İran Savunma Gücü

Faiq Qəzənfəroğlu: “Cəbhədə hücumedici tərəf olmasaq, diplomatiyada heç bir uğur qazana bilməyəcəyik”.

ABD’lilerin Türk askerlerine verdikleri eğitim son aşamada

“Black Mirror”dan, Popülizme

12 Eylül: Vatanseverlik ya da İktidar Mücadelesi

Gündem 12 Eylül 2020
78

12 Eylül 1980 “askerî müdahalesi” “etraflıca ve korkusuzca” yürekli siyaset bilimciler, uluslararası ilişkiler uzmanları, hukukçular ve tarihçiler tarafından incelenmelidir.

– Askerî müdahalenin arkasında ABD mi vardı? Sadece “bizim çocuklar başardı” kodu isnat için yeterli miydi? 1950’lerde Başbakan Adnan Menderes ve kabinesi için de ABD’de “good boys” (iyi çocuklar) ifadesinin kullanıldığı söz konusu idi. Müttefiklik ilişkileri bağlamına malum ifade “genelgeçer” miydi? Anarşi, işgal planı için en uygun ortam iken neden Cumhurbaşkanı Kenan Evren “kaybolan devlet otoritesini yeniden temin etmek içun” desindi?(Sahiden devlet otoritesinin olmadığı o tarihi yaşayan büyüklerimizce aktarılmakta. Demokrasiye bir darbe yoktu ortada. Çünkü demokrasi değil; anarşi ve suç sokaklardaydı.)

– Gerçekten vatansever kimdi? Cumhurbaşkanı Kenan Evren mi? Ülkücüler mi? Sosyalistler mi? Siyasal İslamcılar mı? Ya da her sabah sokaklardan cenaze toplamaktan yorulan genel toplum vicdanı mı? 12 Eylül’den önce birbirlerini imha eden bütün gruplar neden 12 Eylül müdahalesine karşı ittifak ediyorlar? Ya da konu “vatanseverlik” miydi yoksa “iktidar mücadelesi” miydi?

– Cumhurbaşkanı Kenan Evren isteseydi ölümüne kadar iktidarda kalabilirdi. Görev süresi dolunca bir kenara çekilmesinin gayesi Türk demokrasisinin güvenilirliğinde çatlak oluşmaması gayreti miydi ya da birilerine yol açma niyeti miydi?

– Gerçekten 12 Eylül askerî müdahelesinde devlet kimdi? Devlet, genel halk vicdanında anarşiyi durduran “kahraman ordu” muydu yoksa “işkenceci emniyet mensupları” mıydı?

– Her grubun üyeleri kendi “mağdur dairelerinde” başkalarını suçlayabilir veya kendini savunabilir. Türk siyaset tarihinde kendilerini “derin” zanneden grupların, tarikatlerin vs. hezeyanlarından birşey anlaşılmıyor. Bir olay, öncülleri ve artçılarıyla ele alınmalıdır. Kim palazlandırdı bu kadar örgütü? En barizinden, Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in Eskişehir konuşmasını dinlerken “falana ta’n edip filanı öven” bir ifade yok. Ancak Evren’in hemen ardından Başbakan Özal döneminden itibaren tarikatlerin, yasadışı örgüt ve cemaatlerin devlete sızmaya başlaması nasıl açıklanabilir?

Bunlar ve eklenebilecek birçok sorunun cevabı, eleştirel düşünme yeteneği kuvvetli her bir vatandaşın arayışıdır.

Muhammet Mağat

Yorumlar