Vizyon

İran’ın 17/25 Aralık’ı Mı Geliyor?

İbni-Xəldun: Ərəblər nədən vəhşidir?

Şirvanın və Azərbaycanın xilaskarı Osman Paşa

Türkiyəli politoloq: “NATO Türkiyənin müstəqil iradəsini qəbul edə bilmir”

ULUSLARARASI HUKUKTA DEVLETLERİN SİLAH KULLANABİLECEĞİ HALLER SELF-HELP

Gündem 14 Kasım 2017
32

İKİNCİ BÖLÜM
Devletlerin diğer devletlerin savaş boyutuna varmayan haksız tutumlarına karşı kendilerini korumaları çok eski dönemlerden beri var olan ve meşru kabul edilen yöntemdir. Uluslararası alanda iç hukukta olduğu gibi taraflara egemen yaptırım gücü mevcut olmadığı için devletler cezaları kendileri belirleme yoluna gitmişlerdir. BM öncesi dönemde “self-help” olarak adlandırılan Türkçede tam karşılığı olmamakla beraber ‘devletin kendisine yardım etmesi’ olarak Türkçeleştirebileceğimiz yöntem esaslardan birini teşkil etmekteydi. Self-help, zararla karşılık, meşru savunma, diplomatik girişim, tazminat talebi, ekonomik ambargo gibi birçok yolu içinde barındıran bir yöntemdir. Burada çokça tercih edilen ‘zararla karşılık’ yolunu biraz açmakta fayda vardır. Diğer devlet tarafından hakkı ihlal edildiğini düşünen devlet, diğer devlete ihlâle son vermesi ve/veya uygun bir tazminat ödemesi için uyarıda bulunur. Eğer ilgili devlet uyarıya müsbet bir cevap vermezse ihlale ve zararına karşılık olarak dilediği zararı verme hakkına sahip olur. Bu zarar askeri bir zarar olabileceği gibi tamamen sivillere yönelik de olabilir. Bu ceza kesme yolunun ve ceza seçeneklerinin tek sınırı devletin gücüdür denebilir. Self-help yöntemine başvurma koşullarının net olmaması, orantılılığın aranmaması mesela hangi davranışların hak ihlâli olduğunun belli olmaması güçlü devletlerin işine gelmiş, hakları ve ihlâl durumunu kendi lehlerinde çok geniş yorumlama yoluna gitmişlerdir. Böylece self-help uygulamaları güçlü devletlerce kolaylıkla zayıf devletlerin egemenliğini ihlâl etme aracı olarak kullanılmıştır. Diğer bir yöntem ise ‘sahip olduklarını koruma’ şeklinde Türkçeleştirebileceğimiz “self-preservation” dur.. Self-preservation, bir devletin yaşamsal çıkarları tehdit altındaysa kuvvet kullanma yoluna başvurabilir, diğer devletin sınırlarını ihlâl edebilir şeklinde açıklanabilir. Tabii burada da yaşamsal çıkarların ne olduğu veya diğer devletlerin kuvvet kullanımı veya sınır ihlalinin ne kadarına katlanması gerektiği net değildir. Her iki yöntemdeki bu belirsizlikler birçok haksız uygulamayla birlikte başka büyük bir sorun olan devlet egemen eşitsizliğine de neden olmaktadır.. Büyük devletler hem haklarını belirlemekte hem suçu ve suçluyu bulmakta hem de cezasını kesmekteydiler, bir nevî kendilerinin hem yasakoyucusu hem savcısı hem de hakimiydiler.
BM Andlaşmasının imzalanmasıyla beraber self-help ve self-preservation yöntemleri hukukî olarak son bulmuş, meşrû savunma ise doğal bir başvuru yolu olmaktandan çıkmış istisnai bir yol olarak kabul edilmiştir. Antlaşmanın temel ilkelerinden devletlerin egemen eşitliği (md. 2/1) olması self-help ve self-preservation a son vermiş, kuvvet kullanma yasağı (md. 2/4) ise meşrû savunmaya istisnai bir nitelik kazandırmıştır.
Diğer iki yönteme mündemiç olan meşrû savunmanın varlığını sürdürmesi ise uluslararası alanın egemen eşitler sahası olması dolayısıyla yaptırım gücüne sahip erkin eksikliği ile açıklanabilir. Yaptırım gücü olarak ilk etapta BM Kuvvetleri ve Güvenlik Konseyinin yaptırım içerebilecek olan kararları akla gelmekle beraber onların söylevde güzel durmasına karşın fiiliyatta varlıklarından söz etmek güçtür. Öte yandan BM Kuvvetlerinin ilgili olaya müdahale etmesi veya Güvenlik Konseyinden karar çıkması halinde devletin meşrû savunma hakkı da son bulacaktır. Meşrû savunmaya hakkının doğması halinde ise devletin özgürce kuvvet kullanabilmesi mümkün değildir, kuvvet kullanımının üç kritere uyması gerekir; gereklilik, aciliyet ve orantılılık. Gereklilik dolayısıyla silahlı bir saldırıya uğrayan mağdur devletin, kendisini silahla savunma dışında bir seçeneğinin olmadığını kanıtlaması gerekir. Bu bağlamda, gereklilik hali, alternatif bir davranış seçeneğinin bulunmadığı “sıcak bir tehdit” durumunda söz konusu olmaktadır. Olay anında verilen silahlı karşılığın meşrû savunma hakkı olarak uluslararası hukuka uygun sayılması için; alternatif bir davranış biçiminin mağdur tarafın zararını telafi etme imkanının bulunmaması gerekmektedir. Acillik (immediacy) kriterine göre ise, silahlı saldırı ile meşru savunma tedbirleri arasında süre açısından açık bir kopukluluk olmamalıdır. Burada meşru savunma kararı alındıktan sonra askerî hazırlık için geçen süre acillik kriterine halel getirmeyecektir. Ancak saldırı ve tehlikesi bittikten uzun zaman sonra kuvvet kullanımına başvurulması halinde acillik kriteri sağlanmadığı için uluslararası hukukta meşrû savunma olarak değerlendirilmeyecek, intikam (zararla karşılık) olarak nitelendirilecektir. Orantılılık kriteri ise savunmada kullanılacak araçların, ihlâli engelleyici veya bertaraf edici nitelikte olması ancak onu aşacak bir keyfiliğe varmaması şeklinde açıklanabilir. Kısaca açıklamaya çalıştığımız üç kriterin varlığı, meşru savunmayı self-help ve self-preservation dan ayırmakta, ona sınırları öngörülebilir ve devletlerin egemen eşitliğini koruyucu bir nitelik kazandırmaktadır.
Ömer Gök
KAYNAKÇA
ASLAN, M.Yasin, Savaş Hukukunun Temel Prensipleri, TBB Dergisi, Y.2008, S.79, Ss.235-274
DURAN, Hasan, Yeni Bir Müdahale Şekli “İnsanî Müdahale” SDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Y.2001, C.6, S.1, Ss.87-94.
KESKİN, Funda, Uluslararası Hukukta Kuvvet Kullanma: Savaş, Karışma ve Birleşmiş Milletler, Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları, Ankara, 1998
KILINÇ, Doğan, Self Determinasyon İlkesinin Azınlıklar Açısından Değerlendirilmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Y.2008, C. XII, Sa. 1-2, Ss.949-982
KÜTÜKÇÜ, M. Akif, Uluslararası Hukukta Self Determinasyon Hakkı ve Türk Cumhuriyetleri, Selçuk Üniversitesi SBED, Y.2004 S.12
PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Gözden Geçirilmiş 12. Baskı, Ankara, 2013
TOSUN, Fatih, Uluslararası Hukuk’ta “Kuvvet Kullanma ve Karışma” Kavramlarının Değişen Anlamı, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Y.2009, S.09, Ss.89-118
Taşdemir, Fatma Uluslararası Terorizme Karşı Devletlerin Kuvvete Başvurma Yetkisi, doktora tezi, Ankara, 2005

Yorumlar