Vizyon

Putin’in ABD karşıtı bloku Kahire Şam Ankara ekseninde oluşuyor!

Սերժ Սարգսյանը հայտարարեց Վիգեն Սարգսյանի ժամկետը

Putinin Azərbaycana qarşı təzyiqləri..

Kore Basını : Kore Savaşındaki Gerçek Hikaye’nin Sahibi Cesur Türk Askeri’nin Son Yolculuğu

TEPKİSİZLİK TASVİPTEN Mİ YOKSA MAĞLUBİYETİMİZDEN Mİ?

Gündem 30 Kasım 2017
34

Mısır’ın Sina yarımadasında Cuma namazı kılan insanların üzerine bomba atıldı. Kurtulup kaçmak isteyenler silahlarla tarandı. Yardıma giden sağlık ekipleri dahi saldırıdan nasibini aldı. Sonuç korkunç:305 ölü yüzlerce yaralı.

Daha da korkunç olanı Müslümanların tepkisizliği!

Hiç temenni etmem ama aynı katliam dünyanın başka bir yerinde başka bir dine mensup kişilere karşı uygulansaydı yer yerinden oynardı. Müslümanlarda onlarla birlikte oturup onlarla birlikte kalkardı.

Ölenler Müslüman olunca bu tepkisizlik niye? Hayır hayır, yanlış anlaşılmasın dünyadan değil Müslümanlardan söz ediyorum.

Evet, bu tepkisizlik niye? Katliamı tasvip ettiğimizden mi yoksa bir asırdır yaşadığımız mağlubiyet psikolojisinin uğursuz bir sonucu mu?

Diriliş Postası gazetesinde Eymen Halid köşesinde olayı açıklayıcı bir yazı yayımlandı. Fethi Güngör tarafından tercüme edilen yazıya göre katliam Vehhabi düşüncenin ulaştığı tehlike düzeyini gösteriyor. Dini okullarda çocukların zihinlerine ekilen selefi fikirlerden sorumlu olan Suudi Arabistan artık üzerine düşeni yapmalı. Halid’e göre Suudiler aşırılık ve aykırılık fikirlerini yaymaya son vermeli.

Halid ayrıca saldırıya uğrayan Müslümanların sufi bir tarikata mensup olduğunu ve DAEŞ militanlarının gözünde bu kişilerin kâfir olarak görüldüğünü de ekliyor.

Ömür Çelikdönmez “kafkassam.com” sitesindeki köşesinde yaşanan katliama çok daha farklı ve dikkat çekici bir yaklaşımda bulundu. “Mısır Firavunu Sisi Sina’da kendi halkını öldürttü” başlıklı yazısında katliamdan Mısır yönetimini sorumlu tuttu. Çelikdönmez’e göre olayın gerisinde Mısır-İsrail anlaşması var. Mısır’da yayınlanan el- Masriyun gazetesinin elde ettiği belgelere göre ekonomik zorluklar içerisinde olan Mısır Sina’nın bazı bölgelerini İsrail’e para karşılığı satacakmış. İsrail’de Filistinlileri bu topraklara yerleştirecek böylece Filistin probleminden kurtulacakmış.

Daha açıkçası Kudüs’ün tamamını elde edecekmiş.

Sayın Çelikdönmez’in yorumuna katılıyorum. Eymen Halid’de haklı! Bu iş muhtemelen İŞID tarafından yapılmıştır. Yani Müslümanlar Müslüman eliyle öldürülürken arka planda bu işten çıkar sağlayan başka güçler var.

Var da, bütün suç onlarda mı?

Bizler ne zaman kendimiz ile ilgili konularda inisiyatifi kendi elimize alacağız? Nesne olmaktan ne zaman bıkacağız? Bizleri “nesne” haline getiren edimler karşısında edilgen tavrımızdan ne zaman vazgeçeceğiz?

Bugün nadanlar Peygamberin evliliklerini diline dolayarak ona olan güveni yıkmaya çalışıyorlar. O yıkıldı m ı geriye ne Kur’an kalır ne de din. Âlimlerimizin kılı bile kıpırdamıyor.

Bence Müslümanlar artık bayatlamış söylemlerini değiştirmeliler.

Kur’an’ın belagati üzerine atılan nutuklar, Efendimizin terinin gül koktuğu şeklindeki anlamsız vaazlar artık pek işe yaramıyor. Dinleyen yok.

Dinleyici bulanlarda müritlerine yanmaz kefen(hâşâ) satmakla meşgul.

Çağımızın problemleri ne? Sekülerizmin insanlığın ruhunda sebep olduğu boşluk; sömürülen Afrika; parsel parsel edilen İslam Coğrafyası; yağmalanan enerji kaynakları; işbirlikçilerin oynadığı oyunlar! Bütün bunlar hak getire! Varsa yoksa benim partim, benim şeyhim, benim meşrebim, mezhebim! Hani ümmet bir bütündü? Hani bir Müslüman’ın ayağına diken batsa bütün Müslümanlar acı çekerdi?

Kendisi himmete muhtaç dede, kaldı ele himmet ede! Böyle bir ümmet kime umut olabilir? Dünyanın hangi ezilen sömürülen halkının umudu olabilir?

Sahi biz Müslümanlar insanlığa hangi teklifte bulunuyoruz?

Yaşadıkları çağ hakkında onları nasıl bilgilendiriyoruz?

Bunlar da sorumu Allah aşkına! Bizler kendi sorunlarımız hakkında ne konuşuyoruz? Sadra şifa ne söylüyoruz?

Ne söyleyebiliriz ki, bizler daha kütüphanelerimizdeki binlerce eseri okumaktan aciz yığınlarız. Tepkisiz yığınlar! 305 adam öldürülüyor bütün ümmet ayaklanmalı iken tıs yok. Neden? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!

Sahi biz bu başıbozukluktan kurtulmayı ne zaman açık açık konuşacağız? Bu ümmetin bir başının olması gerektiğinin şuuruna ne zaman vakıf olacağız?

Hilafet artık konuşulması gereken bir konu. Hiç kimseyi ürkütmeden, rövanş izlenimi uyandırmadan ikna yolu ile. Artık hem ülkemiz hem de dünya için elzem olduğunu anlatmak suretiyle. Şayet biz başlatmazsak eloğlu tepeden birini oturtacak, FETÖ kalkışmasında olduğu gibi.

Biliyorum, ha demekle olmaz! Ama başlamadan hiç olmaz!

“Nasıl başlayalım?” diye sorulacak olursa âcizane şunu söyleyebilirim. FETÖ’ye, Amerika’ya Avrupa’ya kızalım kızmasına da biraz da kendimize kızmakla başlasak derim.
Abbas Pirimoğlu

Yorumlar