Rusya Savunma Bakanlğı basın danışmanı, Bakan Şoygu’nun Akar, Fidan ile görüşmelerin fotoğraflarını yayınladı

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan Akar ve Fidan ziyareti açıklaması: Görüşmeler yapıcı şekilde gerçekleştirildi

Balkan barışını dinamitleyen Sırp politikacı suikastı

ARADA KALAN TÜRKİYE: AFRİN-RUSYA/ MENBİÇ-ABD

Türkiye’deki Afrika / Afrika Günü’nde Afrika’yı konuşmak!

Gündem 26 Mayıs 2017
589

Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun ‘Sencivanoğlu’ kitabını bilir misiniz? Bu kitabında Türk korsanlarının (leventleri/denizcileri) Afrika’da kaybolan arkadaşlarını arayışlarının hikâyesini, Seyit Ali Reis romanında ise Türk korsanlarının Hint Denizi’nde Portekizlilerle savaşlarını anlatır. 1571 yılı 30 Eylül günü Kıbrıs Lefkoşe’ye ilk giren ve kaleye ilk Türk bayrağını çeken Larendeli Deli Cafer yahut tarihe geçen adıyla Bayraktar Deli Cafer Paşa büyük deniz bilgini Piri Reis’in soyundan olup Piri Reis’in kız kardeşinin oğlu Sencivanoğlu Ali Reis’in yeğenidir. Piri Reis’in akrabası olan Karamanlı Türk denizcisi Sencivanoğlu, Mısır valisinin ısrarı sonucu batık bir hazineyi kurtarmakla görevlendirilir. Ve bu iş için Nil Nehri vasıtasıyla Afrika’ya gider. Burada çok güzel bir kadın ile karşılaşır ve aklı başından gider. Ancak Piri Reis’in hayatını kurtarmak için hem yamyamlarla hem vahşi hayvanlarla hem de Portekizli askerlerle savaşıp hazineyi kurtarması gerekmektedir. Yıllar önce okuduğum bu kitap Afrika hakkında ilk kanaatimi oluşturmuştu. Avrupalılar Afrika’yı sömürüyordu. Cardiff Marney , Barney Desai ikilisinin hazırladığı ‘İmamın Öldürülüşü ’Güney Afrika ırkçı yönetimi tarafından gözaltında işkenceyle katledilen imam Abdullah Harun’u anlatıyordu. İmam Abdullah Harun. Tıpkı Afro Amerikalıların efsane insanı Malcom X gibi bende derin izler bıraktı. Mısırlı Doktor Necip El-Kiylani’nin ölümsüz eserlerinden ‘Kuzey Kahramanları’ndan söz etmemek olmaz. Fodyo’lu Osman’ın Nijerya’da açtığı kurtuluş mücadelesini Türkiyeli Müslümanların gündemine taşıyordu.

Afrika Birliği Örgütünün kuruluş yıl dönümü olan 25 Mayıs 1963, her yıl tüm dünyada Afrika Günü olarak kutlanıyor. 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bağımsız bir düşünce kuruluşu Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (SASAM) Hak İş Konfederasyonu salonunda Ankara’da farklı üniversitelerde öğrenim gören ve Afrika’nın farklı ülkelerinden gelen öğrencileri buluşturan etkinliği aslında gönül coğrafyamızdaki tarihi randevunun gerçekleşmesinden başka bir şey değildi. Gambiya’dan Maliden, Kongo Cumhuriyetinden toplantıya katılan Afrikalı dostlarımız, Türkiye’de yaşadıkları sıkıntıları bizlerle paylaştı. Türkiye üniversitelerinde, yükselen Afrika gerçeğinden habersiz sömürgeci batının perspektifinden Afrika’yı değerlendirmeye çalışan yerli Tom Amcalardan söz ettiler. Gündeme getirdikleri BBC, Deutsche Welle, Voice of America ve Reuters Ajansı haberleriyle Afrika hakkında oluşturulan menfi imaj, aklıma Edward Said’in “Haberlerin Ağında İslam” kitabını hatırlattı. Türkçemizde bir deyim var hani tıpkı onun gibi bu batılılar istediklerini rezil istediklerini vezir ederler. Kara kıta Afrika; Avrupa’yı, Kuzey Amerika’yı, Hindistan’ı, Çini bile içine alabilecek 30,244,050 km² büyüklüğünde. Bu büyüklüğüne rağmen toplam yüzölçümü sadece 9, 629, 000 km² olan Kuzey Amerika (ABD), haritalarda Afrika kıtasından daha büyük gösteriliyor. Türkiye’nin Afrika serüveni Osmanlı Devletinin bakiyesi kültürel genler üzerinden devam ediyor. Afrika’da, 19. yüzyılda bugünkü Sudan, Güney Sudan, Darfur, Kuzey Çad, Nijer ve Uganda ile ilişkiler tesis edilmiş, 1861 yılından itibaren Osmanlı Devleti Güney Afrika’da diplomatik temsilcilik bulunmuş ve 1861’de ilk fahri başkonsolos Cape Town’da PE de Roubaix’nin 18 Şubat 1861’de atanmıştır. İlk Türk diplomat Mehmet Remzi Bey 21 Nisan 1914’te Güney Afrika’ya atanmış ve 14 Şubat 1916’da vefat edene kadar görevine devam etmişti. Türkiye’nin uzun bir aradan sonra Afrika kıtası ile ilişkilerini geliştirmesi yakın geçmişe dayanıyor. Türkiye’nin Afrika’ya Açılım Politikası süreciyle ilgili çalışmalarına bakıldığında, Afrika ülkeleriyle son yıllarda gelişen ilişkiler Türk dış politikası için başarılı sayılabilir.

Çin için uyuyan dev denilirdi. Oysa ekonomik gelişmelere bakılırsa 21 yüzyılın uyuyan devi Afrika. Afrika kıtası, 21. yüzyılda, küresel sahnede ağırlığı giderek artan bir aktör olarak değerlendiriliyor. Bu rolüne uygun şekilde Afrika’nın, dünyanın en büyük ikinci kıtası olarak 30 milyon kilometrekarelik alanı, zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesi ile 21. yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası sistem içerisinde daha etkin rol oynaması ve uluslararası arenadaki gelişmeleri daha fazla etkilemesi beklenmekte. Böyle düşünülmesinin nedeni, son on yıl dünyanın en hızlı büyüyen on ekonomisinden altısının bu kıtada bulunması. Dünya Bankası verilerine göre, son beş yılda Kıta’da petrol gelirlerine dayalı olmayan yıllık ortalama büyüme oranı % 5.4 ve Afrika ülkelerine yönelik doğrudan yabancı yatırımlar son 10 yılda beş kat artmış durumda. 1 milyarı aşan nüfusu ile dünya nüfusunun %15’ine ev sahipliği yapan Afrika’nın, 2030’da 1,6 milyarlık nüfusa ulaşması ve dünya nüfusunun %19’unu oluşturması öngörülüyor. 2010’da Afrika’da toplam nüfusun %40’ını şehirlerde ikamet edenler oluştururken, bu oranın 2030’a kadar %50’ye ve 2060 yılına kadar da %65’e ulaşması söz konusu. Ekonomik gelişmeye paralel olarak uluslararası platformlarda da Afrika’nın sesi bir bütün olarak daha fazla duyulmaya başladı. Birleşmiş Milletler’den sonra üye sayısı ve uluslararası etkinliği bakımından öne çıkan uluslararası örgüt mahiyetindeki Afrika Birliği (AfB), “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” üretmeye çalışıyor. 25 Mayıs 1963’de kurulan Afrika Birliği giderek artan bir yoğunlukta, üyelerine yön gösteren, rehberliği aranan ve diğer uluslararası aktörler tarafından itibar edilen bir örgüt konumuna geldi. Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed’in, “bugün kıtanın sömürgeciliğin boyunduruğundan kurtuluşunun 54’üncü yıldönümünü, kurucu babalarının hayal ettiği ve uğrunda savaştığı birliği kutladıklarını” belirtmesi Afrika’nın yeni misyonuna hazır olduğunu gösteriyor. Türkiye’de Afrika ülkelerden gelen öğrencilerin yoğun olduğu üniversitelerde ve Afrika konusunda yoğunlaşan dernek ve düşünce/araştırma enstitülerinde ‘Afrikalı Öğrencilerle Buluşma’ etkinliklerinin göstermelik bir formattan çıkmasını temenni ediyorum.

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar