ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi David Satterfield kim?

İsrail’in eski bakanı İran ajanı suçuyla yakalandı

Çin’in Türkiye, ABD’nin Rusya sevdası

Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

Sinan’ın Mirat-ı Hakikat’inden MUHALLEFAT

Gündem 7 Şubat 2017
426

Osmanlılar devletten maaş alan herkesi “askerî” dedikleri bir sınıf olarak değerlendirirdi. Kazasker dediğimiz Rumeli ve Anadolu kazaskerleri bunların merciiydi. Bazı buhran dönemlerinde devletle bir işi olmadığı halde sadece “zengin” olanlar da bu kategoriye sokuldu. Bunlardan biri ölünce başbakıkulu dedikleri görevli duruma el koyar, evindeki evrakını, senet ve poliçelerini zapt edip mühürlü torbalara doldururdu. Bunlar gerekli işlemleri bitirildikten sonra Bab-ı Defteri (Maliye Bakanlığı) Muhallefat Halifeliğinde saklanırdı. Şu anda yüzlercesi, binlercesi mevcut. Ben bunların en eskisi olarak Maktul İbrahim Paşa ve İskender Paşa’nın adlarının yazılı olduğu torbayı gördüm. İskender Paşa’nın muhallefat defterlerinin kendini öldürten Makbul İbrahim ile aynı torbaya konulması da bir tuhaf doğrusu. Belki kasten yaptılar. Ne olursa olsun Osmanlı Arşivi’ndeki Tanzimat öncesi sivil belgelerin neredeyse tamamı bu yolla arşive intikal etmiştir. Eğer o zaman bu yola gitmeselerdi toplumsal kültür hakkında pek belgemiz olmayacaktı. Toplanan evrak, gayrimenkul ve menkul mallar, nakit para, mücevher, kitap hatta evindeki tütüne kadar hepsi sayılır ve müzayedeye çıkarılarak satılırdı. Elde edilen gelirden ölenin ispatlı borçları, cenaze masrafları ödenir kalan para hazineye aktarılırdı. Mirasçılarına başını sokacakları bir ev verilir, bir miktar maaş tahsis edilir, hesaplar kapatılırdı. Nadiren de olsa padişahın özel izniyle ölenin tüm varlığının ailesine bırakıldığı da olurdu. Devlet bunalım zamanlarında neredeyse bir zengin ölse de malına çöksek noktasına gelmişti. İlginç zamanlardı, aman kötü örnek olmasın.

Yorumlar