Rus senatör: Dünya kamuoyu ABD’nin Suriye planlarına engel olmalı

Olası Afrin Harekatı hakkındaki düşüncelerimiz

Türk ve Müslüman düşmanı CIA ajanı Richard Clarke BAE emrinde!

ALTIN ORDA DEVLETİ’NİN RUSYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Yakındaki Uzak Ülke: İran

İran 3 Şubat 2017
520

İran, 560 kilometre ile kara sınırımızı, büyüleyici bir ahenge sahip Farsça ile edebiyatımızı ve dilimizi, sınır ortaklığımız ile binlerce yıllık tarihimizi, Kelle paçası, Kebabı vb. ile mutfağımızı, aynı dine mensup olmamız hasebi ile ortak bir dini paydayı paylaştığımız; Osmanlı döneminde bölgesel bir iktidar savaşı verdiğimiz, Cumhuriyet döneminde modernleşme paydasında yol ve fikir ortaklığı yaptığımız, devrim sonrası rejim farklılığı nedeni ile uzak kaldığımız, herkes için farklı bir efsaneye ve gizeme sahip olan komşu ülkemiz…

Birçoğumuz için gizemli ve kapalı bir kutu olan İran’da, aslında birçok konuda duyduklarımızın ve bildiklerimizin aksine bir hayat tarzı yaşanıyor. Duyduklarımızın birçoğu ise gerçekten var olmakla birlikte efsaneleştirilmiş bilgilerden ibaret. Yıllarca iki ülke insanının birbirine karşı çok fazla merak ve muhabbet beslemesine rağmen karşılıklı olarak maruz kaldığımız dezenformasyon, bizi ülkelerimiz ve yaşantılarımız konusunda birbirimize karşı birer yabancı haline getirdi. Çevrenizdekilere İran’a turistik bir gezi veya eğitim amacı ile gitmek için bir plan yaptığınızı söylediğiniz de “Ne işin var orada?” sorusu ile karşılaşmayanınız var mı?

Günümüzde aynı apartmanda “komşuluk” yapan insanların dahi birbirinden habersiz olarak yaşadığına şahitlik ederken, farklı bir ülke ile komşuluğumuzun neden daha iyi olması gerektiği üzerine düşünmek, modern zamanların bizi bu şekilde düşünmek zorunda bıraktığı bir paradoks belki de?

Lakin ülkelerimiz ve halklarımız açısından ilişkilerin bu şekilde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yanı başımızda yer alan; tarihi, coğrafi, kültürel ve sosyal birçok ortak paydaya sahip olduğumuz bir ülke ile karşılıklı olarak birbirimizden bihaber kalmamızı bir eksiklik olarak değerlendiriyorum ve bu yüzden İran’ın siyaseti ile meşgul olduğumuz kadar, kültürel, sosyal ve turistik öğeleri ile de ilgilenmemiz ve İran’ı daha yakından tanımamız gerektiğine inanıyorum. Bu insanlar hangi günlerde neler yapar? Neyi? Nasıl kutlar? Neler yer? Ne zaman üzülür? Ne zaman sevinir? Gerçekten bunları hiç mi merak etmiyoruz? Bunca yıllık tarihsel geçmişe rağmen İran’da Arapların yaşadığını ve Arapça konuşulduğunu söyleyecek kadar ne zaman yabancılaştık yanı başımızdaki bu ülkeye?

İran kültürü ve coğrafyasıyla ilgili konuya giriş mahiyetinde olan bu ilk yazıda, “İran’ın Coğrafi Konumu ve Özellikleri” konusuna yer vereceğim. Bunu takip edecek olan ilgili birkaç yazıda da İran’ın kültürel özellikleri, edebiyatı ve tarihi ile ilgili temel bilgileri aktarmaya çalışacağım…

BATISINDA IRAK VE TÜRKİYE

Asya Kıtası’nın Güney Batısında yer alan İran İslam Cumhuriyeti, 1.873.959 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir. Toprakları dünya kara parçasının 1/90’ını oluşturmaktadır. Coğrafi olarak topraklarının yarısını dağlık alanlar, dörtte birini ovalar ve geriye kalan kısmını da ekilebilir oluşturmaktadır.

İran, Doğudan Pakistan ve Afganistan; Batıdan Irak ve Türkiye; Kuzeyden Ermenistan, Azerbaycan ve Türkmenistan; Güneyden ise Fars Körfezi (Basra Körfezi) ve onu çevreleyen Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman ve Suudi Arabistan ile ortak sınırlara sahiptir. İran’ın en uzun kara sınırını 1609 km. ile Irak, en kısa sınırını ise 40 km. ile Ermenistan oluşturmaktadır.

İran’ın Kuzeyinde bulunan ve “Derya-i Hazar” ya da “Deryaçe-i Hazar” dedikleri Hazar Denizi/Gölü ise İran ile birlikte Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan tarafından paylaşılmaktadır. İran, Güney’den Fars Körfezi ve Umman Denizi aracılığı ile uluslararası sulara bağlanmaktadır. İran bu coğrafi özellikleri ve bağlantı yolları ile bölgede stratejik bir öneme sahiptir.

KUZEYİ DONUYOR GÜNEYİ YANIYOR

Yüzölçümü olarak Türkiye’nin iki katından daha büyük bir alana sahip olan İran’da çeşitli iklim şartlarına rastlamak mümkün. Hava koşulları olarak Akdeniz, Afrika Sahrası, Hint Okyanusu ve Sibirya’dan etkilenmektedir. Hava sıcaklığı bölgesel olarak farklılık göstermekle birlikte ortalama olarak +53 ile -35 santigrat derece arasından değişmektedir.

İran’ın Kuzey bölgelerinde hava sıcaklığı en az üç-dört ay boyunca sıfırın altında 3-4 derece civarında iken Güney bölgeleri yıl boyunca sıcaktır. Güney bölgeleri yıl boyunca havanın sıcak olması ve bölgede birçok adanın bulunmasından dolayı turizme son derece elverişlidir. İran’ın en sıcak şehirleri Güneyde bulunan Bender Abbas, Buşehr ve Ahvaz iken en soğuk şehirleri Kuzeyde bulunan Tebriz, Urumiye, Zencan, Erdebil ve Senendeç’tir. İran’ın orta kesimleri ise çöl toprakları ile kaplıdır. Nem konusunda en çok Akdeniz’den etkilenen İran’da en çok yağmur ise Hazar Denizi/Gölü çevresine düşmektedir. Yıllık ortalama yağış miktarı ise 5 santimetre ile 2 metre arasında değişmektedir.

GİZEMLİ ALAMUT KALESİ ORADA

Dışarıdan bakınca son derece gizemli bir ülke olan İran, turistler için eşsiz bir tatil yapabilecekleri farklı birçok alana sahiptir. Uzun bir tarihsel geçmişi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapmış İran’da başkent Tahran’a giderek Pehleviler döneminden kalan sarayları, Gazvin’de Alamut’a giderek Hasan Sabbah ve Fedaileri ile ilgili okuduğunuz yazıların asıl olarak geçtiği Alamut Kalesi’ni görmek mümkün.

Kaşan’a giderek mükemmel mimari yapılara sahip olan tarihi evlerini, Yezd’e giderek gelişmiş bir ahlaksal öğreti ile yaşayan Zertüştlerin yaşadığı bölgeleri, Şiraz’a giderek Makedonya Kralı Büyük İskender ile Ahameniş İmparatoru Daryuş’un savaştığı ve İskender’in yakıp-yıkmasına rağmen ihtişamlı bir şekilde görünen Persapolis şehrinin kalıntılarını, İsfahan’a giderek “İsfahan Nısf-ı Cihan(İsfahan Cihanın Yarısıdır.)” sözünün boşuna söylenmediğini, yaklaşık olarak yılda 15 milyon kişinin gittiği söylenen Meşhed’e giderek İran için mezhepsel olarak ne kadar önemli olduğunu görebilirsiniz.

Bunlara ek olarak daha birçok tarihsel ve turistik mekânı görme imkânınızın olduğu İran ile Türkiye’nin iki komşu ülke olarak ve olması gerektiği gibi daha yakın ilişkiler kurması, toplumların birbirlerini daha yakından tanıması ve bu güzellikleri herkesin gezip görmesi ümidi ile…

Abdullah Sayın

Yorumlar