Kuzey Makedonya Neresidir? “İsim Krizi” Gerçekten Çözüldü Mü?

Tariximize, dahilerimize sahib çıxaq!?

Azərbaycan Avropanın geosiyasi maraqlarında mühüm yer tutur

Siber Güvenilir Kurumlar için Devlet Denetleme Kurulu Görev Başında

Suriye Konusuna İlişkin Yeni Durum Değerlendirmesi

Gündem 14 Mart 2018
75


Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak maksadıyla uluslar arası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak 20 Ocak 2018 tarihinde başlattığı “Zeytin Dalı Harekâtı”nın bugün 54. günü ve harekât bütün hızıyla planladığı gibi başarılı bir şekilde icra ediliyor. Artık Türk ordusunun Afrin şehir merkezine girmesi an meselesi. Türk ordusu hemen hemen Afrin şehir merkezini kuşatmış durumda. Afrin’e harekât başlamadan önce bölgede bulunan sivillerin Afrin’i terk etmesi için gereken süre de bu arada verilmiş durumda. PYD/YPG/PKK terörist unsurları Afrin’de bulunan siviller üzerinde ciddi baskılar oluşturarak sivilleri kalkan olarak kullanmaya devam etmek istiyor. Sivillerin Afrin’i boşaltmaları için Tel Fırat ile Halep arasında kalan koridor şu an açık durumda. Afrin’in bu koridor kullanılarak boşaltılması beklenmekte. PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının da bu koridoru kullanarak Münbiç ve Fırat’ın doğusuna çekilmesi ihtimal dahilinde. PYD/YPG/PKK unsurlarının daha uzun süre Afrin’de Türk ordusu karşısında dayanması mümkün değil. Ele geçirilen teröristlerin ifadelerinden anlaşıldığı kadarı ile PYD/YPG/PKK terörist unsurların üstün teknolojiye sahip moral gücü yüksek Türk ordusunun gücü karşısında dayanması mümkün görünmüyor.
Bununla birlikte Afrin’de meskun mahal harekâtı başlayınca alanda Nusaybin, Sur ve Yüksekova’da başarılı meskun mahal harekâtı yapan unsurlar devreye girecek. Askerî harekâtlar içerisinde en zorlu ve karmaşık bileşenlere sahip harekât türü şüphesiz meskun mahal harekâtı. Bu harekât esnasında kayıpların olması askerî açıdan değerlendirildiğinde normal. Fakat Türk ordusunun bu konudaki tecrübesi tartışmasız. Türk Komandolarının, Türk Özel Kuvvet Unsurlarının, Türk Jandarma ve Polis Özel Harekât Birliklerinin yetenekleri bu harekâtı başarı ile bitirebilecek ve hatta müteakip harekâtları da icra edebilecek seviyededir. Bu konuda hiçbir tereddüt söz konusu değildir. Bu vesile ile sahada terörle mücadele eden kahraman askerimize, jandarmamıza ve polisimize başarılar diliyor ve onları Allah’a emanet ediyoruz. Bu kahramanlarımız büyük Türk milletinin gönlünde çoktan yerlerini almışlardır.
Afrin harekâtı devam ederken uluslar arası alanda da önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bilindiği üzere geçen ay ABD ulusal güvenlik danışmanı McMaster ve dışişleri bakanı Tillerson Türkiye’yi ziyaret etti ve Türk yetkililer ile bir dizi toplantılar icra edildi. Bu toplantıların sonucunda iki ülke arasında yaşanan bütün sorunlara rağmen ilişkilerin devam ettirilmesinin önemi vurgulandı ve iki ülke arasında sorun oluşturan konuların müzakere edileceği mekanizmaların oluşturulması kararı alındı. Bu kapsamda Türk yetkililer geçen hafta ABD’de görüşmelere başladılar. PKK/PYD/YPG terörist unsurların Münbiç’ten çekilmesi ve Münbiç’in güvenliğinin Türkiye ve ABD tarafından ortak sağlanması konusunda mutabakata varıldığı yönünde bilgiler de basına yansıdı. Oluşturulan bu mekanizmalar sayesinde ABD ile Türkiye arasında belirli bir diyalog ortamı oluşmuşken dün Başkan Trump’ın Tillerson’ı görevden alması beklenmedik bir gelişme olarak değerlendirildi. Rex Tillerson’ın yerine CIA başkanı Pompeo getirildi. 19 Mart 2018 tarihinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ABD’de ABD dışişleri bakanı Rex Tillerson ile başlayan müzakere süreci çerçevesinde bir görüşme gerçekleştirecekti. Fakat ABD’de yapılan bu görev değişikliği ile birlikte iki ülke arasında başlayan müzakere süreci de olumsuz yönde etkilendi. Hâlihazırda Sayın Çavuşoğlu’nun ABD ziyereti belirsizliğini koruyor ve muhtemelen de ertelenecek gibi görünüyor. Tillerson ise 31 Mart 2018 tarihine kadar görevinin başında. Çavuşoğlu’nun ziyareti belki de 31 Mart sonrası bir tarihte yapılabilir. İki ülke arasında kurulan mekanizmalar gündeme ilk geldiğinde bunun ABD’nin zaman kazanma taktiği olarak değerlendirilmişti. Görünen o ki ABD zaman kazanıyor. Bir yandan Türkiye’ye Münbiç konusunda bazı sözler veriyor (ki geçmişte de vermişti hiçbirini yerine getirmedi) diğer yandan da zaman kazanmaya devam ediyor. Yeni ABD dışişleri bakanı Pompeo ve yeni CIA başkanı Haspel’in Türkiye’ye karşı tutumları malum. Dün ABD’de yapılan bu değişiklik ile ABD dış politika yapım sürecine CIA tamamıyla hakim olmuş durumda. CIA’in bölgemizdeki icraatları da hepimizce malum. Özellikle CIA’in PKK/PYD/YPG terörist unsurlarına destek vermesi ve onları partner olarak görmesi Türkiye tarafından kabul edilebilecek bir durum değildir. Bu noktada Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinin pek parlak olduğunu ifade edemeyiz.
ABD’nin bu tavrı şüphesiz Türkiye’yi bölgede başka aktörlerle yakın ilişkiye de itmektedir. RF’nin pragmatist lideri Putin ise bu durumu çok iyi değerlendirmektedir. Türkiye ile ilişkilerini geliştiren Putin Suriye konusunda çok önemli avantajlar elde etmiş durumdadır. Buna karşılık ABD ise Türkiye gibi önemli bir müttefikini kendinden uzaklaştırmanın bedelini ödemeye başlamıştır. Bu bedel daha da ağırlaşacaktır. Özellikle bugün yapılan Çavuşoğlu-Lavrov görüşmelerinde S-400 hava savunma sistemlerinin ilk partisinin Türkiye’ye ivedilikle teslimatının yapılması yönünde son derece önemli bir karar çıkmıştır. S-400 meselesi Türkiye ile NATO ve Türkiye ile Batılı (ABD-AB) müttefikleri arasında ciddi bir kırılmanın göstergesidir. Bunun sonuçları önümüzdeki günlerde daha görünür olacaktır.
Suriye sorununun çözümü için oluşturulan Astana ve Soçi süreçlerinde Türkiye’nin RF ve İran ile bir arada yer alması telaffuz edilmese de ABD ve diğer Batılı devletler tarafından hoş karşılanmamaktadır. Yine telaffuz edilmese de Astana-Soçi süreçleri Cenevre sürecinin bir alternatifi ve rakibi durumundadır. Suriye sorununa çözümün hangi ilkeler çerçevesinde ve hangi platformlarda gerçekleşeceği bütün aktörler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle hem RF hem de ABD için Türkiye Suriye konusunda önemli bir aktördür. Şu anda Türkiye ile işbirliği noktasında Kremlin yönetimi avantajlı durumdadır. PKK/YPG/PYD terörist unsurları ile olan ortaklığı ise ABD’yi Türkiye’den uzaklaştırmaktadır. ABD Suriye’de Fırat’ın doğusunda müteakip dönemlerde Ortadoğu’da icra edeceği askerî harekâtlar için bir askerî garnizon kurma düşüncesindedir. Muhtemel İran operasyonunun önemli merkezlerinden birisi Fırat’ın doğusundaki bu ABD askerî varlığı ve onun terörist müttefikleri olacaktır. ABD bir paradoks içinde bulunmaktadır. Muhtemel İran operasyonu için bölgede PKK/YPG/PYD terörist unsurlarına ihtiyaç duymakta diğer taraftan da müttefiki Türkiye’yi RF’nin yanına itmek istememektedir. ABD’nin tercihini hiç şüphesiz öncelikleri belirlemektedir ve belirleyecektir. ABD 2003 deneyiminden de hareketle kendisinin her dediğini harfiyen yapacak müttefiklere ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle bir terörist unsuru kullanmak daha kolay bir yöntemdir. Muhtemel bir İran operasyonunun olup olmayacağı birçok faktör dikkate alınarak analiz edilebilir. ABD’nin Fırat’ın doğusuna 4000-5000 tır dolusu olduğu istihbarat raporlarında geçen silah, teçhizat ve malzemeyi de DAEŞ ile mücadele için yığmadığı da bir gerçek. Bu nedenle önümüzdeki dönem bölgemizde ciddi sıkıntıların yaşanacağını değerlendiriyoruz ve ülkemizin bu sıkıntılı dönemlere hazırlıklı olmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Suriye krizi bağlamında yaşanan önemli bir gelişmeyi de burada ifade etmekte büyük fayda var. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian dün yaptığı açıklamada Türkiye’nin yapmış olduğu Afrin harekâtını eleştirdi. Bu konuda NATO ve AB’nin harekete geçerek Türkiye üzerinde baskı oluşturmasını istedi. Fransız bakan yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye’de yapmış olduğu harekâtla sınırlarını güvenlik altına aldığını, Afrin şehir merkezine bir harekât düzenlememesi gerektiğini söyledi. Yani anlaşılan Fransız bakan Türk ordusunun Afrin’e girmesini istemiyor ve bu konuda Türkiye üzerinde baskı oluşturulmasını talep ediyor. Türkiye’nin sınırlarını PKK/PYD/PKK terörist unsurlardan temizlemesi Fransızları ve diğer bazı Batılı devletleri rahatsız etmesi doğal çünkü onlar bu terörist unsurları yıllarca kullandılar. Bölgedeki meşru olmayan faaliyetlerini bu terörist unsurlar üzerinden yürüttüler. Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan bu haklı mücadelesi teröristlere destek veren Batılı ülkelerin elinden bu aracı söküp almakta ve yok etmektedir. Bizim kanaatimiz şudur ki; Türkiye sadece Afrin’i değil bütün sınır bölgelerini teröristlerden temizlemeli ve bu beladan kurtulmalıdır. Bu nedenle Afrin harekâtının başarılı ve en hızlı bir şekilde sonuçlandırılması ve müteakip hedeflere yönelinmesidir. Afrin harekâtı konusunda Türkiye üzerinde uluslar arası bir baskının oluşturulması ve özellikle siviller öldürülüyor yalanının propagandasının yapılması nedeniyle Afrin bölgesinin tamamının teröristlerden temizlenerek hızlı bir şekilde sonlandırılması elzem görünmektedir. Bu noktada hem diplomatik hem de askerî alanda ülke yönetiminin ciddi uğraşılar verdiği de görülmektedir. Bütün bir millet olarak devletin bekası için milli şuurun uyanık bulundurulması büyük önem taşımaktadır.

Dr Ufuk Cerrah kafkassam uzmanı

Yorumlar