Rus senatör: Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditleriyle ABD blöf yapıyor

Peskov: Erdoğan’ı ne kadar görüyorsam eşimi de o kadar görüyorum

Rusya’da sağduyu Türkiye karşıtı provokasyonu önledi

Ermenistan’ın yeni başbakanı Türkiye için ne vaat ediyor?

KUMUKLARIN TARİHİ VE KÜLTÜREL GEÇMİŞİ

Kuzey Kafkasya 12 Şubat 2016
634

KUMUKLARIN TARİHİ VE KÜLTÜREL GEÇMİŞİ
Aynur Gazanfer kızı

aynur

1. Kumuk Etnoniminin anlamı
Kumuk sözünün açıklamasına ilk kez Mahmud Kaşgarlı’nın “Divani lügat-it türk” eserinde rastlanır. Burada Kumuk sözünün anlamı “yanında çalıştığım beylerden biri” (Kaşgarlı M. 2006) şeklinde açıklanmıştır.
Lakin Kumuk sözü tarihin belirli devirlerinde pek çok kaynaklarda sıkça kullanılmıştır. Bunun için önce Kumuk etnoniminin tarihine daha geniş göz atmamız lazım. Erken orta çağ (3-11 yy.) Kafkasya tarihinde Kumukların ecdatları etnonimine ilk kez 6. yy ermeni tarihi kaynaklarında “xunk” (xun+cem şekilçisi k) şeklinde rastlanmıştır. Burada o da önemli ki, bazı bilim adamları “Kumuk” etnoniminin ilk şekline 6.-7. yy bizans kaynaklarında “gunnug-undur” şeklinde tesadüf etmişler. Kamil Eliyev hun ve bulgar adlarının erken orta yy Avrupa kaynakları için geniş yayılmış ve karakteristik olduğunu, bütünlükte bulgar tayfalarının hunların esas kısmını teşkil ettiğini gösterir (Aliyev K., 2011:16). Sonraki zamanlarda (10 yy.nin 1. yarısında) bu etnonime Batı coğrafi kaynaklarda ve arap metinlerinde “g.m.g” (“gumik”) olarak tesadüf olunmuş. Böylelikle, 10. yy.in birinci yarısında tarihçi El-İstehri Derbendi Hazar denizinin liman şehri olarak not ederken, orada karşılaştığı Hazar tayfalarının yanı sıra, “Kuzeyden olan Kumuklar”ın da adını zikretmiştir. Coğrafyacı El-Mesudi ise 10. yy da burada Kumukların Hazarların komşuluğunda yaşadıklarını not etmiştir. ilk rus Kafkasyaşinaslarından olan M.B.Lobanov-Rostovskiy yazar: “Kafkasya’nın eski çağ coğrafyasında bu günku Şauhal Tarkovski mülkiyeti Kumuk olarak adlandırılır” (Lobanov-Rostovskiy, 2002:19). Ondan sonra ise Kumuk etnografı D.M.Şeyh-Ali bu konuda olan bütün farklı fikirleri analiz ederek “kadim Kumuklar 8.-9. Yy-da Dağıstan’da hükümranlık yapan Hazar imparatorluğunun terkib hissesi olmuşlar” ve “onlar Hazarların yanı sıra, hem de Tatarlar’a ait olmuş Hazarların hükümranlığı zamanı konuştukları dili korudukları” sonucuna gelmiştir (Şıhaliyev D. 1993:18, 19). Bu fikri aynı zamanda İ.Blaramberg ve A.Bakıhanov da desteklemişler (Blaramberg İ. 2005:362-379; Bakihanov A. 1951:14, 45). “Kumuklar” hakkında başka fikirler de söylenmiştir. Mesela, oryantalist V.F.Minorski Gazi-Kumuktan olan bazı Türklerin şamhal titulu taşımasını esas tutarak, “Kumuk” adının “gumik/kumux” adından kaynaklandığını tahmin etmiştir. Diğerleri ise, hatta eğer “Kumuk” etnoniminin “Kumux” toponimi ile alakası olsa dahi, ”Kumuk” etnoniminin “Kumux” adına baslangıç verdiğini düşünüyorlar (Minorski V. 1963:131). Bundan başka, tarihe göz atsak, Kazaklarda, Karaimlerde, Nogaylarda genel genetik ad halinde tesadüf olunan “Kumux” adı türk etnonimi olan “Kumuk”la uyum teşkil eder. Bütün bu fikirler en yeni araştırmalarla da isbatlanmış ve böyle bir sonuç çıkarılmış ki, Kumuk adı Hazar, Avar, Savir kavimlerinin adları ile ve yakınlık teşkil etmekte. Belirtmemiz lazım ki, çağdaş Türk (Azerbaycan) tarihçileri Gumig/Kumuk adının kökenini araştırırken Mesudi ve 9.-10. yy müslüman coğrafyacıları tarafından daha önceden araştırılmış ve not edilmiş bilgilere rastlanmış ve Türlerin (Kumuklar) ve dağlıların erken orta çağda mevcut olmuş “Kumukşahlar devleti”nde yerleştikleri belirtilmişti.
Böylelikle de, gumik/kumuk teriminin artık 9.-10. Yy halk adı (etnonim) ve ondan baslangıç alan ülke ve devlet adı (etnokoronim, etnopolitonim) olarak kullanıldığını görmekteyiz.
O devirlerde, yani 9.-10. yy bu toponim Doğu Avrupa’da, daha net söylersek, Macaristan’da, Podunavye’de yayılmaya başlamış. Kumukların (arap kaynaklarında gumik) bazı bölümlerinin, daha doğrusu, Kabarların (Hazarlardan geri kalanlar) Macarlarla birlikte Hazar devletinden (Kafkasya Hun devleti) Dunay’a kadar olan araziye göçürülmesi ile bağlı olduğu tahmin edilmekte. Macar çevirilerinde buna yasz-kunok şeklinde okunur. Bu etnonimin Macarcada ve latin kaynaklarında ilk olarak Kuzey Kafkasya’dan Dunay’a kadar olan bölgede Macarlarla birlikte göçün üçüncü, dördüncü etaplarında gelmiş Türk kavimleri olan Kabar, daha doğrusu, Hazar etnik grupları ile bağlı olduğunu düşünbiliriz. Bu devirde bu meskunlaştırma Kunşak, daha doğrusu, Kuniya etnopolitonimi, macar dilinde Kiskinşag (Küçük Kuniya) ve Nagikunşag (Büyük Kuniya) adını alır. Konstantin Porfirodnıy bu göçürülenler hakkında şöyle yazar: “Hazar kavimlerinin bir kısmı olan bu Kabarlar silaha sarılmış ve savaşa başlamışlar. Kabîle 2 ordu halinde bölünmüştü: birinci İran’ın yakınlığında kaldı (söz konusu Kuzey Kafkasya’da kalmış hun-Kumuklardır), ikinci ise hersonlarla sınırda Macarlarla birleşerek daha da güçlenmişler” (Aliyev K. 2011:12). Tarihci-linguistik N.Z.Navşirvanov’un fikrince, Kunların Kumuklarla birlikte göçürülmesi ve migrasiyası şöyle olmuştur: “Hazaretrafı çöllerde yaşayan Konlar (Kunlar) 2 kısma bölünmüşler. Kumuklar adlanan birinci kısım şimdiki Dağıstan’da, diğer ikinci kısım ise onların yaşaması ile alakalı olarak adını hala koruyan Kuban çöllerinde meskunlaşmışlar. Daha sonra bu ikinci kısım, büyük ihtimalle, Hazar denizi etrafında bölünmüş, Deşt-i Gıpçağa nüfuz etmiş ve “kon” kabilesi genişleyerek Kafkasya’nın güneyine, Azerbaycan’a, Mezopotamya’ya kadar hereket etmeye başlamışlar” (Navşirvanov Z. 1929:89). Yukarıda not ettiklerimizle alakalı onu da belirtmemiz lazım ki, ermeni kaynaklarına esaslanarak ve Hunların (Kumukların ecdatlarının) etnopolitik birliklerini de göz önüne alarak diye biliriz ki, daha erken orta çağlarda Hun (ermeni kaynaklarında xunk) adından kaynaklanan “Hun Hükümdarlıği” (yahud “Hunistan”) adı şekillenmiştir. Alim-etnograf S.Ş.Hacıyeva şöyle bir sonuca gelmiş: “Ermeni kaynaklarında o zamanın Kumuk çölü böyle adlandirilir” (Hacıyeva S. 1961). Daha öncesinde başka bir tarihçimiz A.Tamay da buna benzer sonuca gelmiş.
9. yy 2. yarısında (1064) Kumuklara ve Kumuk etnonimine selçuklu kaynaklarında rastlanır. 1077 yılında ise Mahmud Kaşgarlı kendi “Divani-Lügati-t Türk” eserinde “Kumuk”un Türk kabilesinin adı olduğunu ve onun kendininde şahsen iletişimde olduğu knyazların da aynı adı taşıdığı bilgisini verir. Buda Kumukların daha 11. yy kendi şahsi adları ile tarih sahnelerinde boy gösterdiğinin isbatıdır. Lakin Mahmut’un kendisi tarafından düzenlenmiş ve onun meşhur sözlüğüne eklenmiş Türk dünyasının haritasında nedense Kumuklar’a rastlanmaz. Bu, bizi şaşırtmamalı, çünkü kaynaklarda da not edildiği gibi, Kumuklar o devirde, büyük ihtimal daha kendi kabilelerinde olan Hazarların hükümdarlığı altında idiler. Bu, sadece Kumukların Hazarlarla akrabalığı ile değil, hem de Hazarların yanı sıra, Kumukların da burada artık bağımsız yer alması ile açıklanır. Bunun için de Mahmud Kaşgarlı kendi haritasında Derbent bölgesini not ederken Türk kabilelerini, ayni zamanda da Kumukları “Darband Hazaran” (“Derbent Hazarları”) genel adı altında birleştirmişti. O, sözlükte kendine mâlum olan bütün halkların adını not ederken nedense Hazarlar hakkında susmuştu. Yeri gelmişken, bir az sonra gürcü kaynaklarında “Derbent kıpçakları” adına rastlanır ki, bu ad altında hem de Kumukların kastedildiğini düşünebiliriz (Togan Z.V. 1961:121).
15 yy da (1421-1451) Kumuk etnonimine ilk kez Osmanlı (türk) kaynaklarında rastlanır. 16. yydan ise Kumuklara devamlı olarak çeşitli kaynaklarda tesadüf edilir. Bundan başka, bu kaynaklarda onların subetnonimleri olan gaytag, boynag, tümen, borgan ve s. de not edilir. 15. yy (1552) Osmanlı kaynaklarında Kumukların yanı sıra daha sonraki kaynaklarda ağ (beyaz) gaytaglar olarak adlandırılan “gazi-gaytaglar”ın da adı zikredilir (Aliyev K. 2011:34).
Rus oryantalisti S.Bronevski (20. yy başlarıi) yukarda not edilenleri gözönüne alarak ve kaynaklara dayanarak yazar: “Kumuklar çeşitli zamanlarda Kafkasya’da gumig ve gazi-gumig adı altında meskunlaşmış kadim Tatarlardır (onları ruslar böyle adlandırırlar)” (Bronevskiy S. 1823:190-191).
Kaynaklarda ve Türk tarihçilerinin araştırmalarında belirtildiği gibi, Kumukların bazı kısımları 16. yy Osmanlı yürüşleri zamanıda Doğu Kafkasya’da ve Gürcistan’la sınırda olan Küçük Erdehan’da, aynı zamanda Doğu Anadolu’da yaşamışlar. Bu tayfanın daha o zamandan bu bölgede geniş yayıldığını o zamanın Osmanlı metinlerinde ve haritalarında “Kumuk” adı altında not edilen 7 yaşam alanının olması ispatlar. M.Horenski’nin bilgilendirmesince, bu etnonimin şimdiki nesli o zamanki bulgarların, gunnug-undurların torunları olması mümkündür.
Evliya Çelebi’nin notundan anlaşıldığı üzere, daha 17. yy Kumukların belirli kısmı Zakafkasya’da (Mahmudabad, Şabran) ve Merkezi Kafkasya’da yerleşmişler (Evliya Ç. 1971:75-76).

2. Kumukların Dini ve Kültürü
Kumukların yaşadığı Dağıstan Cumhuriyeti sanki bir halklar, diller müzesidir. Orta yüzyılların arap seyyah ve coğrafyacıları da burayı „cebel-ül elsan“, yani dillerin dağı, çok seneler boyunca yaşayan dağ olarak tanımışlar. Burada radyolar her sabah 33 dilde yerli halkları selamlamakla programlarına başlar (Şamil Ali. 2011:287). Bu ise orada yaşayan halkların ve etnik grupların hepsi demek değildir. Resmi gazete ve dergiler, kitaplar esasen 14 dilde – kumukların, nogayların, avarların, darginlerin, lezgilerin, lakların, Azerbaycan türklerinin, tabasaranlıların, sakurların, rutulların, agulların, tatların, çeçenlerin, rusların dilinde yayımlanmış. Okullarda 14 dilde ders verilir. Bu dilden biri de kumukçadır. O bölgenin en kadim halklarından biri olmasına rağmen çağdaş kumuk edebiyatı 19. yüzyıldan şekillenmeye başlamıştır.

3. Kumukların Coğrafyası ve Nüfusu
Kumuklar Kuzey Kafkasya’da Rusya Federatif Cumhuriyetine bağlı Dağıstan Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan türk kavmidir. Kumukların yaşadığı alan nogaylar, tatarlar, kazakların yaşadığı kadar geniş değildir. Toplu şekilde Azerbaycan’ın kuzeyinde, yani Rusya Federasyonu’nun Dağıstan Cumhuriyetinde, az kısmı ise komşu İçkeriya (Çeçen), İnguş, Kuzey Osetiya Cumhuriyetlerin de ve Türkiye’nin Üçgozen, Kuşoturağı, Yavu, Ataköy, Doğan, Azize, Keyikkırı köylerinde (Xalipaeva İ., 1994:85) yaşarlar.
2012 senesinin nüfus kayda alınmasında Rusya Federasyon’unda kumukların sayının 425 bin olduğunu, onlardan 365,8 bininin Dağıstanda, 12 bininin İçkeriyada (Çeçenistan), 15 bininin Kuzey Osetyanın Mazdok ilinde toplu şekilde, geri kalanının Rusya Federasyonunda çeşitli bölgelerde yaşadığı gösterilir. Türkiyedede 10 bin kişiden fazla kumuk türkünün yaşadığını yazarlar. Nüfusunun sayı 1996 yılının malumatlarına göre, 250 bin kisi teşkil edir. Sovyet döneminde 50 binden fazla kumuk Osetiya, Irak, İran Türkiye ve Azerbaycan topraklarına göç etmiştir (Şamil A. 2011:286).
İnternet sitelerinde ise kumukların sayının yarım milyondan fazla olduğu gösterilmektedir. Ekseri rusçayı ana dili gibi bilse de, bu dili resmi ortamlarda kullanır, kendi aralarında ise kumukça kullanmağa özen gösterirler.

Sonuç
19. yüzyıla kadar Kafkasya’da ortak dil olarak Türkçe kullanılırdı. Hatta 1937 senesine kadar Kumukça Dağıstan’da resmi dildi. Kumukça yazılan eserler Azerbaycan’da da, Kırım’da da, Kazan’da da, Türkmenistan’da da, Özbekistan’da da tercümesiz anlaşılmıştı (Şamil Ali 2011:290). Bu da önemli bir husustur ki, kumukların Kuzey şivesinin kıpçak, Güney şivesinin ise oğuzdur. Burada yazılı edebiyat pek fazla gelişmediğinden, resmi belgelerde ve ortamlarda kumukça çok fazla kullanılmadığından halk dili gelişmiştir. Ancak o da Rusça’nın etkisinde olduğundan giderek hızlı bi şekilde değişime uğramaktadır. Özellikle Rusça’nın kalkaları Kumukça’yı etkilemekte ve bu yüzden de Kumukça’nın söz dizimi değişime uğramaktadır. Türk dilinin kıpçak grupuna giren Kumukça üç ağıza (şiveye) – Buynak, Hasavyurt ve Gaytag ağızlarına bölünmekte. Araştırmacıların fikrince, edebi eserler Buynak-Hasavyurt ağzı (şivesi) esasında yazılmakta (Dünya halkları, 1998:106, İsayev M., 1970:91). Kumukça uzun zaman ortak iletişim dili olmuştur. Ancak Sovyetler Kurulduğu zaman Kumukça iyice sıkıştırıldı ve yerini Rusçaya verdi. Rusçanın Kafkasya halklarının ortak dili olması esasen 20. yüzyılın ilk on senesinden itibaren başlamıştır.

Kaynakça
Aliyev Kamil. (2011). Kumuki. –Mahaçkala:Delta-press.
Bakıhanov A.Q. (1951). Gülüstani-İrem. Bakı.
Blaramberg I.I. (2005). Istoriçeskoe, topografiçeskoe, statiçeskoe, etnografiçeskoe i voennoe opisanie Kavkaza. Moskva:OCR – Medved .
Djanmamov Ü.D. (1967). Deepriçastie v kumıkskom literaturnom yazıke (sravnitelno s drugimi türkskimi yazıkami). Moskva:Nauka.

Dünya halgları (tarihi, etnografik, ensiklopedik melumat kitabı). (1998). Bakı:Azerbaycan Ensiklopediya Neşriyyat Birliyi.
Gadjieva S.Ş. (1961). Kumuki. -Moskva.
Halipaeva I.A. (1994). Mifologiçeskaya proza kumıkov. Mahaçkala: DGPI,.
Hangişiev D. M. (1995). Kumuktil. Morfologiya. – Mahaçkala: DGU.
Isaev M.I. (1970). Sto tridsat ravnopravnıh. – Moskva: Nauka.
Kadıradjiev K. S. (1998). Problemı sravnitelno-istoriçeskogo izuçeniyakumıkskogo i türkskih yazıkov. –Mahaçkala.
Kaşgarlı Mahmud. Divani Lügatit türk. (2006). Dörd cildde I cild. Tercüme edeni ve tertibçisi Ramiz Esker. –Bakı: Ozan.
Lobanov-Rostovskiy M.B. (2002). Kumıki, ih nravı, obıçai i zakonı. Mahaçkala: Izd. DNÇ RAN.
Minorskiy V.F. (1963) Istoriya Şirvana i Dagestana. Moskva: Izdatelstvo vostoçnoy literaturı.
Navşirvanov Z.V. (1929). Predvaritelnıe zametki o plemennom sostave türkskih narodnostey, prebıvaüşih na üge Rosii i v Krımu // Izvestiya Tavriçeskogo obşestvo itsorii, arheologii i etnografii. Simferapol, T.Z. s 87-96.
Olmesov N. H. (1997). «Sravnitelno-istoriçeskoe issledovanie dialektnoy sistemıkumıkskogo yazıka. Fonetika. Morfonologiya». – Mahaçkala: IPÇDGU,.
Şamil Ali. (2011). Uyğur, gagauz, Güney Gafgaz türklerinin folkloru ve edebiyyatı. Bakı:Nurlan.
Şihaliyev D.M. (1993). Rasskaz kumıka o kumıkah. –Mahaçkala: Dag. kn. izd-vo.

Yorumlar