Rus senatör: Dünya kamuoyu ABD’nin Suriye planlarına engel olmalı

Olası Afrin Harekatı hakkındaki düşüncelerimiz

Türk ve Müslüman düşmanı CIA ajanı Richard Clarke BAE emrinde!

ALTIN ORDA DEVLETİ’NİN RUSYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Suriye Kargaşası

Gündem 19 Aralık 2017
52

Suudi Arabistan’da monarşik yönetim tüm aileye dağılmış yetkileri ve gücü dar bir grupta toplama kararı aldı ve garip bir biçimde uyguladı. Lübnan Başbakanını belli belirsiz bir şekilde elinde tutup istifa etmesinin içinde yer aldı. Zamansız bir biçimde ABD başkanı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp ortaya karışıklık malzemesi attı. Bunlar DEAŞ’ın ipinin çekilmesi, ele geçirdiği Suriye topraklarını PKK/PYD ve bir kısmını da Suriye devletine terk etmesinin tamamlanmasından sonra gerçekleşmiş oldu. Suriye de kıyamet kopartanların amacı sanki biraz daha belirginleşmeye başladı. DEAŞ mücadelesi üzerine zamanla bir tarih kurgulanabilir ve bu aynı zamanda neden böyle bir terör devletinin oluşturulmaya çalışıldığının gerekçesini gölgeleyebilir. DEAŞ’ında veya belki sonraları ismi değişse de kendilerini bu kaynakla tanımlayan insanların da devamlı var alması için de tersi bir gerekçe de vücut bulmuş olabilir. Arapların demografik ve hesapsız biçimde petrole dayanan ekonomik güçlerine rağmen dünya siyasetinde terk dertleri İsrail-Filistin meselesi oldu bugüne kadar. Şimdi bir meseleleri daha oluyor. Arap-İsrail savaşlarında İsrail tarafına yaşamsal desteği verenler şimdi de PKK/PYD’ye hayatta kalabilecekleri desteği vermeye çalışıyorlar. Muhtemelen projenin farklı bir aşamasına geçiliyor. Örneğin Batı Kudüs İsrail’in olacaksa Doğu Kudüs’te Filistin’in olacak şeklinde kararlar alındı. Aslında etki tepkiyi doğurdu ve muhtemel İsrail – Filistin anlaşmasının ilk maddesi ortaya çıkmış olabilir. Verilen silahları ve o kadar insanı bir arada tutmak için harcanan parayı kendi ülkelerinin vatandaşlarının vergilerinden karşılayanlar bunun karşılığında PKK’dan bir şeyler isteyecektir.
Neden PKK ya toprak kazandırılması için yıllardır binlerce insanın ölümüne milyonların göçüne tanık olduk. Bir şehirin, küçük bir yerleşimin düşman bir grup tarafından halay çekilerek ele geçirilmesi bu zamana kadar pek mümkün değildi. Önce DEAŞ’lıların pikaplara binip asfalt yollarda ilerleyerek şehirleri ele geçirmesini gördük şimdi de halay çekerek şehirlere girenleri görüyoruz. Havadan onlarca uçak tarafından bombalanarak nasıl taş üstünde taş bırakılmadığını televizyonlardan görmedik ama televizyon ekranlarındaki halayların arkasındaki fonda neler olduğu anlaşılıyor. Suriye şehirlerinde yaşanmış yıkım bu halaycıların çapını oldukça aşıyor. Bu hediye zaferlerin amacı nedir o zaman. Suriye şehirleri neden böyle bir mizansene sahne oldular. PKK’nın yıllardır Türkiye’de aldığı kanlı ihalenin daha büyüğünü Suriye’de almış olduğu görünüyor. Acaba yıllardır bu iş için Türkiye de hazırlanmaya mı çalışılmıştı sorusu da sorulabilir. Bugünlerde açıktan açığa yapılan destekle daha büyük bir askeri güce ulaştığı anlaşılıyor ve kontrol altında tuttuğu yerlerde varlığı haritalarla meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Aslında PKK/PYD’nin DEAŞ’ın meşruiyetinden daha farklı bir statüsü yok ama ABD-Rusya danışıklı dövüşünde alınan kararlar onlara meşru bir statü vermek yönünde olmalı. Bölgeye çöken eski tabirle cihanşümul iki gücün her ikisinin de PKK/PYD’den aynı rolü gerçekleştirmesini bekleyeceği anlaşılıyor. İktidarına yeniden hayat verme imkânı bulan Esad yönetimi de geçen yılki haline baktığında bu duruma çoktan razı olmuş durumda. Biraz güçlendiğinde ne olacağını kestirmek Rusya’yla ilişkilerine bağlı. Ancak görünen odur ki Suriye Arap şehirlerinin PKK kontrolüne bırakılması gelecekteki çatışmaların temel gerekçesi olmaya adaydır. PKK’ya verilen askeri yardımların da büyük ihtimalle amacı topraklarını isteyen Araplarla PKK/PYD’lilerin çatışmayı sürdürebilme imkânı yaratılmasıdır. PKK’ya verilen askeri yardımın ve oluşturulan insan kalabalığının küçük çaplı bir çatışma hazırlığından çok daha fazlasını işaret ettiği ortadadır. Bu oluşumun hamisi iki güç de ortadadır. İki başat güç farklı taraflarmış gibi görünse de üçüncü bir taraf olmaması geleceği daha sorunsuz şekillendirmelerini kolaylaştıracağa benzemektedir. Gerçekte ABD’nin alternatifi Rusya değildir ama öyle görünmektedir. Kötü polis ABD’ye göre Rusya iyi polis rolüne girmiştir. Gitsin denen Esad’ı kurtaran Rusya Ortadoğu’ya tekrar dönmüş, döndürülmüştür. Ama şimdiki Rusya 1980’lerdeki SSCB değildir karıştırmamak lazım.
Suudilerin bugüne kadar dünya politikası üzerinde ekonomik güçleriyle tutarlı bir görüşleri yoktu, böyle bir gelenek, devlet aklı da görülmüyordu ve üstüne üstlük monarşik yönetimin sığ devlet mekanizması daha da daralmış görünüyor. Bu iktidar mücadelesinden daha öte yakın zamanda ülkenin genelinde kabul görmeyen bazı faaliyetlere girişilebileceğini akla getiriyor. İktidar koltuğunda kalmayı içerde değil de dışarda bazı güçlerle yaptığı koalisyona bağlamış olabilir ve bu koalisyonun isteklerine cevap vermeye çalışması beklenmelidir. Son yıllarda askeri harcamalarını artırmaları da hiç hayra alamet değil. Yakın gelecekte Suudi Arabistan’ın dış askeri operasyonlarını artırması oldukça olasıdır. Bu senaryo diğer yandan petrole dayalı enerjinin yerine sürdürülebilir enerji kaynaklarının gelmesinin bir süre daha ötelendiğini çağrıştırmaktadır. Elektrikli arabalar yapılsa da bir süre daha petrole göre ucuz olmayacaklarını öngörmek mümkündür. Ortadoğu bir müddet daha kanla oyalanacak görünmektedir. Ortadoğu’ya barışı petrolden daha ucuza çalışan elektrikli arabalar getirebilir muhtemelen ama bunun bilimi de teknolojisi de Ortadoğu’da bulunmuyor.
Doç. Dr . Murteza HASANOĞLU

Yorumlar