ZEYTİN DALI HAREKÂTI İLE İLGİLİ İRAN’IN TUTUMU

Rusiya Suriyada hansı maraqları güdür?..

Kırgız ressam çivi ve iple Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portresini yaptı

Türkiye tam anlamıyla transit ülkeye dönüşüyor

Siyasal İslamcılarla Stalinsever Komünistlerin Ortak Yanları Bir Yazının Hatırlattıkları

Gündem, Rusya 21 Ağustos 2017
82

İlber Ortaylı, elbette nev-i şahsına münhasır bir akademisyen. Şimdilerde Stalin’e söylediği sözlerle gündeme geldi. Bizi onun argolu ifadeleri çok ilgilendirmiyor. Bizim için, Azeri milleti kavramını Stalin’in uydurduğunu doğru bir şekilde ifade etmesi önemli. Ancak, bir yazar ona hemen saldırmış. Bu tip ideolojiden insanlar, tıpkı bir kısım siyasal İslamcılar gibi, kendileri gibi düşünmeyenleri; “devletin görüşü”, “emperyalist anlayış”, “yalan tarih”, “yalan üniversite” gibi yaftalamalarla karalayan ülkemizin kızılları, milyonlarca Müslüman Türk’ün, başka milletlerin ve hatta kendi milletinden olanların kanını dökmüş bir cani ruh hastası olan Stalin’in bütün yaptıklarını savunurlar. Çünkü Stalin Rusyası, onların hayalidir, aşkıdır. Komünist sistemin bütün pisliklerini ortaya döken Orwell’a laf atarlar, çünkü hayallerindeki eşitlikçiliği, komün devleti ne zaman kuracaklarıyla ilgili masalları yıkmış, yerle bir etmiştir. Aslında bunların hayallerindeki eşitlikçilik, zavallı halkın mahrumiyette eşitliğidir, kul olmasıdır, ama politbüronun ve onların aparatçiklerinin nasıl ve ne imkânlarla yaşadıklarını kimse sorgulayamaz. Ne de olsa onlar önderdir. Bunların enternasyonelliği, sadece sözde Amerikan karşıtlığıdır. Stalin’in Rus ve Mao’nun Çin emperyalizmi bunlar için “cennet” ülkedir. Sözde; emperyalistlerle mücadele ederler, fakirlik edebiyatı yaparlar, adaletten, hak ve hukuktan yanadırlar. Sinema, tiyatro, müzik, medya organları, kitap piyasası ve çoğu meşhur üniversiteler bunların elindedir. Cumhuriyet’in kuruluşundan beri her darbenin arkasından çıkarlar. Bunlar ellerine silah aldığında hep kendini savunmak ve devrim içindir, başkaları ise hep, işbirlikçi, emperyalist uşağıdır. Gençliklerinde çok idealisttirler, ama ilk fırsatta biraz ellerine fırsat geçtiğinde değme kapitalistten daha kapitalist, değme kompradordan daha komprador yaşarlar. Ama Allah var, her fırsatta, nerden geldiklerini unutmamaya çalışırlar, sık sık televizyon ekranlarından sosyalistik nostaljiyi ihmal etmezler. Hep kendi adamlarını kayırırlar, öne çıkarırlar, baş tacı ederler. Beş paralık sanatçılığı olmayanı sanatçı, yazarlığı olmayanı yazar, edebiyatçılığı olmayanı edebiyatçı, şiir yazamayanı şair diye her yerde reklamını yaparlar. Bu yüzden medyada ve piyasada meşhur olmak isteyen artistler, mutlaka, inanmasa bile, arada sosyalist mesajlar vererek göz kırpmayı ihmal etmezler. Bunların çoğunun objektif değer diye bir kavramı yoktur. Din, bunlar için afyondur. Kendilerinden olmayan herkesi; faşist, milliyetçi, kapitalist, emperyalist, gerici diye yaftalarlar. Fikri kapasitesi olmayanı aydın diye yuttururlar. Eleştiride üzerlerine yoktur. Bunların her söylediği bilimsel, eşitlikçi ve adaletli görüşlerdir. Başkaları ise hep ideolojik konuşurlar. Bunlar, her şeyin hakikatini bilirler. Bunların hiçbirisi yerli ve halktan değildir, ama halkçılıklarına diyecek yoktur. Hatta halka rağmen halkçıdırlar, tam bir dayatmacı jakobendirler. Öyle ya, halk kendi faydasına olanı bilemeyeceğinden en iyi bunlar bilecektir. Carullah’ın dediği gibi ifrit derecede dahi ve şeytan kadar da zararlı olan Marks’ın bu kızıl talebelerini sakın şehitlerin kanlarıyla oluşan bayrak kırmızısıyla karıştırmayın. Bunlar, kızıllıklarını dünyanın her yerinde zulümle, haksızlıkla öldürdükleri Müslüman Türklerin kanlarından alırlar. Bunlar o kadar evrenselcidirler ki, milli ve yerli olan hiçbir şeye, Rus ve Çin” hariç, izin vermezler. Bu kızılların inanışına göre, devrim için her şey mübahtır, politbüro dışında herkes aparatçiktir, dolayısıyla kullanılır ve gerekirse atılır. Tıpkı Sultan Galiyev gibi. Bunların yerliliğe, milliliğe (Rus ve Çin kültürü, dili ve hatta dini hariç) hiç tahammülleri yoktur. Şiddet, öldürme, terör bunlar için devrim yolunda atılması gereken basit adımlardır. Bunlar aslında bir başka çağdaş haşhaşilerdir. Zihinleri devrimle uyuşturulmuştur, bunun için “din afyonu”nu tabii ki, istemezler. Siyasal İslamcıların önemli bir kısmı da adeta sosyalist ümmetçilerdir. Her şey Arap dili, Arap kültürü üzerinden anlatılır, hatta cahiliye Araplarının bile kültürünü bilmek vaciptir. Cennette de Arapça konuşulmayacak mıdır zaten. Bu yüzden Türk’ün hiçbir şeyine gerek yoktur. Hatta Türkçe isimler bile caiz değildir. Mümkünse Fars isimleri de olabilir ama Türk olmaz. İşte bunların da ümmetçiliği, millet olmayı reddeder, kültürü ortadan kaldırır. Bunlar da hep “yalan söyleyen, ideolojik tarih”ten dem vururlar, doğru olan bunların bildikleridir. Kerametleri hep kendilerinden menkuldür. Bunlar da gençliklerinde idealist ve ilk fırsatta kapitalisttirler. İkisinin ortak yanı, kapitalizm düşmanlığı olsa da, her ikisi de kapitale (ve dahi Kapital’e) taparlar. Fırsat bulduklarında kendi yandaşlarını her yerde öne çıkarırlar, beş paralık fikri değeri olmayan yazarları, “güzel” diye yutturmaya kalkarlar. Bunlar da en az komünistler kadar şiddet yanlısıdır. Her ikisi de devrim diye yanar tutuşurlar. Halka rağmen halkçıdırlar. Bunlarda politbüronun yerini sözde elit mollalar ve sözde din “ulaması” alır. Aparatçik burada artık ya “ulama”, ya “mürid” veya “kul”dur. İşin garibi diğerleri ne kadar antikapitalist ise bunlar da o kadar antikapitalist, antikominist ve dahi antifaşist görünürler. Ama ne var ki, ikisi de birbirinden faşisttirler. Her ikisi de evrenselcilikten-ümmetçilikten asla taviz vermeseler de her fırsatta etnik kimlikçilik yaparlar. Bunların her ikisi için de aslında tek düşman vardır: Dünyada emperyalistlerin ve kapitalistlerin tek rakibi olan Türk milleti ve onun kadim ruhu.

İbrahim Maraş

Yorumlar