Dünya Türklüğü İran’ı emperyalizme teslim etmeyecek çünkü İran Türklerindir!

Putin Trump görüşmesi hakkında

Irak büyük ve tehlikeli olaylara gebe mi

TRAMPLA PUTİNİN GÖRÜŞÜNDƏN HANSI NƏTİCƏ ÇIXDI?

Ruslar İdlib karşılığında TSK’nın yeni Suriye harekâtını onayladı mı?

Gündem 7 Ağustos 2017
692

Bir süredir “Göç alanına ilişkin politika ve stratejileri uygulamak, bu konularla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak, yabancıların Türkiye’ye giriş ve Türkiye’de kalışları, Türkiye’den çıkışları ve sınır dışı edilmeleri, uluslararası koruma, geçici koruma ve insan ticareti mağdurlarının korunmasıyla ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere kurulan İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Suriye’den özellikle İdlib üzerinden Türkiye’ye gerçekleşecek yeni göç dalgasını göğüslemek için çalışmalar yapıyor. Geçici koruma kapsamındaki yabancıların toplu olarak barınma ve iaşelerinin sağlanması amacıyla Geçici Barınma Merkezleri kuruluyor. Olası göçle sınırdan gelebilecek mülteci sayısına yönelik tahminler yapılıyor.(1) Neden İdlib üzerinden göç dalgası bekleniyor dersiniz? Çünkü İdlib’in nüfusu ülkenin farklı bölgelerinden aldığı yoğun ve zorunlu göç nedeniyle iki milyona yaklaştı. Suriye’nin geri kalanından coğrafi, demografik ve siyasi olarak yalıtılmış bir bölge olmadığı için Suriye içinde özellikle Türkiye sınırına yakın bölgede bulunması nedeniyle filli durumu etkileyen ve bu durumdan etkilenen saha özelliğinde. Bu özelliği bilindiğinden bölgedeki güçler İdlib üzerinden hesaplaşmayı tercih ediyor. Rusya ve Suriye ordusunun olası İdlib harekâtında burada toplanan iki milyon civarındaki nüfusun dört birinin göç etmesi an meselesi.

Halep’e 60 km uzaklıkta yer alan İdlib, Türkiye’ye (Hatay iline) komşu. Suriye’nin kuzeybatısında ve aynı isimli yönetim bölgesinin merkezi. Suriye’nin kuzeybatısında ve Akdeniz’e açılan kapı Lazkiye’ye de çok yakın olan İdlib, önemli bölgelerin kesişme noktası. Rejim karşıtı muhalif grupların hâkim olduğu bölge olması açısından çok önemli çünkü Halep’in batı ve güney kırsalını, Lazkiye’nin doğu kırsalını ve Hama’nın kuzey kırsalını da kontrol edebilme imkânını muhaliflere veriyor. Lazkiye üzerinden Akdeniz’e çıkış kapısı. Öyle bir yer ki her mahallede farklı bir muhalif silahlı grup var ve birbirleriyle çatışıyorlar. Nüfus yoğunluğu nedeniyle tüm silahlı muhalefet grupları insan kaynaklarında sıkıntı yaşamıyor. İdlib’in jeopolitiği savaşın seyrini değiştirebilecek potansiyelde. Bu açıdan İdlib’in muhalifler, Baas rejimi ve Rusya için stratejik önemi olduğu gibi ABD içinde savaşın seyrini değiştirebilecek kilit konumu var. Hatta Rusya ve Şam Yönetimi İdlib’i çatışmaların sona erdirilebilmesinde altın vuruşun yapılacağı son nokta görüyor. Bu özelliğinden dolayı sınırlarımızın ötesinde olan biten her şey Türkiye’yi de yakından etkileyebilir. Jeopolitik konumu nedeniyle Rusya ve Suriye ordusunun yeni hedefi olan İdlib ve Batı Halep’i (şehir değil vilayet) kapsayan bölge şimdilerde savaş kazanının kaynadığı yer. İdlib’in istikrarsızlaştırılmasına Rusya ve Şam yönetiminden çok sözde muhalif grupların var güçleriyle hizmet etmesi anlaşılır gibi değil. Rejim karşıtı muhalif gruplar arasında kelimenin tam anlamıyla organize bir çatışma yaşanıyor. İşin garip tarafı İdlib’teki iç savaş Ankara’nın çok emek verdiği ve bu vilayetin zapt edilebilmesi için kurulan Fetih Ordusu’nun dağılmasının şartlarını ve ortamını oluşturuyor.

Bölgedeki haber kaynakları Lazkiye’ye yakın kırsal alanlarda Özgür Suriye Ordusu’nun daha güçlü olduğunu belirtiyor. Ancak İdlib’in güney kırsalı, El Kaide’nin omurgasını oluşturduğu şimdilerde Şam’ı Özgürleştirme Heyeti adını alan eski adıyla El Nusra’nın egemenliğinde. Buna karşılık Türkiye sınırına yakın bölgelerde Ahrarüş Şam’ın daha güçlü olduğu söyleniyor. Sadece Rusya, Türkiye ve Şam yönetimi açısından değil ABD açısından da İdlib önemli. Neden mi? ABD için İdlib; El Kaide’nin Batı’ya en yakın olduğu yer. Şeytanın ayrıntıda gizli olduğunu doğrulayan bilgiye gelince, İdlib’de ABD’nin çeşitli biçimlerde (lojistik, insan kaynakları -sözde yabancı mücahitler- ve istihbarat) desteklediği bazı muhalif gruplar bulunuyor. ABD’nin bölgedeki askeri hareket merkezi, bu CIA destekli muhalif grupları koordine edip eş zamanlı olarak belli alanlarda çatışmalara yönlendiriyor ve aktif rol veriyor. Türkiye’nin Suriye’deki rolü hakkında ABD’nin ayrı Rusya’nın ayrı hesabı olduğu söylenebilir. Nitekim Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın, Türkiye’yle ilgili açıklamalarında; “Türkiye’nin Suriye konusunda oynayacağı büyük bir rol var” demesi, iki ülke arasında PYD/YPG üzerinden yaşanan güven bunalımı nedeniyle kafa karıştırıcı.

Rex Tillerson’ da bu güven bunalımını en iyi yetkililerden olduğu için “Bildiğiniz üzere Türkiye ile de ilişkilerimiz biraz gergin. Büyükelçi Bass, Ankara’daki çabalarımızı ele alış biçimi bakımından çok faydalı ve önemliydi.” demek zorunda kalıyor. ABD’nin Suriye’nin gelecekteki idaresinde Esat rejiminin bir rol görmemeye devam ettiğini söyleyen Tillerson, Suriye’de oluşturulan ilk çatışmasızlık bölgelerini ülkenin diğer kesimlerinde de uygulamak istediklerini ifade ediyor ve Suriye’deki İranlı savaşçıların ülkeleri geri dönmesi gerektiği uyarısında da bulunuyor. Onun bu sözleri hiç şüphesiz yeni sürecin işareti.(2) Nitekim Malatya’da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye’nin her yönden yoğun bir saldırı altında olduğunu belirterek, “Fırat Kalkanı Harekâtı ile Suriye’deki terör oluşumu projesinin kalbine soktuğumuz hançeri, yeni hamlelerle genişletmekte kararlıyız. Çok yakında bu konuda yeni ve önemli adımlarımız olacak. Üzerimize düşeni yapıyoruz. İstiklalimize ve istikbalimize yönelik senaryoları bozmanın bedelini kendi topraklarımızda ödemektense Suriye ve Irak’ta ödemeyi tercih ederiz.” sözleri, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Suriye’de, yeni bir askeri harekât başlatacağının açıkça ilanı.(3)

Rusya; İdlib’in Rus üslerine yakınlığı nedeniyle ABD’nin İdlib’in kontrolünü ele geçirmek istediğini ve bunu CIA’nın İdlib içinde mevzilendirdiği gruplar aracılığıyla yapmak istediğinin farkında. Bu nedenle Türkiye’nin İdlib’te desteklediği muhalif gruplara yönelik operasyon yaptıklarında, Türkiye’ye ile karşı karşıya gelmekte istemiyor. Pazarlık konusu tamda bu aşamada ortaya çıkıyor; Rusya ve Suriye; İdlib’e yapacakları olası saldırıda Türkiye’nin ses çıkarmaması, desteklediği grupları İdlib’ten geri çekmesi karşılığında Afrin’e yönelik askeri harekata göz kırpabileceklerini bildiriyor. Yanisi şu; İdlib karşılığında Afrin operasyonunda Türkiye’ye yeşil ışık yakılıyor. Rusya ve Suriye’nin İdlib’le ilgili bir diğer planının da Türkiye’nin Rusya ve Sam yönetimini rahatsız eden CIA destekli muhalif unsurları İdlib’ten tasfiye ederek güvenliğini sağlaması olduğu şeklinde.

Amerika ve Moskova’nın; Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve diğer muhalif gruplar arasında Humus bölgesinde yaşanan ve Humus bölgesinde çatışmasızlık sürecini gözlemleme işinin Mısır’ın üstlenmesini önermesinin sonrasında, Rusya ve Türkiye arasında da anlaşmazlığı körüklediği gibi söz konusu öneri, Amerika’nın Rakka’da DEAŞ’a karşı savaşan ve savaşçılarının çoğunun PYD/YPG savaşçılardan oluştuğu SDG’nin desteklemesi sebebiyle de Ankara’yı Amerika’ya karşı öfkelendirdi denilebilir. Bu süreçte Suriye’de olup biteni analiz etmek gerçekten zor çünkü çelişkilerle gerçekler iç içe geçmiş durumda. Çıkarların kesiştiği noktada çelişkilerin ve anlaşmazlıkların patlak vermesi de kaçınılmaz. Böylesi durumda kaostan kosmos çıkarmak her babayiğidin harcı değil. Moskova’da güvenlik uzmanlarının ve stratejistlerin hazırladıkları raporlar, Rus komutasıyla Suriye rejimi arasında anlaşmazlıkların arttığını doğruluyor. Raporlarda, Esed’in çatışmasızlık bölgelerinde askeri operasyonları sürdürme konusunda ısrarcı olduğu belirtiliyor. Esad ve İranlı kurmayların operasyonları sürdürme isteği, güneybatı bölgesinde ve Doğu Guta’da hava bombardımanına devam ettiğinde açık bir şekilde anlaşılmış, Rus gözlem ve ayırıcı güçleri Dera’da ve Doğu Guta girişlerinde merkezlerini teslim almak için geldiklerinde de net bir şekilde fark edilmişti.

Bu durum yeni değil. 2015’in sonunda Vladimir Putin, Esed’in Rusya ve İran’ın desteğiyle Suriye toprağının her karışını kurtarmak için ısrarlı olduğuyla ilgili yaptığı açıklamalardan hoşnut olmadığını belli etmiş ve Suriye’den çekilebileceklerini ifade etmişti. Aynı Putin Cenevre aracılığıyla çizilecek çözüm rotasına elini koyup taraflara şartlarını empoze ettirmeye çalışıyor. Putin, öncelikli olarak çatışmayı durdurmak ve çözümü sağlamak için Esed’in muhalefetle iktidarı paylaşması konusunda ısrarcı. Lakin Esed’in iki etkenden dolayı bunu kabul etmek istemediği anlaşılıyor: Birincisi, İran’ın savaşın devam etmesine yönelik kışkırtmaları, ikincisi ise, Halep’e egemen olunduktan sonra İran tarafından desteklenen güçlerin Suriye çölü gibi farklı cephelerde kaydettikleri ilerlemeler ile Şam kırsalını geri almak ve Deyr Zor’a girmek için planlarının olması. Esed ve Moskova arasındaki gerginliğin seviyesi yükselmiş vaziyette. Moskova, Esed’in Cenevre toplantısında ittifak edilen herhangi bir çözüm rotasını kasten saptırdığını düşünüyor. Bu nedenle Putin’in Esed’in kaybettiği bütün toprakları geri almak için savaşa devam etmek gibi bir hazırlığı yok. Deyr Zor geri alındıktan sonra Esed ve İranlıların İdlip’e yönelik planlamakta oldukları saldırıya Moskova’nın hava desteği vermeyi reddettiği ortaya çıktı.(4) Sonuç şu efendim; Türkiye, Suriye’de yeni bir askeri harekâtı başlatmıştır. ABD ve Rusya; bu askeri harekâta ilişkin bilgilendirilmiştir.

Bakınız:
1- http://www.goc.gov.tr/files/files/2016_yiik_goc_raporu_haziran.pdf
2- 02 Ağustos 2017 / https://www.amerikaninsesi.com/a/tillerson-turkiyenin-oynayacagi-buyuk-bir-rol-var/3968252.html
3- https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/80096/mahkemelerde-sov-yapan-hainler-aci-akibetleriyle-bas-basa-kalacak.html
4- Racih Huri/Esed’i evcilleştirilip muhaliflerden vazgeçmek/ http://turkish.aawsat.com/2017/08/article55354025/esedi-evcillestirilip-muhaliflerden-vazgecmek

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar