PAŞİNYANIN BİZƏ QARŞI ARTAN TƏXRİBATLARINA NƏ ZAMAN CAVAB VERİLƏCƏK?

İran’la İsrail mi Anlaştı ?

“Macedonia: what happened, what’s happening, what might happen”

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Rus savaş uçağının “pilotu” oldu

Rus Büyükelçi Andrey Karlov’u Moon tarikatı öldürdü!

Gündem 20 Aralık 2016
1.588

Bazı olayları üst üste koyduğunuzda puzzlenin parçaları tamamlanmış gibi görünebilir ve bu sizi aldatabilir. Örneğin İstanbul Beşiktaş’ta çevik kuvvet polislerine ve geçtiğimiz hafta sonunda Kayseri’de çarşı iznine çıkan komandolara yönelik intihar saldırıları ile Ankara’da Çevik kuvvet polis memuru tarafından Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a düzenlenen suikast, böyle düşünmemizi sağlamak için kurgulanmış olabilir. Menfur suikastla Türkiye-Rusya ilişkilerindeki normalleşmenin sabote edilmesinin hedeflendiği hemen hemen herkesin hatta istihbarat örgütlerinin faaliyet metotlarından ve komplo teorilerinden haberi olmayan ortalama vatandaşın dahi dillendirdiği bir konu. Alçak terör eylemi için Türkiye’nin, başkentinin seçilmesi, suikastı düzenleyen saldırganın FETÖ bağlantısı vs ayrıntılar, üst akılı ve eylemin düzenlenmesindeki asıl amacı perdelemek içindir. Suikastın Atlantikçi karakter taşıdığı şüphesizdir. Ayrıca saldırganın ebediyen konuşmaması için öldürülerek etkisizleştirilmesi, soru işaretlerini çoğaltmaktadır.

Bu hain terör eylemi, Devlete ‘siz yetersizsiniz’ demektedir. Nitekim Almanya’da yayımlanan Märkische Oderzeitung gazetesinde yer alan analizde, “Bu olay, Türkiye’de güvenlik durumunun giderek kontrol dışına çıktığını gösteriyor. Terör saldırıları ülkeyi giderek daha hızlı bir şekilde istikrarsızlaştırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresindekiler her defasında intikam ve karşılık verme sözleri etseler de bir büyükelçiyi bile koruyabilecek durumda değiller. Türkiye cumhurbaşkanının düşmanı çok; Kürtler, uzun süre desteklediği radikal İslamcılar ve nihayet Rusya’nın desteği olmasa alınamayacak olan Halep’teki, kendilerini Erdoğan tarafından kandırılmış hissedebilecek muhalifler. Erdoğan’ın ülkesini bölgede lider güç ve kendini hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan hükümdar olarak kabul ettirme oyunu bozulmaya başlamış gibi görünüyor.” ifadeleri, hain eylemi düzenleyen uluslararası odağın bir taşla kaç vurduğunu çok iyi hesap ettiğini göstermez mi? (Bkz. http://www.dw.com/tr/rus-b%C3%BCy%C3%BCkel%C3%A7iye-suikast-alman-bas%C4%B1n%C4%B1nda/a-36838466 )

Lafı dolandırmadan, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a düzenlenen suikastın Amerika’da konuşlu MOON tarikatı işi olduğunu söylesem ne dersiniz? İlk sorunuz; nasıl böyle bir kanıya vardığım olacaktır. Rusya Ortodoks Kilisesi’ne bağlı 60’dan fazla ülkede 30 bin kilise ve 800 manastır bulunan Rusya’nın en kudretli din adamı Rus Ortodoks Kilisesi’nin önderi Patrik Kirill (Vladimir Mihayloviç Gundyayev) ile tanışmadım ama demeçleri hep dikkatimi çekti. Rus Patriği Kirill Müslüman mı? Tabi ki değil! O bir Ortodoks inançlı. Bazı konuşmaları Rus yönetimden daha bağımsız bir din anlayışında olduğunu gösteriyor. Son olarak Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’in Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un hayatını kaybetmesi nedeniyle yayınladığı taziye mesajında yer alan küçük bir ayrıntı, Ankara’daki suikastı düzenleyen küresel çetenin aslında Rusya makamlarınca bilindiğini ortaya koyuyor. Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un hayatını kaybetmesi nedeniyle taziye mesajı yayımlayan, mesajını Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Karlov’un akraba ve yakınlarına atfeden Kirill, “Karlov’u bizzat tanıyordum. Büyükelçinin diplomasi görevini yerine getirirken vatandaşlık ve dini inancına uygun olarak hareket ettiğinin tanığıyım. Rusya Ortodoks Kilisesi ile Kuzey Kore arasında diyalog kurulması ve geliştirilmesi için önemli çalışmalar yaptı” ifadelerini kullanıyor ve Karlov için dua edeceğini belirtiyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/rusya/201612201026392714-patrik-kirill-buyukelci-karlov-dua/ )

Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’in öldürülen büyükelçi için özellikle Rusya Ortodoks Kilisesi ile Kuzey Kore arasında diyalog kurulması ve geliştirilmesi için önemli çalışmalar yaptığını ön plana çıkarması, çok önemli. Bilindiği gibi Andrey Karlov, Yüksek eğitimini 1976 yılında Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden, 1992 yılında ise Diplomasi Akademisinden mezun olup tamamlıyor. 1976 yılından itibaren diplomatik alanda çalışıyor. SSCB, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Merkez teşkilatının yanı sıra yurtdışı temsilciliklerinde, özellikle 1976-1981, 1984-1990 yıllarında SSCB Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliğinde, 1992-1997 yıllarında Rusya Federasyonu Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliğinde farklı görevlerde bulunuyor. (Bkz. http://www.birgun.net/haber-detay/andrey-karlov-kimdir-140142.html ) İşte Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’in sözünü ettiği ‘Rusya Ortodoks Kilisesi ile Kuzey Kore arasında diyalog kurulması ve geliştirilmesi için önemli çalışmaları” bu görev yıllarında gerçekleştiriyor. Bunda ne var diyeceksiniz?

Çünkü Kuzey Kore, Moon tarikatının faaliyet alanında. Moon Kilisesi, Rus Ortodoks Kilisesi’nin Kuzey Kore’de faaliyet göstermesinden rahatsız olduğu gibi, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Güney Kore’de İslami tebliğ hizmetlerinde bulunmasından aynı derecede rahatsız. Moon tarikatı, ABD’de resmi dini mezhep statüsünde. Önceden Budist, sonradan papaz olan, 1954 yılında K.Kore’den kaçarak, G.Kore’ye yerleşen Sun Myung Moon tarafından 1954’te Seul’de, bilinen adıyla “Moon Tarikatı”, resmi adıyla “Birleştirme Kilisesi” adıyla oluşturulan tarikat, dünyada Moon liderliğinde bir teokrasi kurulmasını ve herkesin Korece konuşmasını amaçlıyor. Sun Myun Moon, gençliğinde İsa’nın kendisine gözükerek, kendisini mesih seçtiğini ve eşiyle birlikte günahsız ve insanoğlunun gerçek ebeveynleri olduklarını, İsa’nın yarım bıraktığı işleri tamamladığını iddia ediyor. Tarikat üyeleri Moonie olarak adlandırılıyor ve her pazar sabahı liderleri ve Güney Kore için dua etmekle yükümlü. 1951’de Kore’yi işgal eden ABD, Güney Kore’yi sömürgeleştirirken bir yandan da Hıristiyan tarikatını (Moon) kurdurarak, bu tarikat marifetiyle, Güney Kore nüfusunun yüzde 40’ı, Budistlikten vazgeçirilip Hıristiyan yapıldı. CIA’nın kurduğu, Kore CIA’nın Washington temsilcisi Albay Bo Hi Pak da, Moon tarikatının en güçlü isimleri arasında yerini aldı. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Ligi’ni örgütledi. Sun Myung Moon, 1959’da Amerika’ya yerleşti. Kiliseleri birleştirme çalışmalarında 1989’a kadar Anti-komünist mesajlar ağırlıkta iken, komünizmin çöküşü ile Batı’nın komünizmden sonra en büyük tehlike gördüğü, İslamiyet’e yöneldi. Moon Tarikatının sahibi olduğu ABD’nin en büyük gazetelerinden biri olan Washington Times gazetesi ile Fethullah Gülen’in Türkiye’de yayınlanan Zaman gazetesi arasında sıkı bir işbirliği olduğu söyleniyordu.

Moon Tarikatı’nın, ilk Türkiye temsilciliğini Adana’da doğup Washington’da ölen Kasım Gülek (1905-1996) yapıyor. Kasım Gülek ile Fetullah Gülen’in samimi birer dost olduğunu bilmeyen yok. Zira,Fetullah Gülen, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Morton Abramowitz ile tanıştırılmasını Kasım Gülek’in sağladığını kendi ağzından söylüyor. Abramowitz’in ise Fetullah Gülen’i, Pentagon ve Papa dahil birçok kişi ve kuruluşa taşıdığı biliniyor. Hızla yayılan ve büyük mali olanaklara sahip CIA bağlantılı bir başka tarikat da, Scientology adını taşıyor. Scientology’nin, gerek ABD’de gerek Avrupa’da en sıkı ilişki içinde olduğu güç, Fethullah Gülen örgütü. Scientology, aynı zamanda Moon tarikatı ile çok sıkı ilişki içinde. CIA’nin denetimindeki Çin’de faaliyet yürüten bir diğer tarikat da, Falun-Gong. (Bkz. http://dailymarketsfx.blogspot.com.tr/2013/10/ciann-yesil-kusak-projesi-fethullah.html ) Moon tarikatı Mesihliğe soyunurken, Fetullah Gülen İslam’ın temsilciliğine, halifeliğine ve bunu Ilımlı İslâm için Türkiye üzerinden kullanmaya soyunmuştur. Moon da, Gülen de Amerika’yı üst olarak seçmişlerdir. (Bkz. http://www.turkishnews.com/content/2016/07/31/cia-din-projeleri-gulen-opus-dei-moon-tarikatlari/ )

Rus Büyükelçi Andrey Karlov’u öldüren saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş’ın, sözde Halep’te yaşananları protesto etmek için tekbir getirmesi, El Nusra marşından sözler haykırması veya polis olmadan önce FETÖ’nün dershanesine gitmiş olması, Ankara’da yaşadığı evin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye’den kaçan, FETÖ’cü Todays Zaman’ın eski Ankara temsilcisine ait çıkması hatta ve hatta Mert Altıntaş’ın evinin sahibi Abdullah Bozkurt’un bu hain eylemden 3 gün önce Türkiye’deki elçilerin güvende olmadığına dair sosyal medyada mesajlar paylaşması, sizi yanıltmasın. (Bkz. http://www.ensonhaber.com/fetocu-abdullah-bozkurtun-suikast-yazisi-2016-12-19.html ) Suikast; The CIA and Made in USA yapımıdır. Fetöcüler veya El Nusra sempatizanları taşerondur. Ancak, saldırganın infaz edilmesi üzerinde durulması gereken önemli bir husustur.

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar