ikinci ve son ilkbahara doğru

Alman uzman: Türkiye’nin NATO’dan ayrılacağına eminim

Kafkassam Başkanı Oktay’dan Abd’nin Ypg Açıklamasına İlişkin Değerlendirme

Rus milletvekilinden ABD’nin planlarına sert tepki: Yaptığın domuzluk!

ot Tak Tovorish!

Gündem 10 Eylül 2016
457

(Maksim Gorki’ye mektuplar silsilesinden…)

Privet, Alyoşa!

Opyat skaju: Davno ne perepisıvalis!

İçimi, yine sana dökeceğim.

Bez razresheniya! Prosti, ladno?

***

Da, inogda porusskiy budet! Pust, ignorantı ne ponimayut!

Daje, ix ne nujen!

***

Hatırlıyor musun, Puşkin İstanbul şiirinde ne demişti?

Стамбул гяуры нынче славят,
А завтра кованой пятой,
Как змия спящего, раздавят
И прочь пойдут и так оставят.
Стамбул заснул перед бедой.

“Gâvurlar bugün İstanbul’u övüyorlar,
Ama yarın demir kılıç kabzalarıyla,
Uyuyan yılan gibi ezerler
Ve öylece bırakıp giderler.
İstanbul, beladan önce uyudu.”

Kâhin değildi tabii ki, ama doğru tahmin etmişti Puşkin…

Gâvurlar geldiler ve demir kılıç kabzalarıyla, demirden ökçeleriyle İstanbul’un namusunu payımal ettiler.

Çok zaman geçmeden bir adam çıktı ve güneş misali doğdu Anadolu’dan. Küllerden bir ordu var edip “Geldikleri gibi giderler” dedi ve dışarıdan gelen gâvurları tıpış tıpış geri gönderdi.

İçimizde Müslüman geçinen gâvurlar ise, gâvurun belini kıran adama tam 90 yıl boyunca gâvur dediler…

Eyvah! Puşkin bunu bilememişti!

***

Vot tak, Alyoşa!

Dünyaya parmak ısırtan bir ordumuz vardı. Onlara göre; o ordu da gâvurdu. Müslüman yapmak için hiçbir gâvurun aklına gelemeyecek hilelerle, sahtekârlıklarla ordumuzun içine Müslüman kisvesi adı altında vatan hainlerini doldurdular…

Böylelikle kendi milletinin başına bomba döken gâvurları da görmüş olduk!

***

Gâvur denilen ordunun içinden şimdi kendi elleriyle doldurdukları gerçek gâvurları ayıklamaya çalışıyorlar…

Çünkü daha dün sayılacak yakın zamana kadar gâvurlukla suçladıkları generaller kurtardılar mabadımızı… Kıl payıyla…

İşin garip tarafı:

Darbe yapmaya kalkışan sözde Müslüman generaller de, yıllarca gâvurlukla itham ettikleri Atatürk’e sarılmışlardı…

Darbeye maruz kalıp mabadı son anda kıl payı kurtaranlar da…

Birkaç gün boyunca “Gazi Mustafa Kemal” nidaları yükseldi malum mahfillerden…

Şimdilik ses seda çıkmıyor. Fabrika ayarlarına dönüş vaktidir…

***

Opyat vot tak, Alyoşa!

Burası Türkiye ve çok maske var bizim ülkemizde. Her gün bir başka maske takmakta asla beis görmüyoruz!

***

Gâvur bol bizde…

Olmasa da kendimiz yaratıyoruz!

Naprimer:

Önceleri “Kardeşim Esad” iken bir komşu devletin prezidenti…

Ansızın “Katil Esed, zalim Esed” oluverdi…

Esed gâvur olduğundan; “Müslümandır bunlar, zulme başkaldıran öfkeli gençlerdir” dediğimiz sapık katilleri doldurduk adamın ülkesine…

Allahu Ekber nidalarıyla silahsız ve masum Müslümanların kafasını kestiler. Çünkü kafası kesilenler gâvurdular ve bu sapık katiller, kestikleri her kafanın mükâfatı olarak cennete gidecekler ve kendilerine tahsis edilen yetmiş iki huriyle sevişeceklerdi…

Cennet-i âlâ’da hangi pezevengin kerhane işlettiğini bilmediğimizden; biz de oturup “Yapmayın, etmeyin! Bu sapık katillerin ellerine silah vermeyin. Bunlar bir gün gelecek bumerang olup bizi vuracaklar!” diye en az yirmi yazı yazdık…

Geldiler ve vurdular… Hem de kaç kere…

Şimdi hab-ı gafletten uyandık ve biz onları vuruyoruz…

Dün Müslüman dediklerimiz, şimdinin gâvurları…

Vot tak, brat!

“Bu, ne yaman çelişki annem” deme sakın…

Zira…

Rengârenk maskelerimiz var bizim…

Duruma göre maske takan tetikçi kalemşorlarımız da cabası…

***

V kstati:

Sizin inostrannix del’in başı Sergey Lavrov ile Yankilerin state secretary, at kafalı John Kerry, Suriye’de ateşkes üzerinde anlaşmışlar!

Üstünde oyun üstüne oyun oynanan ülke Suriye!

Bir de barış için anlaşan taraflara bak!

Kak ya mogu obyasnyat tebe?!

***

Cerablus’a falan girdiysek de… Tekfirci sapık katillerin bir kısmını vuruyorsak da, yine yedeklediğimiz bir kısım sapık katilleri ılımlı muhalifler diye pazarlama derdindeyiz…

Amma barış görüşmelerinde, ya da ateşkes anlaşmasında biz yokuz!

Vardır bir hikmeti!

Ya da buluruz bir maske…

***

Seni İtalya’ya götüren sebepler bizde de birer ikişer zuhur ederken…

Amansızca ve hâyâsızca esen rüzgârlar, bakalım bu garip bratını hangi diyara savuracak!

***

Yordum seni… Prosti…

Kak Tsiganok tam? Privet pereday…

Obnimayu…

Hayali çocukluk arkadaşın Cahit…
Cahit Kılıç

Etiketler:
Yorumlar