Papalık Masonluk savaşında İngiliz Masonlarının Vatikan karşıtlığı!

Moskova Belediyesi Milletler Evi’nde Türk Müziği Konseri düzenlendi

Rus senatörden Yunanistan tepkisi: Türkiye tatilini seviyoruz

Yayınımız ses getirdi ‘Akın İpek’e Londra’da ev hapsi’

Keystone XL boru hattında Türkiye kökenli Ermeni’nin rolü!

Gündem 25 Ocak 2017
785

Seçim kampanyası sırasında ABD’de enerji devrimi gerçekleştireceğini vadeden Trump’ın, Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında, iki boru hattının tamamlaması için başkanlık emrini imzaladığı haberini okuyuncaya kadar böylesi bir savaştan ve Türkiye kökenli bir Ermeni aktivistin çabalarından habersizdim. 1,179 km’lik (1,897 km) 36 inç çaplı bir ham petrol Keystone XL boru hattı kritik bir altyapı olarak tasarlandı ve ABD’nin enerji güvenliği ve Amerikan ekonomisinin güçlendirilmesi projesiydi. Kanada’dan ABD’nin güneyindeki petrol rafinerilerine ham petrol taşıması planlanan ve yaklaşık 8 milyar dolara mal edilen Keystone XL boru hattı, önceki ABD Başkanı Barack Obama tarafından 6 yıl bekletilmişti. ABD Kongresinin onayına rağmen, Obama projeyi üç kez veto etmişti. Projenin geçeceği bir kısım arazinin, 19. yüzyıldan kalma antlaşma nedeniyle Standing Rock Sioux adlı Kızılderili kabilesine ait olduğu ileri sürülürken, kabile, geçen ağustosta ABD hükümetine karşı dava açarak projeyi durdurmuş ancak ekim ayında federal temyiz mahkemesi söz konusu kararı iptal etmişti. Trump, bugün ayrıca, söz konusu projelerin çevre regülasyonlarını hızlandıracak bir başkanlık emri daha imzaladı. (Bkz. http://www.cnnturk.com/dunya/donald-trump-cok-tepki-gosterilen-karari-imzaladi ) Bu olayın Türkiye’yle ilgisi belki alakaya çay demlemek türünden anlaşılabilir ama bana kalırsa hiçte öyle değil!

Son zamanlarda Türkiye; TİKA ve farklı sivil toplum örgütleriyle ABD’deki farklı eyaletlerde yaşayan Kızılderili kabileleriyle iyi diyaloglar kuruyor. 6 Kasım’da 2010’da ABD’nin başkenti Washington’dan İstanbul’a hareket eden, ABD’de yaşayan 17 Kızılderili kabilesinin temsilcileri çeşitli temaslarda bulunmak için Türkiye’ye gelmiş, Kızılderili işadamlarından oluşan heyet, Kabilelerinin temsilcileri dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile görüşmüş, TBMM’de çeşitli temaslarda bulunmuş, Kızılderililer, Hacettepe ve Bahçeşehir Üniversitelerinde düzenlen sempozyuma katılmış ve Türk ihracatçılarıyla bir araya gelmiş daha sonrada Kızılderili heyeti Gelibolu’yu da ziyaret ederek Türkiye’den ayrılmışlardı. Kızılderililerin Türkiye ile irtibatlarının sadece diyaloglar ile sınırlı olmadığı ortaya çıkıyor. 2015 Mayıs ayında II. Abdülhamid’in 11 varisinin Türkiye’de açtığı veraset davasında, ABD’de ölen torununun evlendiği Kızılderili, işleri karıştırdı. 34’üncü Osmanlı padişahı II. Abdülhamid’in 11 varisinin; 5 yıldır süren veraset davasında ortaya çıkan mirasçılar, ABD’deki Kızılderililer’e kadar uzandı. Birinci kuşak varislerin belirlendiği davada Sultan II. Abdülhamid torunu Samiye Hatun’un ABD’de bir Kızılderili olan Larry D’appadoca ile evlenerek D’appadoca soyadını aldığı ve 23 yıl önce 78 yaşında iken New York’ta vefat ettiği anlaşıldı. Köklerinin Orta Asya Türkleri’ne dayandığı iddia edilen Kızılderili Oneida Kabilesi, 19 Mayıs 2012’de Türk Günü Yürüyüşü’ne katıldı. Kasım 2013’te Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın ABD’nin Oregon eyaletinde yaşayan Kızılderililere yaptığı 200 bin dolar değerindeki yardım, Washington Büyükelçiliği Konutu’nda düzenlenen bir organizasyon ile kabile şefine takdim edilmişti. Yardımın amacı Oregon’da yaşayan Kızılderililerinin su ve eğitim ihtiyaçları için katkı sağlamaktı.

Türkiye’nin Kızılderili kabileleriyle diyaloğu Amerikalıları rahatsız ediyor. Çünkü Amerikalılar Kızılderililerin Müslüman olmasından korkuyor. ABD Montana eyaletinde bulunan iki barajın Amerikan yerlilerine iade edilmesi ile ilgili bir davada bu korku eski ve yeni senatörler tarafından açıkça ifade edildi. Barajın yerli halka iadesini durdurmak amacıyla dava açan Eyalet Senatörü Bob Keenan ve eski Eyalet Senatörü Verdell Jackson mahkemede “Barajlar yerlilere iade edilirse Türk hükümeti ABD topraklarında nükleer hammadde aramaya başlayabilir” gibi akıllara ziyan iddiada bulundular. Barajların, Confederated Salish ve Kootenai isimli yerli kabilelere iade edilmesini istemeyen Keenan ve Jackson, Türkiye ve Türk-Amerikan derneklerinin uzun zamandır Amerikan yerlileriyle ticari ilişkiler kurmaya ve geliştirmeye çalıştığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandılar: “Türkiye hükümeti kendi İslam anlayışını yerlilerin yaşadığı yerleşim bölgelerinde yaymaya ya da potansiyel olarak çok daha tehlikeli aktivitelerde bulunmaya başlayabilir.” Davada bu aktivitelerin uranyum kaynaklarına ulaşmaya çalışmak veya diğer nükleer bomba yapma materyallerini ele geçirmeyi denemek olabileceği belirtildi. Türkiye 2013 yılında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı TİKA üzerinden ABD’deki Kızılderililere 200 bin dolarlık yardım yapmıştı. (Bkz. Ömür Çelikdönmez/ 11 Eylül 2015/ http://fikrikadim.com/2015/09/11/turkiye-ilgilendi-amerikali-kizilderililer-musluman-oluyor/ )

Şimdi yeniden Trump Kızılderili savaşına dönecek olursak, Trump’ın konuyla ilgisi, Keystone XL boru hattı projesini gerçekleştirecek olan Energy Transfer Partners (ETP) şirketinin CEO’su Kelcy Warren’ın Trump’ın seçim kampanyasına 100 bin dolar bağışta bulunmasıyla bağlantılı. Bu kadarıyla kalsa yine iyi. Trump’ın ise 2015’te bu şirkete yatırım yaptığı, şirketin ortakları arasında bulunduğu ifade ediliyor. Minareyi çalan kılıfını hazırlamış. (Bkz. 07.12.2016/ http://www.birgun.net/haber-detay/direnen-kizilderilileri-trump-doneminde-neler-bekliyor-138510.html ) Trump’ın bakanlar kuruluna, atadığı üst düzey bürokratlarına bakıldığında, savaşa hazırlanan bir hükümet görüntüsü ortaya çıkıyor. Alenileşen bir başka durumda, kabineyi oluşturanbların eski asker olmalarından başka enerji sektöründe isim yapmış olmaları. Örneğin CIA’nın başına getirdiği Cumhuriyetçi Kansas vekili Mike Pompeo, askeri uçaklar için parça üreten Thayer Aerospace (Thayer Havacılık ve Uzay Güvenliği) kurucusuydu ayrıca 2010 yılında Kongre üyeliğine seçilmeden önce, petrol yataklarında kullanılan teçhizatı üreten Sentry International adlı firmanın yöneticiliğini yapmıştı. (Bkz. http://www.kafkassam.com/cianin-yeni-patronu-mike-pompeo-kimdir.html )

Türkiye’nin Amerika’daki meskun Afro Amerikan kökenli siyahilerle, Meluncanlarla ve farklı Kızılderili (Red skin) kabileleriyle bağlantısı var. Ancak bu bağlantının, Türkiye Abd ilişkilerine zara vermeyecek formda tutulmasına azami gayret gösterildiği de söylenebilir. Bununla birlikte Türkiye’nin bazı kurumlarıyla (TİKA gibi), sivil toplum örgütleri aracılığıyla ABD’’de faaliyet gösterdiği ve ABD’de yaşayan farklı etnik toplumlarla irtibat kurduğu ve bu irtibatları yeri ve zamanı geldiğinde, ülke çıkarları doğrultusunda kullanabileceği de söylenebilir.

İşte bir süredir ABD’nin gündemini meşgul eden Yerli Amerikalılar ( Kızılderili/Red skin) İçin büyük öneme sahip Standing Rock bölgesine doğalgaz hattı döşenmesi konusu da yukarıda sözü edilen ilişki bağlarına bir örnek. Türkiye’nin kıtalararası balistik füze gibi bu soruna nasıl dahil olduğunun net bir göstergesi sayılabilir. Başta Yerli Amerikalılar olmak üzere birçok ABD’linin direnişi sonucunda Keystone XL boru hattı projesi, Barack Obama’nın talimatıyla rafa kaldırılmıştı. Projenin uygulanmaması için başlatılan direniş sırasında ABD’deki Ermeni diasporasından önemli isimler de direnişe destek vermişti ve ABD’deki Ermenilerin destek vermesinde öncü rolü akademisyen ve aktivist Khatchig Mouradian üstlenmişti. Standing Rock Sieux Kabilesi’ne destek için ABD’de tanınmış Ermenilerden imza topladı. 30’dan fazla imzacı arasında sanatçı ve aktivist Serj Tankian, oyuncu ve senarist Eric Bogosian, romancılar Chris Bohjalian, Micheline Aharonian Marcom, Aline Ohanesian, ve Nancy Kricorian, sanatçı ve yazar Vahe Berberian, gazeteci ve yazar Mark Arax ve gazeteci David Barsamian bulunuyordu. (Bkz. 20.12.2016 / http://www.agos.com.tr/tr/yazi/17285/standing-rock-icin-ermeni-diasporasindan-destek )

Kim bu aktivist Khatchig Mouradian? Mouradian, Ermenistan, Türkiye, Kıbrıs, Lübnan, Suriye, Avusturya, İsviçre, Norveç, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika’daki konferanslara katıldı dersler verdi. Lübnan doğumlu. Anne ve babasının aileleri Türkiye’den göç etmiş. Baskın Oran’ın ifadesine göre, Khatchig Mouradian (Haçik Muradyan) Ermeni diasporasının en radikallerinin yetiştiği Lübnan’da 1977’de doğmuş bir “Anadolu çocuğu”. Babasının babası Konya Ereğli’den. Babasının annesi Kilis’ten. Annesinin babası Adanalı, anneannesi Nur Dağları veya Gavur Dağları olarak da bilinen Amanos’tan. Eserleri şimdiden on kadar dilde yayınlanmış genç bir gazeteci, yazar, şair, çevirmen. Beyrut’ta çıkan Ermeni gazetesi Aztag’ın editörlüğüne 2000’de başlıyor. Dikkatleri herhalde çok çekmiş olmalı ki 2006’da ABD Boston’ta çıkan Taşnak organı Armenian Weekly’nin genel yayın müdürlüğüne getiriliyor. Haçik beş dil biliyor ve önce büyüklerinden öğrenmeye başladığı Türkçeyi özel olarak çalışarak altıncı sıraya koymuş götürüyor. (Baskın Oran/ 17/08/2008/ http://www.radikal.com.tr/dizi/turklerle-ermeniler-paranoya-travma-kisir-dongusune-takilip-kaldi-894077/ )

Bu satırları okuduktan sonra “- Yahu aklını mı yitirdin, Taşnakçı bir Ermeni’nin Türkiye ile ne ilişkisi olabilir? Hem sözünüz ettiğinizden türden bir Türkiye bağlantısı göremedik” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de el cevap derim ki; “öyle armut piş ağzıma düş yok! Birazda bağlantıyı siz araştırın!” derim. Gördünüz mü neler oluyor hayatta?

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar