ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi David Satterfield kim?

İsrail’in eski bakanı İran ajanı suçuyla yakalandı

Çin’in Türkiye, ABD’nin Rusya sevdası

Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

”KITA SAHANLIĞI VE MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE”

Gündem 16 Mayıs 2017
510

Yunanistan ile Türkiye arasında geçmişte Ege Denizi’nde yaşanan kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) konusu ile ilgili sıkıntılar, Doğu Akdeniz’de Mısır ve İsrail’in hidrokarbon kaynakları keşfetmelerinin hemen ardından 2004’den buyana da Kıbrıs Rum Yönetimi ile KKTC arasında yaşanmaktadır. Krizin temel sebebi KRY’nin kendisini Kıbrıs’ın yegâne temsilcisi olarak Ada’nın kaynaklarını istediği gibi kullanabileceğini iddia etmesinden kaynaklanmaktadır!
Kıta sahanlığı jeolojik olarak ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır. Adalar, kıta sahanlıkları üzerinde tam iddia sahibi değildir. 1958 Cenevre Deniz Hukuku Konferansı’nda kabul edilen Kıta Sahanlığı Sözleşmesi’nin 4. Maddesine göre, ’’sahil devleti, kıta sahanlığı üzerinde araştırma yapmak, doğal kaynakları işletmek bakımından egemen haklarını kullanır’’ denilmektedir.
Türkiye bugüne kadar iyi niyet göstergesi olarak Kıbrıs sorununa çözüm bulunabilmesi amacıyla sürdürülmekte olan görüşme sürecinin zarar görmemesi için Münhasır Ekonomik Bölge’sini ilan etmemiştir!
MEB karasularının ötesinde ve bu sulara bitişik, belirlenen özel hukuki rejime tabi ve sahildar devletin hakları ve yetkileri ile diğer devletlerin hakları ve serbestliklerinin belirlendiği bölgeyi ifade etmektedir. MEB’i, egemenlik açısından bir devlet ile veya devletin karasuları ile eş tutmak yanlıştır. Doğu Akdeniz’de MEB ilanı Türkiye’nin önünün kapatılması anlamına gelmektedir!
KRY ilk günden buyana Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) kara parçalarına uygulanan hükümlerini dikkate almadan, bencilce kendi hak ve çıkarlarını koruyarak Türkiye ile Kıbrıs Türklerinin haklarını gasp eden bir davranış içerisine girmiştir.
BMDHS’ne göre ada devletleri kendi istedikleri şekilde ve diğer sahildar devletlerin hak ve çıkarlarını dikkate almadan, MEB sınırlandırmasına gitmesi uluslararası hukuka uygun bir yaklaşım değildir. KRY’nin hem Kıbrıs Türklerinin haklarını hem de Türkiye’nin Kıta Sahanlığını gasp ederek belirlemiş olduğu sözde MEB alanı BMDHS’ ne aykırıdır.
KRY’nin sözde ilan ettiği 13 adet petrol-doğalgaz arama sahasının 5’i (1.4.5.6.7) Türkiye’nin kıta sahanlığını ihlal etmekte, 7’sinde ise (1.2.3.8.9.12.13) KKTC’nin de hakkı bulunmaktadır.
KRY’nin Kıbrıs konusunda çözüm bulunabilmesi için görüşmelerin devam ettiği süreçte 2004’den buyana MEB sınırlandırma girişimlerinde bulunması aslında müzakerelerden bir şey beklemediğinin ve sorunu masa dışında çözmeye çalıştığının göstergesi değil de nedir?
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1962 tarihli doğal kaynaklar üzerinde Daimi Egemenlik Kararı’na göre, doğal kaynaklar halklara ve milletlere aittir, denilmekte ve devletlerden asla bahsedilmemektedir. KRY’nin tek yanlı olarak ilan ettiği sözde MEB’i ile Kıbrıs Türklerinin haklarını gasp etmesi asla kabul edilemez!

Gökhan Güler Milliyet

Yorumlar