Rus senatör: Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditleriyle ABD blöf yapıyor

Peskov: Erdoğan’ı ne kadar görüyorsam eşimi de o kadar görüyorum

Rusya’da sağduyu Türkiye karşıtı provokasyonu önledi

Ermenistan’ın yeni başbakanı Türkiye için ne vaat ediyor?

Pizza Gate”ci Pedefoli çetesi Trump’a savaş açtı!

Gündem 17 Şubat 2017
1.208

Amerika’da seçimler bitti, başkan seçildi, seçilen başkan koltuğuna oturdu fakat tartışmalar sonlanmadı. Şimdilik Trump iktidar ama muktedir değil. Seçimin mağlubu Demokratlar için kendileri mağlup lakin projeleri, politikaları ve kadroları iktidar denilebilir. Bence konuyu en net özetleyen Rus Senatör Aleksey Puşkov. Rus Senatör; Washington’daki siyasi sınıfın ABD Başkanı Donald Trump’ı etkisiz hale getirmek için her şeyi yaptığını belirterek, “Onun etrafında, belli bir yolu izlemesini zorunlu kılacak bir durum oluşturuyorlar” diyor. Haksızda sayılmaz. Trump’ın seçimi kazanmasıyla başlatılan sokak gösterileri, seçkinlerin Trump’ı aşağılayan sözleri ve en son Trump’ın ekibindeki isimlerin birer birer kadro dışı kalması, ABD yönetimindeki güç savaşının hayli zor ve tahripkâr olduğunu gösteriyor. Trump ve ekibine yönelik ithamların başında Rusya’nın seçim desteği bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump, Demokrat Partililerin seçim yenilgisini meşrulaştırmak için ‘Rusya hikayesi’ uydurduğunu belirtse de en yakın çalışma arkadaşlarının kellerini altın tepsi içinde Demokratlara sunuyor. CNN ve New York Times, Trump’ın seçim komitesindeki bazı kişilerin Kasım 2016’daki başkanlık seçimlerinden önce Rus istihbaratıyla temas kurduğunu iddiasını gündeme taşımış, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise ABD basınındaki haberlere itibar edilmemesini istemişti. Trump da Rusya’yla bağlantısı olduğuna dair haberleri yalanlamış ve ABD basınını sert sözlerle eleştirmişti. Rusya’yla ilişkisi olduğuna dair haberleri saçma olarak nitelendiren ABD Başkanı Trump, bu iddiaların Demokrat Partili rakibi Hillary Clinton’un seçim kampanyası sırasında yaptığı hataları örtme amacı taşıdığını vurguladı. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/abd/201702151027231567-trump-secim-abd-rusya-clinton/ )

Trump’ın ekibinde yaprak dökümü sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çalışma Bakanı adayı Andrew Puzder, iş ve özel hayatına yönelik eleştiriler nedeniyle adaylıktan çekildi. Puzder, Ulusal Güvenlik Danışmanı Flynn’in istifasının ardından Trump’ın kabinesindeki ‘ikinci fire’ oldu. ABD Başkanı Donald Trump, ‘Rus Büyükelçi ile görüşmesi’ etrafında başlayan tartışmalar sonucunda önceki gün istifa eden eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’e sahip çıkarak, “General Flynn harika bir adam. Yalancı medya kendisine çok ama çok haksızca davrandı. Ayrıca belgelerin sızdırılması bir suçtur” dedi demesine ama güvenlik danışmanının istifasına engel olamadı. Tek sorun bu değil! Gizli istihbarat bilgilerinin basının eline geçmesinden endişe eden ABD’li istihbarat üyelerinin, bu bilgileri ABD Başkanı Donald Trump’tan gizlediği öne sürüldü. Wall Street Journal’ın (WSJ) adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberine göre, istihbarat yetkilileri, bilgi elde etmek için kullandıkları kaynakları ve yöntemleri Trump’a bildirmeme kararı aldı. Söz konusu bilgiler arasında yabancı ülkelere yönelik izleme faaliyetlerine ilişkin veriler de yer alıyor. İstihbarat mensuplarının daha önce de kaynaklarını korumak amacıyla başkan ve kongre üyelerinden birtakım bilgileri gizlediğini ancak verilerin önemli bölümünü ifşa ettiğini yazan WSJ, bu kararın o dönemde başkana güvenle ilgili soru işaretleri yaratmadığını vurguladı. ABD basını, Trump’ın seçim komitesindeki bazı kişilerin Kasım 2016’daki başkanlık seçimlerinden önce Rus istihbaratıyla temas kurduğunu iddia etmişti. Trump, istihbarat kurumlarının basına bilgi servis ettiğini belirtmiş ve ABD basınını sert dille eleştirmişti. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/abd/201702161027252579-wsj-istihbarat-gizli-bilgileri-trump-sakliyor/ )

Aslında tüm bunlar ‘pizzagate’ skandalına ismi karışan ABDli elitlerin intikam çabasının sonucu. Başlarında kim var dersiniz? Macar ve Yahudi asıllı ABD’li finans spekülatörü ve liberal girişimci, Yugoslavya, Ukrayna gibi doğu Avrupa ülkelerine yaptığı yardımın tutarı, bu ülkelere Birleşmiş Milletler tarafından yapılan yardım miktarını aşan, bu yüzden kimi çevrelerin “hayırsever” olarak tanımladığı, yardımlarının “sosyal” olmaktan çok “siyasal” özellik taşıdığı iddia edilen, parasal gücünü kullanarak ülkelerin iç işlerine karışmak ve o ülke siyasetine yön vermekle suçlanan, vakıfları kanalıyla Türkiye’de de 2006 yılı itibariyle son 5 yılda 8 milyon ABD doları harcadıklarını açıklayan George Soros var! Geçtiğimiz yıl başkanlık seçimleri süresince ABD Pizza Gate skandalı ile çalkalanmıştı. Peki nedir Pizza Gate skandalı? 1995 senesinde Belçika’nın bir kasabasında kaybolan kız çocuklarıyla ilgili olarak başlayan olaylar zincirinde Amerika’nın önemli sermaye sahiplerinin adı geçiyor. Pizza Gate skandalındaki söz konusu iddialar çocuk pornosunun da ötesinde akıl almaz ahlaksızlıkları içeriyor. Sadece pedofili değil, bu çocuklara işkence ettikten sonra zorla tecavüz gibi olaylar olduğu da konuşuluyor. Hatta bu mevki sahibi kişilerin bu çocuklara işkence ve tecavüz edilirken izlemekten zevk aldıkları iddialar arasında. Söz konusu skandala “Pizza Gate” adının verilmesinin sebebi ise iğrenç skandalı organize eden kişinin meşhur bir pizzacı olması.

Ünlülerin tüm yazışmalarda da pizza kodları kullanılmış. İddiaya göre peynir=kız çocuğu, makarna=oğlan çocuğu anlamına geliyor. Ünlüler sapkın partiler verirken yüksek meblağlar ödeyip bu terimlerle pizzacıdan mail ile sipariş veriyor ve bu çocuklar adrese teslim ediliyor. Hillary Clinton’un kampanya danışmanı John Podesta’nın, ticaret ve yüksek bürokrasi çevresinden kimselerle Comet Ping Pong adında bir pizzacıda düzenlenecek “pedofili” organizasyonuna ilişkin mail alışverişi Wikileaks üzerinden sızdırılıyor. Pizzacının sahibi, John Podesta’nın kardeşi Tony Podesta ile yakın ilişkileri olan James Alefantis adında bir girişimci. Üstelik Georges Soros’un en büyük bağışçısı olduğu American Bridge Pac’in geçmişte Comet Ping Pong ile maddi ilişkileri var. Ortaya çıkan bir diğer belge ise söz konusu skandalların organizatörü yani pizzacının sahibi olan James Alefantis adındaki şahsın Georges Soros’la da ilişki ağına sahip olduğu yönünde. Georges Soros’un en büyük bağışçısı olduğu “American Bridge Pac”ın geçmişte “Comet Ping Pong” ile maddi ilişkilerinin olması Pizza Gate skandalına Geroges Soros’u da ortak ederken, skandalın Batı medyasında sansüre uğramasının sebeplerinden biri olarak bu durum gösteriliyor. Söz konusu skandalda Hillary Clinton, Georges Soros gibi ünlü isimlerin yanı sıra Amerika Başkanı Barack Obama’nın da adı geçiyor. Skandala ilişkin belgelere göre Obama’nın geçmişte “Comet Pizza”ya bağışta bulunduğu ortaya çıktı. Öte yandan pizzacıya yollanan bir e-postada Obama’nın, özel bir parti için, Chicago’dan Washington’a 65 bin dolarlık pizza sipariş ettiğinden söz ediliyor. (Bkz. http://www.aksam.com.tr/dunya/pizza-gate-skandali-nedir-soros-ve-clintonli-tecavuz-soku/haber-567684 )

Soru şu; Trump’ın çalışma kadrosundaki diğer isimler değil de neden Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn hedef alındı? Bu hedef seçiminin Trump’ın başkanlık kampanyası ile ilgili yakından ilgisi bulunuyor. Seçim döneminde sosyal medyada hızla yayılan ve ‘pizzagate’ olarak bilinen komplo teorisinde, Hillary Clinton’ın ve ekibinin, Washington DC’de bulunan Comets adlı bir pizzacıdan dünya çapında pedofili çetesini yönettiği iddia ediliyordu. Bu komplo teorisini sosyal medyada Pizzagate etiketiyle yayan kişinin Michael Flynn’ın oğlu Michael G. Flynn olduğu ortaya çıkmıştı. Amerikan istihbarat kurumları, Flynn’ın ekibinin, komplo teorisini desteklemek için kullandığı Demokrat Partili yöneticilerin e-maillerin ise Rus hackerlar tarafından elde edilerek servis edildiğini rapor etmişti.

Bunun üzerine ABD çok sayıda Rus diplomatı sınır dışı etmiş ve bazı Rus istihbaratçılara ve vatandaşlarına ambargo kararı almıştı. Oğul Flynn’ın başında olduğu trol ekibi, aynı dönemde Clinton’ın asistanı Huma Abedin üzerinden ‘Müslüman Kardeşler’ üyesi olduğundan, Trump’ın adaylık yarışındaki rakibi Marco Rubio’nun kokain partileri yapan bir homoseksüel olduğuna ve Facebook’un sahibi Zuckerberg, Demokrat başkan aday adayı Bernie Sanders ile Twitter CEO’su Jack Dorsey’in de üyesi olduğu ‘komünist örgütlenmeye’ kadar bir dizi akla zarar komplo teorisini daha sosyal medyada yaymış ve Trump destekçilerinin motivasyonunda önemli rol oynamıştı. (Bkz. http://amerikabulteni.com/2017/02/14/hillary-clintondan-michael-flynna-pizzagate-gondermesi/ ) İngilizler için. “Revenge is a dish served cold -intikam soğuk yenen bir yemektir” ancak Amerikalılar öyle düşünmüyor. Anlaşılan Trump kabinesi daha çok fire verecek!

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar