Hazar’ın Sultanı Mihriban Paşa!

“Muharrem”-“Recep” qovğası – Türk seçicisi iki seçim arasında

Civil service system in Azerbaijan

Հեղափոխություններից հետո կալանավորումներից հնարավոր չէ խուսափել

Suudi Arabistan’da darbe Teksas’ta katliam!

Gündem 6 Kasım 2017
255

Suudi Arabistan’ın çoktan karışacağını ima birçok değerlendirmem mevcut. Suudi Arabistan’da ani bir kararla “yolsuzluk davaları” çerçevesinde başta Kraliyet Muhafızları Bakanı Prens Mutab bin Abdullah ve Prens El-Velid bin Talal olmak üzere çok sayıda prens, bakan ve iş adamının gözaltına alınması bana sürpriz gelmedi. Burada iddia ediyorum eğer gözaltına alınmasalardı, gözaltına alınan isimler şimdiki kral ve veliaht prens olurdu. Hatta Suudi İstihbaratı yazdıklarımı okuyor, analizlerimi önemsiyor diyeceğim, hemen bazı okuyucular kalkıp “-Hoca ne içiyonda kafan güzelleşiyor? O içtiğinden bizde isteriz” diyecekler.

Neden Suudi istihbaratının yazdıklarımı dikkate aldığını düşünüyorum biliyor musunuz? Çünkü 22 Ağustos 2017’de, “Ne Şii İran’ı Vehhabi Suudi Arabistan ne de Vehhabi Suudi Arabistan’ı Şii İran yıkacak? Sekülerizm yıkacak! Sekülerizm; toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhanî meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki hareket. Ancak bu sekülerleşmenin yönetim anlayışından daha ziyade bireysel ve toplumsal hedonist odaklı olduğu ülkeler İran ve Suudi Arabistan. Suudi Arabistan’ın Sodom ve Gomore’den ne farkı var Allah bilir? Yıkım nasıl gelir nasıl olur tahmin etmek zor olamasa gerek. Yemen’de devam eden iç savaşta geçen yıl çocuk ölümlerinin yüzde 51’inden Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin sorumlu.

Suud hanedanlığı, petrol fiyatlarının düşmesinin ekonomik sonuçlarından, İran ile bölgesel çekişmeleri nedeniyle dış politikada yaptığı hatalara kadar bir dizi faktör nedeniyle tarihinin en kritik sürecini yaşıyor. Bu sürecin, başarılı yönetilememesi halinde, krallığı içeriden büyük bir karışıklığa ve çöküşe kolayca sürükleyebilme potansiyeli var. Petrol havzalarının %90’nı barındıran Doğu Arabistan Suudi yönetiminden koparılabilir. Arabistan Vahhabi, ılımlı Sünni, Şii, Zaydi ve daha nice mezhepler arasında bölünebilir. Mekke ve Medine’nin yer aldığı Hicaz bölgesi bu bölge üzerinde tarihi hak iddia eden Haşimilerin temsilcisi olduğunu iddia eden İngilizlerin piyonu Ürdün Kralına verilebilir.” değerlendirmesini yapmıştım.(1) Geçtiğimiz Ekim ayında 25/10/2017’de Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkesinin “radikal düşünceleri derhal yok ederek ılımlı İslam’a” döneceğini söyledi.

5 Eylül 2017’de “önümüzdeki günlerde Suudi tahtına kim çıkacak derseniz, Prens El-Velid bin Telal bin Abdülaziz el Suud’u hesaba katın derim” diye yazdığımı hatırlıyorum.(2) O şimdi Riyad’ta ünlü, lüks bir otelde gözaltında. Akıbeti meçhul. Suudi Arabistan’da dün akşam ani bir kararla “yolsuzluk davaları” çerçevesinde başta Kraliyet Muhafızları Bakanı Prens Mutab bin Abdullah ve Prens El-Velid bin Talal olmak üzere çok sayıda prens, bakan ve iş adamı, 11 prensin yanı sıra eski ve yeni dönemde bakan ve bakan yardımcılığı görevlerinde bulunan 38 kişi yolsuzluğa karıştıkları gerekçesiyle gözaltına alındı. eski Kral Abdullah bin Abdulaziz’in iki oğlu Kraliyet Muhafızları Bakanı Prens Bin Abdullah ve Riyad bölgesinin eski Emiri Prens Turki bin Abdullah’ın yanı sıra Suudi Arabistanlı milyarder Bin Talal ile Usame bin Ladin’in kardeşi Bakr bin Ladin’in de gözaltında.

Gözaltı dalgası, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz tarafından yayımlanan kraliyet kararnameleriyle üst düzey isimlerin görevlerinden azledilmesinin ardından geldi. Gözaltına alınan kişilerin tamamı muhalif isimlerden oluşuyor. En dikkat çeken isim ise Kral Abdullah’ın 2. oğlu olan ve tahtta hak iddia etme potansiyeline sahip Prens Mutaib bin prens Abdulaziz ve Prens Turki bin Abdullah. Prens Mutaib bin Abdulaziz aynı zamanda Kraliyet Muhafızlarının bakanıydı ve ordunun kontrolünü elinde tutuyordu. Dolayısıyla Veliaht Prens olası bir darbe girişimini önlemiş oldu. Operasyon, ülkenin veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın siyasi kontrolünü artırma hamlesi olarak yorumlanıyor. Bununla birlikte tanınmış isimlerin görevden alınmasının muhafazakâr çevreleri rahatsız etmesi bekleniyor. Ancak Suudi Arabistan Yolsuzlukla Mücadele Komitesi’nin başında bulunan Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudiler tarafından güçlü ve reformist bir insan olarak görülüyor. Veliaht Prensin, kadınlara yönelik bazı kısıtlamaları kaldırarak, aşırılık ideolojilerinin tahribine karşı, ılımlı İslam’a dönüş çağrısında bulunması ülkede önemli bir reform kabul ediliyor.(3) Bu yasal darbenin kansız olduğu pek söylenemez.

Suudi Arabistan’ın Yemen sınırı yakınlarında bir helikopterin düşmesi sonucu Prens Mansur bin Mukrin ve beraberindeki yedi yetkilinin öldü. Helikopterin Yemen sınırı yakınlarında düşmesi, bir saldırı olasılığını akıllara getirdi. Kaza, ülkedeki büyük yolsuzluk operasyonu ve Yemen’den atılan bir füzenin başkent Riyad’daki uluslararası havaalanı yakınlarında durdurulması gelişmelerinin hemen akabinde yaşandı. Asir bölge emir yardımcısı Prens Mansur, Suudi istihbarat servisinin eski yönetici Prens Mukrin bin Abdülazin’in oğlu. 2015 yılına kadar veliaht prens olan bin Abdülaziz, Kral Selman bin Abdülaziz’in tahtına varis olarak Prens Muhammed bin Nayef’i göstermesi üzerine veliahtlığı kaybetmişti.(4) Helikopteri düşerek ölen Suudi prensi Mansur’un ülkeden kaçmaya çalıştığı iddia edildi ve Mansur’un Muhammed bin Selman’a muhalif olduğu hatırlatıldı. Mansur’un kazasının, Suudi Arabistan’da onlarca prensin yolsuzluk soruşturmasıyla gözaltına alındığı günün ertesinde gelmesi dikkat çekti.(5)

Mısır asıllı Avukat-Yazar Mahmoud Refaat’ın iddiasına göre Suudi Arabistan’da iki helikopter düştü. Düşen helikopterlerden birinin füze ile vuruldu, diğeri ise patlama ile düşürüldü. Cidde’de güvenlik güçleri, özel jetleri herhangi bir yüksek makamdaki kişinin kaçma olasılığına karşı yerde tutuyor ve havalanmalarına müsaade etmiyor. Tasfiye operasyonunda gözaltına alınan Prens El Velid, ABD’deki başkanlık yarışı sırasında Donald Trump için “Amerika’nın yüz karası” demişti. Twitter mesajında Trump’a başkanlık yarışından çekilmesi çağrısında bulunmuştu. Trump ise Prens’e “Budala” diye karşılık vermiş, onun ‘baba parasıyla Amerikalı siyasetçileri yönlendirmeye çalıştığını’ söylemiş ve “Ben seçilince böyle bir şey olmayacak” demişti.(6)

Sünni siyasetçi Saad Hariri’nin, İran-Hizbullah suikast planının ardından Lübnan Başbakanı olarak istifa edip Riyad’a kaçması ve sonrasında tasfiye operasyonunun başlaması, Suudi Arabistan2ın bölgede ABD eksenli politikaya geri dönüş sinyali olabilir mi? Suudi haber ajansı, ülkenin, bir yıldan uzun süredir boş olan Irak’a ve Lübnan’a büyükelçiler atadığını duyurması bu kanıyı güçlendiriyor. bir yıldan uzun bir süredir boş olan Bağdat Büyükelçiliğine Abdulaziz bin Halid eş-Şemri, Beyrut Büyükelçiliğine ise Velid bin Muhammed el-Yakub getirildi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyid Kazım Sajjadpour’un, Türkiye ve İran’ın iş birliği yapması gereken ülkelerin Suudi Arabistan ve Mısır olduğunu söylemesi, Suudi Arabistan’ın geleneksel İran düşmanlığından sıyrılma namzetliğini doğruluyor gibi.(7) Nitekim Lübnan merkezli, Şii Hizbullah Grubu’nun lideri Hasan Nasrallah, suikasttan korktuğunu söyleyerek istifa eden Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin, Suudi Arabistan’ın zorlamasıyla bu kararı aldığını söylemesi önemli.
Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Komisyonu’nun Kararname darbesi, Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanılan süreçle benzeşiyor. Gözaltına alınan 11 prens ve 39 kişinin, Veliaht Prens Selman’a karşı tahtta hak iddia edebilecek statüde olmaları dikkatlerden kaçmıyor. Mevcut Kral ve Veliaht Prens karşıtlarının tasfiyesinde ‘Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Komisyonu’nun Kararname hazırlaması, yasal bir prosedürün takip edildiğini gösteriyor. Ortadoğu’da bir gecede dengeleri değiştirecek gelişmeler yaşandı. Veliaht Prens Selman’a karşı tahtta hak iddia edebilecek 11 prens ve 39 kişi gözaltına alındı. Suudi Kral Selman, Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu kurdu. Komisyonun başına da Prens Muhammed’i atadı. Komisyon kurulur kurulmaz gözaltı dalgası başladı. Olayın hikâyesi budur!
ABD tarihi toplu katliam haberleriyle dolu. Bu yıl içerisinde toplu ölümlerde 300 kişi hayatını kaybetmiş. Teksas eyaletinde bir Baptist Kilisesi’ne silahlı saldırı düzenleyerek 26 kişinin ölümüne neden olan saldırganın kimliği, Trump’ın ‘İslami terör’ kavramını kullanırken bundan sonra daha dikkatli olmasını gerektirecek. Saldırganın Sutherland Springs’e komşu Comal County kasabasında yaşadığı ve aracında çok sayıda silahın bulunduğu öğrenildi. Saldırganın 2012 yılında askeri mahkeme tarafından eşi ve çocuğuna saldırdığı için ceza aldığını, iki yıl sonra ise Hava Kuvvetleri’nden atıldığı belirtiliyor.(8) Saldırgan beyaz ve 26 yaşındaki Devin Patrick Kelley. ABD Hava Kuvvetleri’nde 2009-2013 yıllar arasında görev aldı. Ayrıca İncil okulunda öğretmenlik yapmış olduğu anlaşıldı.(9) Neymiş efendim Hristiyan fundamentalistlerde çıkabiliyormuş!

Bakınız:
1- http://www.kafkassam.com/sianin-ve-vehhabiligin-kalesini-sekulerizm-yikacak.html
2- http://www.kafkassam.com/ingiliz-istihbaratindan-munaiyirin-torunu-suudi-arabistanin-ermeni-prensi.html
3- https://turkish.aawsat.com/2017/11/article55364060/suudi-arabistanin-yolsuzlukla-mucadelesi-medyada-genis-yer-aldi
4- http://www.dw.com/tr/suudi-prens-helikopterinin-d%C3%BC%C5%9Fmesi-sonucu-%C3%B6ld%C3%BC/a-41249405
5- http://haber.sol.org.tr/dunya/helikopteri-dusen-suudi-prens-ulkeden-kaciyordu-216089
6- http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41884092
7- https://tr.sputniknews.com/turkiye/201711041030879894-turkiye-iran-misir-suudi-arabistan-isbirli/
8- http://www.dw.com/tr/teksasta-kiliseye-sald%C4%B1r%C4%B1-26-%C3%B6l%C3%BC/a-41249278

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar