Türkiyə bu seçkilərə hazırlaşa bilmədi”

Эксперты прогнозируют победу Эрдогана на президентских выборах в Турции

Beşinci Nesil Uçaklara üzerine : F 35 – Su 57 (Birinci Bölüm)

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon’un Rusya Ziyareti

Sinanın mirat-ı hakikatinden OSMANLI KALELERİ KİTABI

Gündem 16 Şubat 2017
695


Osmanlı Arşivi’nin son dönemdeki tematik yayınlarını takip edenleriniz vardır muhakkak. Suriye, I. Dünya Harbi, Yoldaki Elçi, Cihanpenah, I. Mahmud-Nadir Şah Mektuplaşmaları, Gösteri Sanatları, Eğitimde Modernleşme, Osmanlıda Kadın, Şeyhülislam Fetvaları, Arazi ve Tapu gibi cidden emek mahsulü eserleri Kağıthane’deki Osmanlı Arşivi’nden satın almak mümkün. Uğraşamam diyorsanız web sitesinden PDF olarak da indirebilirsiniz. Son dönemin eserlerinden Hatt-ı Rikkat ile Osmanlı Kaleleri’nin PDF’si yok, bunları şimdilik indiremiyorsunuz maalesef. Kitap satış bürosunda makul bir fiyatla satılıyor. Size tanıtmak istediğim Osmanlı Kaleleri gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş. Hazırlayan arkadaşları tüm samimiyetimle tebrik ederim. Şöyle bir karıştırmakla bile Osmanlı coğrafyasının nasıl devasa bir coğrafya olduğunu, buraları elde tutmak için ne ölçüde teknolojik ve mimari bir gelişmişlik düzeyine ihtiyaç duyulduğunu zihnimizde canlandırmak çok kolaylaşıyor. Arşivin daha çok Harita-Plan fonunda yer alan bu belgelerin bazısı sanat eseri niteliğinde. Günümüze kadar korunmaları da büyük başarı doğrusu. Normal belgelerden çok farklı saklama koşulları ile zorlukla korunabilen haritaların başına gelenlere en iyi örnek Piri Reis Haritası. Bizdekilerin üzerinde peynir-ekmek yenilmediyse bunu da Nizam-ı Cedid ricaline borçluyuz. Mühendishane (İTÜ) hocası (rektörü!) Hoca Abdurrahman Efendi bu kale haritalarını korumak için ülkemizdeki ilk harita-plan arşivini kuran adamdır. Bunların bir kısmını da Divan-ı Hümayun’da sakladılar. Elimizdekilerin büyük ölçüde kaynağı o çalışmanın semeresidir. Bu vesileyle eslafı saygıyla anıyorum.

Haşiye: Bahsedilen Divan-ı Hümayun, Topkapı Sarayı Kubbealtı’ndaki Divan-ı Hümayun değildir. Tanzimat öncesinde Bab-ı Asafi, sonrasında Bab-ı Ali denilen Sadaret’in bugünkü İstanbul Valiliği yerindeki Divan-ı Hümayun Kalemi kastedilmektedir. Sinan Çuluk

Yorumlar