Dərin” Devlət Bəy – Türkiyənin xilası üçün atılan böyük addımlar

Kimyasal saldırı görüntülerinde yer alan Suriyeli çocuk: Yiyecek için çekime katıldım

Dünya ticaretinin seyri değişti!

Azerbaycan Başsavcılığı, Rus gazetesini provokasyon haber için Rusya Başsavcılığı’na şikayet etti

TÜRKİYE-HOLLANDA İLİŞKİLERİ VE DİPLOMATİK KRİZİN PERDE ARKASI

Gündem 12 Mart 2017
703

Hollanda-Türkiye arasındaki ilişkiler 16.cı yy’la kadar dayanmaktadır.İkili ilişkiler ilk kez 1612 yılında başlamış ve Hollanda elçisi Cornelis Haga’yı İstanbul’a atanmış, aynı yıl Padişah I. Ahmet tarafından Hollandalılara Ahidnâme verilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk daimi temsilcisi ise 1859 yılında Lahey Elçisi olarak atanan Yahya Karaca Paşa olmuştur.

Günümüz ilişkilerine bakacak olursak; Hollanda ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler oldukça güçlüdür. Türkiye’nin dış tıcarette ikinci ortağı konumundaki Hollanda ile 2015 senesinde ticaret hacmi 6.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.TÜİK verilerine göre; Türkiye 2015 yılında Hollanda’dan 3.2 milyar dolarlık ithalat yaptı. Hollanda, ülkemizden yurtdışına yapılan yatırım bakımından ilk sırada yer alıyor.

Fakat 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşıyla bir takım gerginlikler yaşanmaya başlanmıştır. Savaştan dolayı mültecilerin Türkiye’ye sığınması üzerine Türkiye Hükümeti, Avrupa Birliğinin Türkiye’ye destek vermemesini ve Avrupa’ya Suriyeliler’in alınmamasını eleştirmişti. 2016 yılında Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan Vize Serbesti Antlaşması sonrası Avrupa Birliği Türk vatandaşlarına vize serbesti hakkını tanımamış ve daha sonra, Avrupa Parlamentosu yeni bir karar alarak Türkiye ile olan müzakereleri dondurduklarını açıklamıştır. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Daha ileri giderseniz sınır kapıları açılır” diyerek tepki göstermiştir.

Esas karşılıklı tırmanan diplomatik kriz, Türk Hükümet yetkililerinin ve siyasilerin 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandurumu öncesi Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları ile yapmak istediği mitinglerin, Avrupa Birliği’ne üye Almanya ve Hollanda tarafından iptal edilmesiyle başlamıştır. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu mitingini, iptal kararları sonrası Almanya’nın Türkiye Büyükelçiliği’nde yapmış, Hollanda uçuşu öncesi Hollanda Hükümeti Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal etmiştir.Bunun üzerine aynı gün Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya karayoluyla Rotterdam’a gitme kararı almış ancak Kaya’nın açıklamasının ardından polis Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosluğu Rezidansı önündeki yolu trafiğe kapatmıştır.

page_reutersin-iddiasi-bakan-kaya-istenmeyen-kisi-ilan-edilip-gozaltina-alindi-almanyaya-goturuluyor_762085655.jpg
Bakan Kaya’nın Hollanda polisi tarafından durdurulduğu anlar
Hollanda hükumetinin antidemokratik tutumlarına karşılık Türk Dışişleri Bakanlığı, Hollanda Büyükelçiliği Maslahatgüzarının evi ile başkonsolosun konutunun giriş ve çıkışlarını güvenlik gerekçesiyle kapatıldığını duyurmuş, izinli olarak Türkiye dışında bulunan Hollanda Büyükelçisinin bir müddet göreve dönmemesi istenmiştir.

Hollanda hükümetinin bu abartılı,antidemokratik tutumunun nedenleri arasında, 15 Mart 2017 tarihinde gerçekleşecek olan parlamento seçimlerine yönelik bir davranış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hollanda Liberal Başbakanı Mark Rutte’nin VVD partisi hızla oy kaybederken, aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) aylardır anketlerde en büyük partilerden biridir ve anketlere göre parlamentoda 21 ila 25 sandalyeye sahip olacağı öngörülmektedir. PVV lideri Geert Wilders’in, Mülteci barınma merkezleri ve camilerin kapatılması, Kur’an’ın yasaklanması gibi irrasyonel vaatleri seçim programına dâhil etmesi, ve bu partinin parlamentonun oluşmasında yüzde 15’lik bir oran elde etme ihtimali seçimlerde endişe verici bir gerginlik yarattığı gibi, halkın büyük ölçüde desteğini almıştır.

Hollanda seçim anketlerinden istatistikler
Wilders’in İslam ve yabancı karşıtı vaatleri bununla da bitmiyor. Ülkedeki sığınmacı yurtlarını kapatacağını duyuran Wilders, seçilirse sokakta başörtüsünün takılmasına da yasak getireceğini açıklıyor.

Buna göre; Hollanda Başbakanı Mart Rutte’nin, kaybettiği oyları ve desteği geri kazanmak amacıyla, aşırı sağcı Özgürlük Partisi(PVV)’nin çizgisinde bir politika izleme kararı aldığı, dün gece Türk Hükümet yetkililerine uyguladığı tavırdan anlaşılmaktadır. Müslüman bir ülke yetkililerinin, miting yapmasını engelleyerek, halkına sağcı ve İslam karşıtı stratejiler geliştirdiğinin mesajını vermektedir.Bu tutumla taban yaratmayı, 3 gün sonraki seçimlerde oyunu arttıracağını planlarken, ülkesini anti-demokratik bir konuma düşürmüştür.

Ayrıca Hollanda’nın bu tavrını, iyileşmekte olan Türkiye-Rusya ilişkilerine de bağlayabiliriz.

Siyasilerin çıkar amaçlı faaliyet gösterdiğinin bir örneğini dün Hollanda’da görmüş olduk. Rutte’nin, seçim sonrası sabit vizyonuna geri döneceğinden pek şüphem yok.
Güldeniz Gençtürk / Araştırmacı-Analist
gdeniz_gencturk/twitter.com

Yorumlar