Vizyon

Putin’in ABD karşıtı bloku Kahire Şam Ankara ekseninde oluşuyor!

Սերժ Սարգսյանը հայտարարեց Վիգեն Սարգսյանի ժամկետը

Putinin Azərbaycana qarşı təzyiqləri..

Kore Basını : Kore Savaşındaki Gerçek Hikaye’nin Sahibi Cesur Türk Askeri’nin Son Yolculuğu

Türkiye-Ermenistan Sınırının Açılmasının Olası Bazı Stratejik Sonuçları (1)

Azerbaycan, Ermenistan, Gündem 26 Temmuz 2016
420

25 Temmuz 2016 tarihinde Hürriyet köşe yazarı Fatih Çekirge Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`nu referans göstererek, yeniden Türk-Ermeni sınırı açılmasının tekrar gündemde olduğunu iddia etti.

Bu konuda 24 Nisan 2015 tarihinde sunduğum bir tebliği dizi halinde sizlerin dikkatine sunucağım. Farkındayım bu konu çok işlendi, ama ben degişik bir pencereden baktım.. Zamanınız ve ilginiz varsa bir okuyun derim.

Sınırın açılması konusu, özellikle Ermeni soykırım iddialarının yıl dönümü arifelerinde yoğun bir biçimde Türk ve dünya basının gündeminde değişik biçimlerde yer almaktadır. Keza her yıl nisan ayında Türkiye ve dünyadaki çeşitli ilgili devlet adamları ve politikacılar sınırın açılması konusunda beyanlarda bulunmakta veya sorulara muhatap olmaktalar. Bu kısa bildiride zaten ilgililer ve kamuoyu tarafından neden kapatıldığı iyi bilinen Türkiye-Ermenistan sınırına açılmasına neden ihtiyac olduğunu belirtenlerin görüşleri ve bu adımın olası sonuçlarının genel bir manzarası ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Konuyu izah etmek için bildirimizde aşağıdaki sorular kısaca cevaplandırılmaya çalışılacaktır:

A) Türkiye-Ermenistan sınır kapısının açılmasını isteyenlerin temel yaklaşımları nelerdir? .

B) Sınır kapısının açılması ile Türkiye’nin Ermenistan’da belirleyici etken olma şansı nedir?

C) Sınır kapısının açılması sürecinin muhtemel stratejik sonuçları ne olabilir?

D) Ne Öneriyoruz?

A) Türkiye-Ermenistan sınır kapısının açılmasını isteyenlerin temel yaklaşımları nelerdir?

Bu çerçevede konuyu ele alınca ilk soruyu şöyle cevaplamak mümkündür: Türkiye- Ermenistan sınırının açılmasını ve bundan hareketle Türk-Ermeni ilişkilerinin gelişmesini savunanları iki temel kategoriye ayırabiliriz. Bunlardan birincisi konuyu Batılı bir perspektiften ele alan yaklaşımı benimseyenler, ikincisi ise Türkiye’nin stratejik rol ve etkinlik arayışı içinde değerlendirenlerdir. Hiç kuşkusuz bu iki yaklaşım taraftarları bir birinden kategorik olarak sert biçimde ayrılmıyorlar, hatta gelişmelere, zamana ve konjoktüre göre sık-sık bir birinden beslenen yapılara sahiptirler.

Konuya, Batı’da ve onun Türkiye ve Ermenistan’daki uzantılarının kullandığı Batılı perspektifle yaklaşanlar kendi görüşlerini özetle dört farklı saik çerçevesinde gerekçelendiriyorlar:

1. Rusya’nın özel olarak Ermenistan’dan, genel olarak da Güney Kafkasya’dan çıkarılması gerekmektedir.

2. İran’ın daha sıkı çevrelenmesi ve gücünün kırılması için Ermenistan’ın Türkiye üzerinden batıya açılması gerekmektedir.

3. Ermenistan, Hıristiyan kültürüne aittir ve bu bağlamda yerinin Batı dünyası olması gerekmektedir. Bu noktada Papa Fransis’in 2015 yılındaki soykırım açıklamasındaki Ermenilere dair ilk Hıristiyan vurgusunu hatırlamakta fayda var.

4. Son olarak bu perspektifte açıkça söylenilmese de Ermenistan’a adeta “bölgenin İsrail’i” gibi bakılmaktadır. Bu nokta, bir yandan Ermenistan’ın Batı tarafından koruyup kollanması, diğer yandan Batı’nın bölgesel çıkarlarının önemli bir aktörü rolü anlamını taşır.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, ikinci kategoride yer alanlar Türkiye’nin mevcut koşullara uygun biçimde yeni bir stratejik rol elde etme ve etkinlik kurma arayışına çözüm getirmek amacıyla Türkiye-Ermenistan sınırı açılması isteyenledir. Vurgulamam gerekir ki, bu amaçla konuya yaklaşan geniş bir tabaka var. Türkiye’deki özelikle özellikle din ve milliyetçilik faktörlerin etken olduğu sağ gelenekte bu yaklaşımın bir kaç saikla bu görüşe sahip çıktığını söylemek mümkündür:

1. Bu tezi savunanlar öncelikle, Türkiye’nin tarihi birikimine vurgu yapıyorlar. Bu vurgunun Ermenilerin tarihen “Milleti-Sadıka” olarak nitelendirilmesi ile de desteklendiği gözlemleniyor.

2. İkinci olarak, Türkiye’nin büyük devlet olması gerektiği ve bu çerçevede bölgesel sorunların çözümünde aktif rol alması zarureti belirtiliyor. Bu çerçevede sınırın kapalı olmasının Türkiye’nin bu bağlamda önünü tıkadığı vurgulanıyor.

3. Üçüncü olarak, olayın insani boyutu öne çıkarılarak sınırın açılmasının bölgesel barışı sağlama ve iyi komşuluk yapılması adına gerekli olduğu belirtiliyor.

4. Dördüncü olarak da, sınırın açılmasının Türkiye’nin Ermenistan’da etkin olması amacına hizmet edeceği savunuluyor.

Özetle, bu tezi savunanlar Türk-Ermeni ilişkilerinin iyileşmesinin Ankara’ya genelde Güney Kafkasya’da, özelde ise Ermenistan’da daha etkin bir aktör olma imkânı tanıyacağını öne sürüyorlar. Bu tezin savunucuları böylece, orta vadede Ermeni soykırımı iddiası ve Karabağ konusunda daha güçlü konumda olacaklarını ileri sürüyorlar.

Bu manzara ışığında

B) Sınır kapısının açılması ile Türkiye’nin Ermenistan’da belirleyici etken olma şansı nedir?

sorusunu yazının yarınki kısmında cevaplayacam..
Nazim Cafersoy

Yorumlar