Amerikalılar ve Ruslar Afrin’de PYD’yi Türk ordusunun önüne attı!

Almanya’da İranlı 10 Ajana Yönelik Büyük Operasyon

Türkiyə düyməyə basıb

Rus senatör: Dünya kamuoyu ABD’nin Suriye planlarına engel olmalı

Müzakere sürecine dair bazı durum tespitleri

Gündem 27 Aralık 2016
235

Kıbrıs konusunun çözülmesi için Türk ve Rum tarafı ’’yönetim ve güç paylaşımı, AB, toprak, mülkiyet, ekonomi, güvenlik ve garantiler’’ başlıkları altında müzakereleri sürdürmektedir. Cenevre Zirvesi öncesinde müzakerelerde son durum nedir? Bu anlamda önemli gördüğüm bazı durum tespitleri yapmaya çalışacağım.

Muhtemel yeni anlaşma, Rum basınına yansıyanlar ve güvenilir kaynaklardan elde edebildiğimiz bilgiler ışığında onaylanarak hayata geçer ise, ilk etapta Rum tarafına bırakılan Güzelyurt, Maraş, Karpaz ve sınır düzenlemeleri ile bu topraklarda yaşayan 80 ile 100 bin KKTC vatandaşı evinden toprağından olacak. Ayrıca içimize muhtar ve belediye başkanlığı seçimlerinde oy kullanma hakkı bulunacak 57 bin kişinin (Girne’ye) gelerek yerleşecekleri, oy hakkı olmadan kuzeye gelecek Rum sayısında ise bir üst sınırın olmadığı öngörülmektedir.

’’Yönetim ve güç paylaşımı’’ Kıbrıs Türkleri için hayati bir konu olan veto hakkı yok. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nde iki halkın siyasi eşitliğini sağlayan Cumhurbaşkanı Muavininin veto hakkı idi. Muhtemel yeni anlaşmada başkan ve başkan yardımcısının oy hakları olmayacakmış. 7 Rum 4 Türk bakandan oluşacak yapıda kararlar bir Türk bakanın onay vermesi şartı ile 6 kişinin olumlu oyu ile alınacakmış. Veto hakkı yitirildikten sonra siyasi eşitliğimizin olduğunu iddia etmek gerçeği yansıtmamaktadır.

’’Toprak – mülkiyet’’ hiçbir yerde olumlu sonuç vermemiş bireysel yöntemle mülkiyet sorununa çözüm aranacakmış! Almanya’nın bu yöntemle mülkiyet sorununu çözdüğü öne sürülmektedir! 2004 yılında Çekoslavakya’dan göç eden Sudet Alman’ları bugün Kıbrıs’ta uygulanmak istenen yöntemle, yani bireysel olarak hak talep ederek topraklarına geri dönmek istemişlerdi. O tarihte Almanya Başbakanı olan Gerhard Schroeder ’’bunun iki halkın çatışmasına neden olacağını, yeni bir savaş anlamına geldiğini, artık dünyada kimsenin savaş istemediğini, her devletin kendi ülkesinde yaşayanları tazmin etmesi gerektiğini söylemiştir!’’

Kara propaganda; anlaşmaya evet oyu verilmesi için şimdiden ’’tüm KKTC vatandaşlarının AB vatandaşı olacağı, mal ve mülklerini en az 6 kat fazlasına satabileceği!’’ söylenmektedir. Hâlbuki Rumlar anlaşma imzalandığı ilk andan itibaren KKTC’de bulunan tüm mal ve mülkün (Türk tapulu olanlar hariç) satışlarını hukuken en az 20 yıllığına dondurarak tümüne sahip olmak için dava açacaktır.

Son tepsit; bazı ’’yetkililerimiz’’ garantörlük dışındaki tüm konularda uzlaşıldığını ima etmektedir! Acaba bu tür bir ima ile ne hedeflenmektedir? Avrupa Birliği’nde Almanya’nın garantörünün ABD olduğu ve İngiltere’nin Kıbrıs’taki askeri varlığı neden göz ardı edilmektedir?

Gökhan Güler

Kaynak: Milliyet Gazetesi’nde 27 Aralık 2016 Salı günü yayınlanmıştır

Yorumlar