıların büyük bir kısmı hep yanılıyorlar: bu da Türkiye`nin ABD`den habersiz olarak Orta Doğu’da operasyonlar yaptığını düşünmektir. Aslında Türkiye’nin Suriye’de yaptığı tüm operasyonlar ABD`yle uzlaşma kapsamında yapılmaktadır. Sanırım, seçimlerde kimin seçilmesi farketmeksizin, ABD politikasını sürdürecektir, zira ABD öyle bir devlettir ki, onun stratejisi asla ve asla değişmeyecektir.
-Rusya’nın Suriye’deki son operasyonları ve yükselen Çin ekonomisinin ardından hala uluslararası düzende bir ABD hegemonyasından bahsedilebilir mi?
-Burada çok önemli bir husus var. Suriye konusunda ABD Rusya Türkiye anlaşmasının olması kesindir ve vardır. Çin’in ABD gibi veya bu güce benziyen bir güç olarak gözükmesiyse henüz sözkonusu değildir, şuanda dünyada süper güç ABD`dir ve bu güç te İngiltere`den yönetilmektedir.
-Anketlerde ön sırada olan Cumhuriyetçi adaylardan D.Trump’ın İslam karşıtı sert sözleri, çoğunluğu Müslüman ve ABD’nin müttefiki olarak görülen Türkiye ile olan ilişkilerine seçimi kazanmaları halinde iki ülke arasındaki ilişkilere bir zarar vermesi beklenir mi?
-Bu seçimöncesi olan bir projedir ve sanırım seçimlerinde kimin seçilmesi hiç önemli değil. ABD politikası devam edecek, çünkü ABD öyle bir devlettir ki, onun stratejisi değişmeyecek.
-ABD Başkanı Barack Obama’nın geçen hafta veto ederek Kongre`ye geri gönderdiği ve Suudi Arabistan’a 11 Eylül saldırılarından dolayı dava açılmasına olanak tanıyan yasa tasarısı, Senato`da ezici çoğunlukla yeniden kabul edildi. Bunun anlamı nedir? ABD Suudi Arabistan`ı neden sıksın ki ?!
-Son Zamanlarda Suudi Arabistanı ABD tarafından dışlanmaktadır ve sanırım, ABD herhangi bir konuda Suudi Arabistan`ı anlaşmaya sürüklemek istemektedir. Sanırım, bu Suriye konusuyla ilgilidir.
-Şuan Avrupada bir İslamaphobi açıkça gözükmekte. Sizce, İslam karşıtlığının artmasının nedeni İslam’ın Avrupa’da yayılması olabilir mi?
-İslamaphobi Avrupa’da ve Hıristiyan devletlerinde tarih boyunca olmuş bir konudur, şimdi de var ve tarih boyunca da hep olacaktır. Hıristiyan devletleri onlarin otoritelerinin İslam lehinde azalmasından tedirginler ve düşünüyorum ki, buna karşı kapsamlı mücadele etmektedirler.
-Bir sorum olacaktı. Fransa Başbakanı Manuel Valls, Europe1 radyo kanalına verdiği demeçte, Fransa’da terör saldırısı tehdidinin en yüksek seviyede olduğunu söyledi. Başbakan Valls, “Bu hafta en az iki saldırı önlendi” dedi. Yani, bilerekten mi terör hortlatılıyor, yoksa böyle bir tehlike mevcut mu?
-Biliyorsunuz, terörün ne zaman yapılacağını bir onu yapacak olanlar, bir de yaptıranlar bilir. Terör bir ve ya birkaç devletin planlamasıdır. Bu yüzden hemen hemen tüm terör örgütlerinin yaratıcıları ve yöneticileri de bu büyük güçlerin kendileridir.
-Avrupa Birliği`nin bu zamana kadar uyguladığı göçmen politikasını göz önüne alırsak kendisinin dünya düzeninde oluşturmuş olduğu normları ve değerleri (insan hakları, eşitlik, adalet …) uygulamada bu zamana kadar ne kadar başarılı olabilmiştir?
-Avrupa Birliği de diğer topluluklar gibi oluşturulurken esas üye olan devletlerin çıkarlarına hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. Onun diğer devletlerin ve evrensel amaçlara hizmet etmesi asla mümkün değildir. O, özel çıkarlara hizmet eder, insanlığın yararına değil. İnsan hakları, eşitlik, adalet, hepsi birer palavra…
-Fransa`da gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde merkez sağın aday adayı olan Nicolas Sarkozy, seçilmesi halinde ilk işinin İngiltere’yi AB’de kalmaya ikna etmek olacağını, Türkiye ile sürdürülen müzakerelerin ise kesileceğini iddia etti. Bu zaman AB Türkiye`yi tümden kaybetmiş olmaz mı? Sizce, Fransa AB tarihinde böyle bir yanlış yapabilir mi?
– AB Türkiye’yi hiç bir zaman içine almaz ve almak fikri de olmadı. Sadece Türkiye’yi kendi istedikleri hale getirmek istediler, bu da olmadı işte. Fransa Cumhurbaşkanı`nın böyle bir demeç vermesiyse sırf seçim dönemi için uygun olan bir demeçtir. Türkiyeyle ilişkilerin kesilmesine gelince zaten Fransa ile Türkiye ilişkileri son 10 yılda hiçbir zaman tatminedici olmadı ve bunun hiç bir sakıncası yoktur.
-Almanya’da ve Batı medyasında oluşturulmak istenen Türkiye algısını Haluk Sefevi nasıl değerlendiriyor?
-Son zamanlar Türkiye’nin bu denli sorunlara rağmen kendi siyasi çıkarlarına uygun hareket etmesi gerek AB`yi, gerekse de başka devletleri, özellikle de Almanya’yı çok rahatsız ediyor. Herhangi bir yöntem ve araçlarla Türkiye’yi sakinleştirmek için çalışıyorlar ve bu da bir yöntemdir. Ancak Türkiye`nin böyle meselelerde saflıkla inanacağını sanmıyorum.
-Gelelim Bölgemize … Gürcistan’da muhalif ‘Yurtseverler Birliği’ partisinin lideri İrma İnaşvili, eski Devlet Başkanı Saakaşvili’nin yeni bir darbe hazırlığı içinde olduğunu öne sürdü. Gürcüstan`da darbe haberlerinin yayılmasının arkasında kimler var sizce?
-Ben politik açıdan, Saakaşvili’nin darbe planının olması olası bir durum değildir diye düşünüyorum. Olmuş olsa bile arkasında muhtemelen destek veren ülke ABD olabilir ve bunun olması da pek mümkün değil. Sadece Türkiye`de gerçekleşenlerden sonar bir algı operasyonu yapılıyor Gürcistan’a karşı.
-Ermenistan`da da tansiyon bir hayli yüksek. Kafkasya`da bu denli yüksek tansiyon ortamında Azerbaycan`ın tutumu ne olmalı?
-Son zamanlarda Ermenistan`da gerçekleşen olaylarda ABD ve Rusya mücadelesi Rusya’nın yararına halloldu, yani yine bölgenin süper gücü Rusya olarak kaldı. Azerbaycan’ın bu olaylara yaklaşımı kendi çıkarları çerçevesinde yaklaşımdır ve sanırım, böyle olması daha uygundur.
-Türkiye`de son günlerin gündem konusu Soner Yalçın`ın Azerbaycan`da paralel yapının güçlü olması ile ilgili yazdığı yazılar. Azerbaycan`dan olan bir siyasetbilimci olarak nasıl değerlendiriyorsunuz durumu ?! Birileri böyle yazılar kaleme aldırarak iki kardeş ülke arasındaki durumu germek mi istiyor?
-Her devlette parallel yapının olması mümkündür. Azerbaycan`da paralel yapının olması mutlaktır, ancak Azerbaycan`da paralel yapının güçlü olduğunu düşünmüyorum. Bence bu yaşanan veya olması muhtemel olaylara etki edebilecek güçte değildir, abartıyorlar. Ancak bu gibi ifade ve görüşmeler iki devlet arasında siyasi açıdan suyu bulandırmağı amaçlamaktadır.
Azerbaycan emniyet birimleri Türkiye`nin ilgili makamlarıyla karşılıklı çalışıyor, sanırım yakında bu konu kökünden hallolmasa bile, çözümüne kavuşacaktır.
-İŞİD konusu bölge için çok tehlikeli. Azerbaycan, Türkiye ve Rusya bu tehlikeyi bertaraf etmek açısından ortaklaşa neler yapmalı?
-Azerbaycan bu olaylara seyirci kısmında sebeb budur ki, bu örgütler büyük güçler tarafından kuruldu ve bugün de yönetilmektedir. Azerbaycan herzaman teröre karşı olduğunu dile getirdi. Teröre karşı Türkiye ve Rusya’nın Kabul ettiği ortak mücadeleyle ilgili destek olarak Azerbaycan Türkiye’nin hep yanında olduğunu defalarca belirtmiştir.
-Bugün bir zigzaglı Türkiye Rusya ilişkileri gözlemliyorum ben şahsım adına. Türkiye ne kadar istekliyse, bana kalırsa, Rusya eski husumetleri, özellikle son uçak olayını unutmadı. Nasıl bir yol izlemeli devletler: ister Türkiye, isterse de Rusya ?!
-Türkiye`den Rusya’ya karşı hiç bir zigzaklı ve yanlış bir yaklaşım olmamıştır. Kaldı ki, son uçak olayına bu olayı yapan Türkiye değildi ve bunu Rusya da biliyor. Ancak bu konuda yavaş yavaş Rusya’nın Türkiye’ye karşı çıkması mümkündür, zira Rusya Türkiye’yi güçlü devlet olarak görmek istememiştir ve bugün de Türkiye’nin güçlü devlet olup bölgede söz sahibi olması onun çıkarlarına uygun değildir. Bence Türkiye bu konularda çok dikkatli olmalıdır.

Yorumlar