Rus basının “Akkuyu casusu” iddiası: Akkuyu projesinde tuhaf şeyler de oluyordu

LAVROV BMT-NİN 4 QƏTNAMƏSİNİ ƏSAS SAYMIR

Fransız-Alman Ortaklığı Derinleşiyor

Trump-Putin Temmuz ayı görüşmesinde Afganistan’a ortak müdahalemi görüşülecek

Marc Grosman Ulusalcılardan ve Diyanet İşleri Başkanından ne istiyor?

Gündem 27 Temmuz 2017
317

15 Temmuz darbe girişimi öncü müydü artçı mıydı bilemiyorum ama tartışmalara bakılırsa bu hamurun daha çok su kaldıracağı anlaşılıyor. Devlet içinde konuşlanmış odakların her biri karşı tarafın yeni bir kalkışmasından şüpheleniyor. Dezenformasyon demişseniz diz boyu. Örneğin Mısır’da, Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi’ye yakın olan El-Yevm 7 gazetesine konuşan Fetullah Gülen, “15 Temmuz’da darbe teşebbüsünün kimin tarafından yapıldığını düşünüyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine ulusalcı laik bir kesimin bunu yapmış olabileceğini söyledi ve Erdoğan’a karşı yeni bir askeri eylem beklemediğini, kendilerine karşı yürütüldüğünü iddia ettiği aşırılıklara rağmen asla böyle bir darbe hareketini kabul etmeyeceğini” ifade etti. (1) bu açıklamanın üzerinden aylar yıllar geçmeden birkaç gün sonra 26 Temmuz 2017’de Türkiye gazetesi “Yeni darbeyi ulusalcılar yapabilir” manşetiyle çıktı. Nuri Elibol “güvenlik bürokrasindeki kaynaklarımla yaptığımız değerlendirmelerde” diyerek yaptığı haberde “15 Temmuz ve öncesinde olup bitenleri sorguladığımızda, büyük bir sistem zaafının olduğu gözleniyor” ifadelerini kullanmıştı. Gazete, “Türkiye, çok ses getirecek güvenlik dosyasını açıyor” diyerek anons ettiği ve “Tsunami sonrası 15 Temmuz analizi 3” başlığıyla yayımladığı analiz ‘haberinde “Eğer sistem zafiyeti giderilmez ve sivil asker ilişkisi Batı normlarına taşınmazsa bir buçuk iki yıl içinde ordudaki Ulusalcılar yeni bir darbeye kalkışabilir” diye yazmıştı. (2) Hatta FETÖ’nün TSK içinde bir darbe girişiminde bulunma imkân ve kabiliyeti kalmamıştır diyerek üstü örtülü değil aleni şekilde bu grubu kollayan değerlendirme yaptığı gözlerden kaçmamıştı. Yaptığı tam bir tilki sapıtmasıydı.(3)

Hüseyin Hilmi Işık geleneğinden yetişen Nuri Elibol’un Ulusalcıları hedef alan yazısını anlamak mümkün. Çünkü düşünce sistematiği Ulusalcı paradigmadan fersah fersah uzak. Asker kökenli olduğu için TSK bünyesinde görevdeyken tanıdığı bu kesimden hazzetmediği söylenebilir. İstanbul Çengelköy’deki Kuleli Askeri Lisesi’nden sonra Yüksek Öğrenimini Harbiye’de tamamlayan Elibol, Askeri derslerin yanı sıra Harbiye’de 4 yıl ekonomi eğitimi aldı ve 30 Ağustos 1981 yılında Teğmen rütbesiyle 1982-2000 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde görev yaptı. 2000 yılında Kıdemli Binbaşı iken kendi isteği ile Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan emekliye ayrıldığı biliniyor.(4) Nuri Elibol’u yakından tanıyan Sabahattin Önkibar 06.02.2009’da “Aslen, emekli bir binbaşı. TGRT, Türkiye Gazetesi, İHA gibi kurumları içinde barındıran İhlas Medya Grubu’nun Ankara Temsilcisi.” bilgisini verdikten sonra “…Bu eski subay emeklisine çalıştığı kurumda da farklı gözle bakılıyor. Adam bazılarına göre istihbaratçı. Bazılarına göre de gerçekte AKP’nin sadık mutemedi ve militanı, ama askeri de idare ediyor.” ithamında bulunmuştu. (5)

Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar, Ankara kulislerini en iyi bilen gazetecilerden. Uzun yıllar Enver Ören’in imtiyaz sahibi olduğu Türkiye gazetesinin Ankara temsilciliğinde bulundu ve tanık olduklarını “Takkeli Firavunlar” kitabında anlattı. Cemaatler arası ilişkileri para transferlerini en iyi bilenlerden. ‘metal fırtınanın biçtiği üst bürokratlar’ mevzusunda yazdıkları önemli. Diyor ki; “15 Temmuz darbesini ulusalcı-laikler yaptı diyen Fetullah’a, Mücahit Ören’e ait Türkiye gazetesi manşetten omuz verdi. Hatırlayın bu Mücahit, FETÖ darbesinden iki gün önce ABD’de bulunurken TGRT Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’a e-mail mesajı gönderip “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” demişti. Başkentteki fısıltı şu: Tayyip Erdoğan Diyanet’e epeydir FETÖ ile teolojik mücadele talimatını vermiş.
Öyle iken Başkan Prof. Görmez pek oralı olmamış ve Erdoğan’dan zılgıt yemiş. Mehmet Görmez’in FETÖ ile mücadelede ağır davranmasının sebebi ise Fetullah’dan çekinmesi imiş. Güya örgütün elinde Görmez’in şahsı ile ilgili şantaj döneleri varmış. Dahası, bunlar üzerinden diyanet başkanı korkutuluyormuş! Bu durum birkaç gün önce devlet tarafından öğrenilmiş. Mehmet Görmez’e önce umursama denmiş lakin sonradan kurum zarar görmesin diye görev yerinin değişikliğine karar verilmiş.” Daha da önemlisi “bu hassas süreçte bu manşeti attıran yoksa İhlas Holding’in başdanışmanlığını yapan ABD eski Ankara büyükelçisi ve CIA istasyon şefi Marc Grosman mıdır?” sorusuyla işaret ettiği odağın, kamuoyunun anlamakta zorlandığı bazı tasarruflarda, görevden almalarda ve atamalarda etkin olabileceğini düşündürebilir.(6)
Çünkü daha öncede Kutlu Doğum haftasının FETÖ projesi olduğuna dair yapılan tartışmaları ve Türkiye gazetesinin konuyla ilgili manşetlerini düşündüğünüzde aynı kliğin müthiş bir operasyonel faaliyet içinde olduğu görülecek.(7) Abdulkadir Selvi’nin Hürriyet gazetesindeki “O gece MİT’e gelen telefon”dan söz ettiği yazısından; 15 Temmuz darbe akşamında Diyanet İşleri Başkanı Prof Dr. Mehmet Görmez’in yakın arkadaşı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la teşkilat binasında yemekte olduğunu öğrenmek doğrusu beni şaşırtmadı.(8) O nedenle Türkiye gazetesinin kutlu doğum haftası ve ulusalcılar darbe yapacak haberlerini birlikte okuduğunuzda operasyonun odağındaki güç merkezini daha net görebiliyorsunuz. Sabahattin Önkibar’ın iddia ettiği gibi eğer Ulusalcılar darbe yapacak manşetini ABD eski Ankara büyükelçisi ve CIA istasyon şefi Marc Grosman attırdıysa bu işin içinde yerli bazı güç odaklarını aramak gerekebilir. Çünkü ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve CIA Ortadoğu Masası Şefi Marc Grossman halen, İhlas Holding’in Borsa’ya bildirdiği resmi danışmanıdır ve bu şahısla ilgili Türk devletine angaje edildiğine dair ciddi söylentiler vardır.

11 Eylül soruşturmaları sırasında FBI’da çevirmenlik yapan Sibel Edmonds’ın, “Dünya nükleer arenasında başrolü Türk ajanlar ve mafyası oynuyor” iddiası, geniş yankı bulmuş, Edmonds’un açıklamalarını yayımlayan Sunday Times gazetesinin web sayfasına Amerika’dan gönderilen mesajlarda ve birçok ’blog’da, Türkler’in ABD’deki ’nükleer köstebeğinin’ eski Türkiye Büyükelçisi Marc Grossman olduğu iddia edilmişti. Buna göre ‘nükleer köstebek’, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği (1994-97) de yapmış olan eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman’dı (1997-2000). Amerikan gizli servisi CIA, FBI ve İngiliz MI6 servislerinin nükleer kaçakçılıkla ilgili operasyonları, 1970’li yıllara kadar geri gidiyordu. Küresel nükleer trafiği takip etmek isteyen gizli servisler, bu dönemde engel oluşturan Richard Barlow, Sibel Edmonds, Valerie Plame gibi isimlerle işbirliğini kesmişlerdi.

Marc Grossman, ABD’nin Ankara Büyükelçisi olduğu dönemde Türk Ordusu’na askeri ekipman satışında önemli rol oynamış ve bu alışverişi yürüten kişilerden biri de Amerikan Hava Kuvvetleri’nde görevli Binbaşı Douglas Dickerson olduğu ortaya çıkmıştı. Dickerson ise Sibel Edmonds ile birlikte FBI’da çevirmen olarak çalışan ve MİT’in köstebeği olduğu öne sürülen Melek Can Dickerson’un kocasıydı. Sibel Edmonds’un iddiasına göre FBI, yabancı ajanlara yardım ettikleri gerekçesiyle Pentagon’daki bazı önemli isimleri de takibe almıştı. Edmonds isim vermezken bu kişilerin Douglas Feith, Richard Perle gibi neoconların önde gelen isimleri olduğu iddia edilmişti. Ayrıca soyadı ’E’ harfiyle başlayan üst düzey bir yetkili de takibe alınmıştı. Özbekistan, Azerbaycan, Türkmenistan’ı ilgilendiren işlerle uğraşan nükleer silah uzmanı Binbaşı Doug Dickerson ve eşi Melek Can Dickerson, 1990-96 arası Ankara’da, sonra iki yıl Almanya’da bulunmuştu.(9)

Aslında farklı bağlantılarda var. Ekonomik konularda Başbakan adına genel koordinasyon sağlamakla görevlendirilen Mehmet Şimşek, yurt dışı öğrenimini tamamlayıp 1993 yılında mecburi hizmet için geldiği Türkiye’de üç ay süreliğine EtiBank’ta çalıştığı süreçte süreçte Gazetesi’ndeki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’nin ekonomist aradığına ilişkin ilanı görünce açılan sınava girmiş ve işe alınmıştır. ABD’nin büyükelçiliğinde Türkiye ekonomisi üzerine birtakım analizler yapılan bir bölümde ”Kıdemli ekonomist” sıfatıyla 4 yıl çalışmıştır. Aldığı maaşın neredeyse tümünü mecburi hizmet olarak EtiBank borç taksitlerini beş yıl süreyle ödemeye ayırmıştır. Burada 4 yakın süren dönemin ardından 1997 yılında ABD’de oturma izni almıştır ve New York’ a taşınmıştır.(10) Bu işe alınmanın başka hikâyesi de var. Şimşek’in, Exeter Üniversitesini bitirip 1993’te Ankara’ya döndükten kısa bir süre sonra ABD Ankara Büyükelçiliği’nin Türkiye ekonomisi üzerine analizler yapılan Ekonomi Bölümü’nde danışman olarak çalışmaya başlamasında Marc Grossman’ın etkili olduğu söyleniyor. Şimşek’i bu göreve getiren irade şüphesiz ki o zamanki ABD Ankara Büyükelçisi, Türkiye uzmanı deneyimli diplomat Marc Grossman’ın iradesiydi.(11)

Benim kafa karıştı!

Bakınız:

1- 19.07.2017/ https://tr.sputniknews.com/turkiye/201707191029342342-fethullah-darbe-girisimi-ulusalci-laik-kesim/
2- http://t24.com.tr/haber/turkiye-gazetesi-yeni-darbeyi-ulusalcilar-yapabilir,416280
3- 26.07.2017/ http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/nuri-elibol/597759.aspx
4- http://www.tgrthaber.com.tr/biyografi/nuri-elibol-kimdir-74394
5- http://odatv.com/turkiyenin-en-zengin-gazetecisi-bu-carpici-iddialara-cevap-verecek-mi-0602091200.html
6- 27.7.2017/ https://www.aydinlik.com.tr/kose-yazilari/sabahattin-onkibar/2017-temmuz/cia-sefi-marc-grossman-dun-o-manseti-attirdi
7- http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/466561.aspx
8- http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/o-gece-mite-gelen-telefon-40532079
9- 08 Ocak 2008 http://www.hurriyet.com.tr/nukleer-kostebek-marc-grossman-mi-7983781
10- http://www.biyografi.info/kisi/mehmet-simsek
11- http://www.biroybil.com/showthread.php?5321-Kim-bu-adam

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar