Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

Portekiz’in Yahudi açılımı ve Türkiye Yahudilerini Portekiz’e kim gönderiyor!

PAŞİNYANIN BİZƏ QARŞI ARTAN TƏXRİBATLARINA NƏ ZAMAN CAVAB VERİLƏCƏK?

İran’la İsrail mi Anlaştı ?

Suudilere ABD vurdu Türkiye sevdi!

Gündem 30 Eylül 2016
1.156

Deyim yerindeyse Türkiye kaynayan kazan Ortadoğu’da diri diri haşlanıp batı emperyalizmine servis edilmek isteniliyor. Terörle mücadelede yaşanan can kaybının bedeli işte bu. Ya teslim bayrağını çekip çakallara yem olacaksınız ya da bağımsızlığınız için şehitliği en büyük rütbe göreceksiniz! Bölgede fay hatlarını tetikleyen toplumsal sarsıntılar yüzyıllık anlaşmaları tarihin tozlu raflarına kaldırıyor, yeni güç merkezleri doğuyor. Rusya Savunma Bakanlığı Uluslararası Askeri İşbirliği Daire başkanlığı eski şefi, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kurucu üyelerinden Sovyetler Birliği Savunma Bakanı Dimitriy Ustinov’un yardımcılığını görevinde bulunan emekli Orgeneral Leonid Grigoryeviç İvaşov’un, “Türkiye; İran, Rusya ve Suriye ile yakınlaşıyor, Türkiye, Rusya, İran ve Çin’in Amerika’yı Ortadoğu’dan kovulacak” sözleri yeni dönemin işaret fişeği. Türkiye’nin geleceğinin Şanghay İşbirliği Örgütü’nde olduğunu söyleyen İvaşov, “Batı çöküyor, Doğu çağı başlıyor” görüşünde. (Bkz. http://tr.farsnews.com/world/news/13950708000095 )

Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde ABD konuşlu küresel finans sistemi ile askeri güç merkezi Pentagon ve diğer karar verici devlet aygıtları görüş ayrılığında. Bunun en son somut örneği; ABD Başkanı Barack Obama’nın, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerinin Suudi Arabistan’a dava açmasına imkân tanıyan yasa tasarısına yönelik vetosuydu ve Amerikan Kongresi’nden geçmedi. Böylelikle Obama’nın yaklaşık sekiz yıllık görev süresi içinde ilk kez bir vetosu, Kongre’den geçmemiş oldu. Obama, 11 Eylül saldırılarına yönelik yasayı veto etmesine gerekçe olarak ” yasanın ABD’nin ulusal çıkarlarına zarar vereceğini” göstermişti. Obama’nın Senato’daki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelere gönderdiği mektupta, yasanın “ABD vatandaşlarını terör saldırılarına karşı korumayacağını ve ülkesinin böylesi saldırılara karşı göstereceği tepkiyi de iyileştirmeyeceğini” belirtmişti. Tasarı yasalaşsaydı, ailelerin saldırılarda Suudi yöneticilerin rolü olabileceği gerekçesiyle ABD mahkemelerinde dava açabilmesine imkan tanıyacaktı. 11 Eylül’deki 19 saldırgandan 15’inin Suudi olduğu biliniyor. Saldırılardan bu yana sık sık saldırganların Suudi yönetiminden destek aldıkları iddiaları ortaya atılıyor. İddiaları geri çeviren Riad yönetiminin, yasa tasarısının yasalaşmasını engellemek için lobi çalışmaları yürüttüğü öne sürülüyor. (Bkz. http://www.dw.com/tr/kongre-obaman%C4%B1n-vetosunu-tan%C4%B1mad%C4%B1/a-35919627 )

Suudi Arabistan yönetimi de yasa tasarısına karşı lobi faaliyeti yürütmüştü. General Electric ve Dow Chemical gibi önemli Amerikan şirketleri, Avrupa Birliği ve diğer Amerika müttefikleri yasa tasarısına karşı çıkıyordu. Savunma Bakanı Ash Carter da Kongre üyelerini vetoya sahip çıkmaya çağırmış, Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’nin Başkanı John Brennan da oylamadan önce yaptığı açıklamada yasa tasarısının ulusal güvenlik açısından ciddi sonuçları olacağını belirtmişti. (Bkz. http://www.amerikaninsesi.com/a/obamaya-veto-darbesi/3529103.html ) Vetosunun işleme konulması için her yolu deneyen ABD Başkanı Barack Obama, Kongre’nin, 11 Eylül saldırılarının kurbanlarının Suudi yetkililere dava açmasına izin veren yasa tasarısına koyduğu vetoyu hükümsüz kılmasına tepki gösterdi. Obama açtı ağzını yumdu gözünü kongre üyelerine verip veriştirdi, kongre üyelerinin hata yaptığını, tasarının ABD-Suudi Arabistan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini, tasarıyla Afganistan ve Irak gibi yerlerde görev yapan ABD askerlerine karşı da davalar açılabileceğini belirten Obama’ya destek gecikmedi. Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı John Brennan da oylamanın ulusal güvenliğe “ciddi etkileri” olacağını belirterek, “Potansiyel olumsuz tarafları fazla” dedi. Yasayla, diğer ülkeleri Amerikan mahkemelerindeki davalardan koruyan 1976 tarihli yasada değişiklik yapıldı ve kurban yakınlarına 11 Eylül saldırılarında rol oynadığından şüphelenilen Suudi hükümeti yetkililerine dava açma hakkı verildi. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37502991 ) Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, ABD’de “11 Eylül” tasarısı olarak bilinen Terörizmin Sponsorlarına Karşı Adalet Yasası’nın onaylanmasına tepki gösterdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, 11 Eylül Saldırılarında ölenlerin yakınlarının kendilerine dava açabilmesini sağlayan yasanın “derin kaygı” yarattığını açıkladı. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37502997 )

Tüm bu gelişmelerden sonra Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Nayif’in Türkiye temasları dikkat çekiyor. Suudi Arabistan’ın tek sıkıntısı ABD Kongresinin aldığı karar değil. Husiler Yemen’de Suud ordusunu bozguna uğrattı. Suudi Arabistan’ın Zeydiyye mezhebine mensup vatandaşları Suud yönetimini yerden yere vuruyor. Ekonomik kriz had safhada. Suudi Arabistan’da Kral Selman Bin Abdülaziz tarafından onaylanan kararname ile birinci derece devlet memurlarının maaşlarının düşürülmesi kararlaştırıldı. Buna göre, 2 Ekim’den itibaren Devlet Bakanı maaşı yüzde 20, Şura Meclisi Üyesi maaşı yüzde 15 oranında düşürülecek. Kral’ın hazır bulunduğu Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu toplantısında kararlaştırılan önlemler arasında kamu çalışanlarının maaş zamlarının askıya alınması da var. Bütçe yükünü azaltmaya yönelik kemer sıkma önlemleri Suudi Arabistan’ın güney sınırında Yemen’deki Husilere yönelik savaşta görev yapan askeri personelleri kapsamıyor. Suudi Arabistan’ın 2016 bütçe açığı yaklaşık 87 milyar dolar olarak açıklanmıştı. (Bkz. http://www.on4haber.com/haber/suudi-arabistan-da-tehlike-canlari-/92682/ )

İki ülke heyetlerinin görüşme tutanaklarına bakılırsa; terörizmle mücadele konusunda Suudi Arabistan/Türkiye işbirliğini arttırılarak sürdürülecek. Suudiler Türkiye’den elini taşının altına koymasını istiyor. Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliğinin bölgesel güvenlik, refah ve istikrar için kilit öneme haiz olduğunun altı çiziliyor. (Bkz. http://aa.com.tr/tr/turkiye/terorle-mucadele-konusunda-suudi-arabistan-ile-isbirligi-artacak/655388 ) Suudiler ile ABD arasındaki dalaşmanın çok farklı sonuçlar doğuracağı söylenebilir. Suudi Arabistan hem ABD kaynaklı küresel saldırılara göğüs germek istiyor hem de can düşmanı gördüğü Şii kuşatmayı yarmak derdinde. Suriye’de umduğunu bulamadı. Lübnan korkulu rüyası. Körfez ülkelerinden dengeler her an Suudiler aleyhine değişebilir. 26 Mart 2015 günü Körfez ülkeleri dahil 10 müttefik ülke ile birlikte Yemen’de “Ensarullah” cemaati ve onları destekleyen güçlere karşın hava, kara ve denizden operasyonlar düzenleyen ve Yemen semalarını kontrol altına alma iddiasıyla hava savunma sistemleri ile askeri iletişim sistemlerini çökerten Suudi Arabistan’ın artık bu saldırıları devam ettirecek ne ekonomik gücü kaldı ne de ordusu?

Suudilerde Amerikalıları enerji piyasasında zorlamaya çalışıyor. Ancak can düşmanı ilan ettiği İran ile bu konuda anlaşması çok zor. Çünkü uzun yıllar ambargonun pençesinde kıvranan İran, petrol üretimini düşürmeye yanaşmıyor. İran’ın tutumu aslında ülkesinin düşük petrol fiyatına dayanıklılığının Suudi Arabistan’dan daha kuvvetli olduğunu düşündüklerini de gösteriyor. ABD ve İngiltere’nin Libya petrolünün piyasaya sürülmesi için organizasyon yaptıkları ve 21-22 Eylül tarihinde ilk petrol satışını yaptırdıkları konuşulmakta. Libya’dan bugün çıkartılıp ihraç edilen petrol günde 300 bin varil yerine üç misli olan potansiyeline gelirse, petrol fiyatları gene patır kütür düşebilir. (Bkz. http://dusuncemektebi.com/d/130667/suudiler-ve-iran-anlasamiyor/ )

Cezayir’de gerçekleştirilen görüşmelerde bir araya gelen Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyeleri ham petrol arzını günlük en az 750 bin varil düşürme kararı aldı. Karar, petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Öte yandan OPEC üyesi olmayan Rusya’dan da üye ülkelere diyalog çağrısı geldi. Rusya Enerji Bakanı Alexander Nowak Inerfax’a yaptığı açıklamada, ‘’Opec üyeleriyle diğer ülkeler arasında bir görüşme çağrısı olursa davete icabet ederiz” diye konuşmuştu. Rusya bu açıklamaya rağmen Cezayir’deki müzakerelere katılmadı. Rusya’nın en büyük petrol üreticisi Rosneft de Mart ayında petrol üretimini düşürme kararı almıştı. Örgütün küçük üyelerinin çoğu, fazla arz ve azalan talep nedeniyle bir süredir petrol üretiminin azaltılması için bastırıyordu. 2 yıl önce 110 dolar seviyesinde olan petrolün varil fiyatı geçen sürede hızla düşmüştü. 1960’da Suudi Arabistan, İran, Kuveyt, Irak ve Venezuela’nın kurduğu OPEC’e ise zamanla Katar, Libya, Endonezya, Ekvador, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Nijerya, Gabon ve Angola da katılmıştı. Sözün özü şu efendim; Suudilere Amerika vurdu, Türkiye okşuyor. Ruslar ne yapar bilemiyorum?

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar