HOLLANDA’DA IRKÇILIĞIN TEHLİKE ÇANLARINA İŞARETTİR

ZEYTİN DALI HAREKÂTI İLE İLGİLİ İRAN’IN TUTUMU

Rusiya Suriyada hansı maraqları güdür?..

Kırgız ressam çivi ve iple Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portresini yaptı

Türkiye-ABD ilişkilerinde fırsatlar, riskler

Gündem 12 Kasım 2016
458

Özellikle, şimdiki ABD Başkanı Barack Obama’nın ikinci döneminde tarihinin en gergin dönemlerinden birini geçiren Ankara-Washington ilişkilerinde, yeni ABD Başkanı Donald Trump ile oluşabilecek fırsatları ve riskleri uzmanlarla konuştuk.

İki ülkenin ilişkileri, ABD’nin PKK’nın Suriye kolu PYD’ye verdiği destek, Suriye’nin geleceği konusundaki anlaşmazlık ve Fethullah Gülen’in iadesi konusunda ABD’nin ayak sürümesi nedeniyle gerilmişti.

“Gülen iade edilebilir”

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümünden Soli Özel’e göre, Trump’ın başkanlığındaki ABD’nin Fethullah Gülen’in iadesi konusunda adım atması beklenebilir:

“Trump’ın Güvenlik ve İstihbarat Başdanışmanı ve muhtemelen yeni yönetimde de önemli görev alacak Emekli General Michael Flynn’ın, Gülen’i Humeyni’ye benzettiğini ve iadesinin bir an önce yapılması gerektiğini söylediğini biliyoruz.”

Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Beril Dedeoğlu da benzer bir görüşte:

“Gülen’in iadesi, hukuk süreçlerinin kendi hızının dışına çıkmayabilir ama Trump ‘İstiyorlarsa verin gitsin’, diyebilir.”

Trump, İran’a yüklenirse…

Hem Özel’in, hem Dedeoğlu’nun dikkat çektiği başka bir nokta da İran ile yapılan nükleer anlaşmayı, seçim kampanyası boyunca sert bir biçimde eleştiren Trump’ın, İran’a karşı cephe alma ihtimali ve bunun Türkiye ve Ortadoğu’ya olası yansımaları.

Özel’e göre, Trump, İran’a yüklenmeye kalkabilir. Bu olursa, Türkiye’ye olan ihtiyacı da artar:

“Ama eğer İran’a yüklenmeye karar verirse, İran ile işbirliği yapan Rusya ile ilişkileri nasıl olacak? Trump, Rusya ile iyi geçineceğini söylemişti. Rusya ile iyi geçinmeye karar vermesi, Suriye’de Beşar Esad’in kalmasına da onay verdiği anlamına gelir. Bu durumda da Türkiye’den hizaya gelmesini isteyebilir.”

Prof. Dedeoğlu’na göre, Trump, İran ı sisteme dâhil etmek yerine, öteleyip, ötekileştirip Rusya ile işbirliği yapacak:

“Trump ile ilgili risk, çok hızlı karar alıp, müzakerelere zaman bırakmayabilir. Hızlı sonuç almak isteyeceği konuların başında da Obama enkazını temizlemek olacaktır. Obama enkazı, Irak ve Suriye olduğu için buralarda kısa vadede çok etkili bir Amerika göreceğiz. Bu eski müttefikleriyle etkili iş yapmak anlamına gelecektir. Yani, İsrail ve Türkiye ile çok daha yakın ve etkili bir işbirliği, İran’ı geriletmek.”

Hem Dedeoğlu hem de Özel, Trump’ın Esed rejiminin yerinde kalmasını tercih edebileceğine dikkat çekiyor.

ABD’nin PYD’ye bakışı ne olacak?

Dedeoğlu’na göre, Trump’ın PYD ile müzakere süreci başlatması da mümkün:

“PYD ile müzakere edecek. Silah vererek çatıştırmanın bir sonraki adımı olarak, onlarla müzakereye girecek ve ‘İlişkimizi sürdürürüz, eğer Erbil modeli gibi bir şey yaparsınız’ diyecek.”

Dedeoğlu’nun Erbil modeli olarak tanımladığı durum, şu anda Ankara ve Erbil arasındaki ilişkiler gibi, işbirliği yönü ağır basan, Türkiye ile sorunu kalmamış bir yapılanma. Dedeoğlu, daha önce Al Jazeera’nin sorularını yanıtlarken bunu, “Barzani-Erbil-Türkiye ilişkisi gibi Suriye’de bir grupla Türkiye’nin bir diyalog içine girmesini sağlamaya yönelik. Şimdiki lider olmayabilir, silahlı ayağı olmayabilir… O zaman Türkiye onların arasından diyalog kurabileceği, Türkiye’yle derdi kalmamış, Şam’la derdi olan Kürt muhatap…” diye anlatmıştı.

Trump, 21 Temmuz 2016’da New York Times’a verdiği söyleşide PYD’yi kast ederek, “Kürt güçlerinin büyük hayranıyım. Diğer yandan, Türkiye ile son derece başarılı bir ilişki içinde olma potansiyelimiz var. Eğer, her ikisini bir şekilde bir araya getirebilirsek gerçekten harika olur” demişti.

“Eski müttefiklerle ilişkiler canlanabilir”

Dedeoğlu’na göre, Trump’ın Başkanlığında, ABD’nin eski müttefik ilişkilerini öne çıkarması beklenebilir:

“Şöyle bir harita ortaya çıkabilir: Amerika, İngiltere, Türkiye, İsrail bir sonraki adımda Suudi Arabistan. Eski müttefik zincirine geri dönme. Bu durumda Türkiye-AB ilişkileri zaten bozuk, düzelme ihtimali azalacaktır.”

Olası risk alanı

Dedeoğlu, Trump’ın kısa sürede etkili olabilmek için hızla karar almasını bekliyor. Ona göre, bu da bir risk oluşturabilir, çünkü diplomatik müzakereler için yeterli vakit kalmayabilir.

Özel’e göreyse, Trump’ın tıpkı seçim kampanyası boyunca yaptığı gibi İslâm karşıtı bir retorik kullanmaya devam etmesi bir risk oluşturabilir:

“Seçim çalışmaları sırasında söylediği gibi, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanırsa, ya da İslâmi terör konusunda sert sözler ifade ederse, Türkiye’nin tepkisi ne olur, emin değilim. Fakat diyelim ki bu lafları etti, Türkiye eskiden olduğu gibi yanıt verirse, yani Obama yönetimine gösterdiği gibi tepkiler gösterirse, bunun da Trump’da daha katı yanıtları olur. “

“Henüz erken”

Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Mustafa Aydın da, genel olarak Trump’ın başkanlığındaki ABD ile Türkiye ilişkilerinin, şimdikinden daha iyi olmasının beklenebileceği görüşünde:

“Trump ile arka planda ilişkilerin daha iyi olması beklenir. Trump’a Türkiye’deki özgürlüklerle ilgili bir sorulmuştu. O da ‘Biz kim oluyoruz ki, başka ülkeleri değerlendiriyoruz’ demişti. Bu da Trump’ın dış politikasında Clinton gibi, demokratikleşme, özgürlük vurgusuyla uğraşmayacağını gösterir. Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde yaşadığı sorunlu bir alanın ortadan kalkması anlamına gelebilir.”

Fakat Prof. Aydın, Trump’ın seçim propagandası sırasında dış politikayla ilgili açık konuşmadığına, bunun da spesifik sonuçlar çıkartmaya yetmeyeceğini düşünüyor:

“Geleneksel olarak Türkiye, ABD’deki Cumhuriyetçiler ile daha rahat anlaşır. Çünkü, Demokratlar özgürlük, demokrasi gibi konulara önem verirken, Cumhuriyetçiler güvenlik, istikrar gibi konulara ağırlık verirler. Buradaki bir kırılma, Türkiye’nin Bush ile yaşadığı sorundu. Bush, dünya ile sorun yaşarken, Türkiye ile de yaşadı. Demokrat Obama ile ilk dönemde ilişkiler gelişti, ama ikinci dönemde olumsuzluğa evrildi.”

Aydın, Bush’un seçim kampanyaları sırasında ülke içine odaklanma sözü verdiğini ama 11 Eylül saldırısından sonra bambaşka bir politika izlediğini de hatırlatıyor:

“Trump’ın da imâlarına bakarak, ABD’yi izole edici bir politika izleyeceğini söylemek doğru olmaz. Gerçekten ne yapacağı konusunda, hangi danışmanları, bakanları seçtiğine bakarak karar verebiliriz. Ben hep, ‘ABD başkanları seçim sırasında verdikleri sözleri tutsalardı, Ermeni Soykırımı iddiaları ABD tarafından şimdiye kadar defalarca tanınmıştı’ örneğini veririm.”

Ayşe Karabat/ Al Jazeera

Yorumlar