Vizyon

Putin’in ABD karşıtı bloku Kahire Şam Ankara ekseninde oluşuyor!

Սերժ Սարգսյանը հայտարարեց Վիգեն Սարգսյանի ժամկետը

Putinin Azərbaycana qarşı təzyiqləri..

Kore Basını : Kore Savaşındaki Gerçek Hikaye’nin Sahibi Cesur Türk Askeri’nin Son Yolculuğu

ULUSLARARASI HUKUKTA ÜLKELERİN SİLAH KULLANABİLECEĞİ HALLER, BM ŞARTI VE NATO

Gündem 5 Aralık 2017
23

Dördüncü Bölüm
Soğuk Savaş döneminde Batı Bloğu ülkelerinin tek başlarına yürütecekleri savunmanın yetersiz kalacağı kanaatine varması üzerine Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) 1949 yılında 12 ülke tarafından kurulmuştur. Sovyet Rusya tehdidinden çekinen Türkiye de 1952 yılında Atlantik ülkesi olmamasına rağmen üye olmuştur (süreç için bknz. http://kafkassam.com/turkiyenin-natoya-girisinin-oykusu.html ). NATO’nun temel amacı başta Sovyet Rusya olmak üzere Doğu Bloğuna karşı caydırıcı olmak, üye devletlerden birisine karşı gerçekleşecek bir saldırı halinde de topyekûn cevap vermekti. Bununla beraber Kuzey Atlantik Antlaşmasında da belirtildiği gibi bunu sağlarken üye ülkelerin özgür kurumlarını güçlendirerek, bu kurumların üzerine kurulduğu ilkelerin daha iyi anlaşılmasını sağlama, üye ülkelerin istikrar ve refah koşullarını geliştirerek, barışçıl ve dostça uluslararası ilişkilerin geliştirilmesine katkı yapma görevi de mevcuttur. Ancak; 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması, ardından Varşova Paktı’nın dağılması ve 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin parçalanmasıyla birlikte Soğuk Savaş dönemi sona ermiş ve iki kutuplu dünya düzeni ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla NATO temelden yoksun kalmıştır. Ancak örgüt işlevsiz kalmak veya dağılmak yerine genişlemeyi ve değişimi tercih etmiştir. Katılımlarla beraber üye ülke sayısı 29’a yükselmiştir. İttifakın kapsamı ise; savunmaya dayalı bir güvenlik anlayışının yanında ekonomi, bilim, çevre ve sağlık gibi konuları da içine almıştır. Özellikle enerji kaynaklı ekonomi önlemleri NATO için büyük önem teşkil etmektedir.

BM ve NATO İlişkisi

NATO İttifakı kuruluş antlaşmasında, Birleşmiş Milletler Antlaşmasına atıf yapılarak onu meşruiyetinin temel dayanaklarından biri olarak kabul etmiştir. Bu belgede ittifakın Birleşmiş Milletler Şartı içinde faaliyet göstereceği de vurgulamıştır. Bu kapsamda, bölgesel bir ittifak olarak kurulan NATO’nun, meşru savunma hali dışında, BM tarafından yetkilendirilmek koşuluyla kuvvet kullanma yetkisine sahip olması ve bu yetkiyi BM adına kullanması söz konusu olmuştur. Kısacası BM, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde tekel olarak elinde bulundurduğu silahlı zorlama tedbirleri uygulama yetkisini belli şartlar dâhilinde bir başka örgüte devretmiş olmaktadır. Elbette buradaki yetki devri, kuvvet kullanmaya karar verme değil, kuvvet kullanmanın fiilen uygulanması olmalıdır. Bu nedenle NATO’nun Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın Kosova’ya yönelik askeri müdahale kararı, insan hakları ihlallerine karşı, ahlaki görev ve koruma sorumluluğu çerçevesinde alınmış bir karar olarak değerlendirilmeye çalışılarak Güvenlik Konseyince sonradan onanmıştır. Ancak sürecin aslında işlemesi gereken şekli Bosna müdahalesindeki gibi olmalıdır. Nitekim 1990’larda Balkanlarda meydana gelen çatışmalarda hiçbir başka teşkilat yeterli önlem alamayınca bölgede barış ortamının tesis edilmesi için Birleşmiş Milletler NATO’yu görevlendirmiş ve burada askeri operasyonlar yapma yetkisi ile donatmıştır.

NATO’da üyeler arası eşitlik söz konusudur, BM Güvenlik Konseyinde olduğu gibi ayrıcalıklı üyelik (daimi üyelik ve veto hakkı) söz konusu değildir, her üye NATO tarafınfan verilen herhangi bir kararı veto etme gücüne sahiptir. Nitekim Türkiye, 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara saldırısının ardından İsrail’in Akdeniz’deki NATO tatbikatlarına katılmasını veto etmiş, 2012’de ise bu vetosunu kısmen geri çekmişti. Ancak NATO’da da örgüte sonradan giren ve güçlünün yanında kalmak isteyen devletlerin ABD lehine hareket etmeleri sorunu söz konusudur. Yine de ABD’nin her iki örgütten de çıkartmayı başaramadığı kararlar olmaktadır. Bunun en bilinen örneği Irak harekâtıdır. Irak harekâtına BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan kalkışan ABD uluslararası zeminde oldukça mevzi kaybetmiş, NATO içerisindeki en büyük müttefikleri bile (Fransa, Almanya) harekâta açıkça karşı çıkmıştır. Ancak ABD, ad-hoc ittifakı kurarak yanında yer almak isteyen devletlerle beraber harekâtı gerçekleştirmiştir. Taraf oldukları sözleşmelere rağmen devletlerin kuvvet kullanma yoluna rahatça başvurmuş olmaları BM teşkilatına bu olayla çok büyük saygınlık kaybettirdiği söylenebilir.
“İsteğe bağlı koalisyon” olarak Türkçeleştirebileceğimiz ad-hoc’ta, bir örgüte bağlı olmayan veya bağlı olduğu örgütte istediği kararı aldıramayan devletler bir araya gelerek geçici, belki tek olayla sınırlı bir ittifak kurarlar. Soğuk Savaş dönemi gibi iki kutuplu ve geçişlerin çok sert olduğu dönemde örgütsel bağlar çok derin ve sıkı olduğu için ad-hoc tarzı ittifaklara rastlamak pek mümkün değildir. Ancak günümüzdeki gibi çok kutuplu dönemlerde örgüt bağları gevşemekte ve devletler şahsî çıkarları için farklı arayışlara girmektedirler. Ad-hoc ittifakın tek örneği maalesef bu harekât değil; daha kapsamlı bir tanımı, diğer örnekleri ve sakıncaları başlı başına bir yazı olacağı için bu yazıda detaylandıramadık. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki ne kadar çok devlet destek verirse versin usûlüne göre bir karar alınmadan yapılan bu tür harekâtlar, kuvvet kullanma yasağına olan inancı zayıflatacak ve dünya barışının önüne geçecektir.

Ömer GÖK /Kafkassam

KAYNAKÇA
ASLAN, M.Yasin, Savaş Hukukunun Temel Prensipleri, TBB Dergisi, Y.2008, S.79, Ss.235-274
AYTOĞU, Çağatay Oğuzhan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları Doğrultusunda İnsani Müdahale, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2016.
DÖNMEZ, Suat, Güvenlik Anlayışının Dönüşümü: İttifak Kavramı Ve NATO, Doktora Tezi, Ankara, 2010.
DURAN, Hasan, Yeni Bir Müdahale Şekli “İnsanî Müdahale” SDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Y.2001, C.6, S.1, Ss.87-94.
KESKİN, Funda, Uluslararası Hukukta Kuvvet Kullanma: Savaş, Karışma ve Birleşmiş Milletler, Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları, Ankara, 1998
KILINÇ, Doğan, Self Determinasyon İlkesinin Azınlıklar Açısından Değerlendirilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y.2008, C. XII, Sa. 1-2, Ss.949-982
KÜTÜKÇÜ, M. Akif, Uluslararası Hukukta Self Determinasyon Hakkı ve Türk Cumhuriyetleri, Selçuk Üniversitesi SBED, Y.2004 S.12
PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Gözden Geçirilmiş 12. Baskı, Ankara, 2013
ŞÖHRET, Mesut, BM Güvenlik Konseyinin Uluslararası Güvenlik Sorunlarının Çözümünde Rolü Ve BM Teşkilatının Geleceği, http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-199-2014091015guvenlik-14.pdf
TAŞDEMİR, Fatma, Uluslararası Terörizme Karşı Devletlerin Ülkeleri Dışında Münferiden Kuvvete Başvurma Yetkisi, Doktora Tezi, Ankara, 2005

TOSUN, Fatih, Uluslararası Hukuk’ta “Kuvvet Kullanma ve Karışma” Kavramlarının Değişen Anlamı, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Y.2009, S.09, Ss.89-118

https://www.nato.int/cps/en/natohq/news_89265.htm?selectedLocale=en
https://www.nato.int/cps/en/natohq/opinions_7597.htm?selectedLocale=en

Yorumlar