Dünyada nümunəvi bir Azərbaycan-Gürcüstan -Ermənistan üçlük dövləti yarada bilərik

Ermenistan’da Sarkisyan’ın istifası nasıl okunmalı ve bölgeyi nasıl etkiler?

Սերժ Սարգսյանի որոշումը ՀՀԿ-ում. ճակատագրական իրավիճակ

Ermənistanda məxməri inqilabı kim etdi: Rusiya, yoxsa Qərb?

İsrail Yemenli Yahudi çocukları hangi örgüte yerleştirdi?

Gündem 28 Aralık 2016
1.863

İsrail Yemenli Yahudi çocuklarını hangi örgüte yerleştirdi?
İsrail düşük yoğunluklu nüfusu, ulusal güvenlik sorunu görüyor. İsrail’deki Yahudi nüfus kendi içerisinde pek çok farklı alt gruba ayrılabilir. Etnik olarak Aşkenaz, Seferad, Mizrahi, Rus ve Etiyopya Yahudileri arasında ciddi farklılıklar vardır. Ultra-Ortodoks Yahudiler, Siyonistler, Batı Şeria’daki Yerleşimciler, Reformistler, Rekonstruktivistler, Liberaller, Gelenekçiler, Kibbutznikler ve sol görüşlü gruplarla birlikte, İsrail’in aslında dışarıdan genel olarak algılandığının aksine, ciddi temel farklılıklara sahip, homojen olmayan bir nüfusa sahip olduğu görülmektedir. İsrail’in en büyük korkusu; İsrail’in Arap vatandaşlarının çoğalıp çoğunluğu oluşturması ve İsrail’in bir Yahudi Devleti olmaktan, Yahudi çoğunluğun, azınlık durumuna düşmesiyle uzaklaşması denilebilir. İsrail Demografik Konseyinin bir departmanı olan Nüfus İdaresi, ‘İsrail’deki Yahudi doğum oranını, kadınların, devlet tarafından verilen maddi yardımlarla daha çok çocuk yaparak artırmalarını’ destekleyen projeler yapıyor. Gelişmiş Batılı ülkelerde çok çocukluluğu teşvik ediyor. Ancak nüfus bir kez düşmeye başlayınca teşvikler de işe yaramıyor. Yıllık artışın yüzde 2,1’in altına düşmemesi gerekiyor. Türkiye tam sınır noktasında bulunurken, İsrail’de her aileye 4-5 çocuk düşüyor. Yahudilerin aile başına çocuk sayısı Amerika ortalamasının çok üzerinde. İsrail’de de ailelerin çocuk yapması teşvik ediliyor. Aile başına düşen çocuk sayısı bu ülkede 3 ila 4 arasında değişiyor. İsrail içinde en yüksek doğum oranı “Ultra Ortodoks” ailelere ait; gruptaki her bir Yahudi aile başına yaklaşık 8 çocuk düşüyor. 2003 yılı istatistiklerine göre İsrail’deki Yahudi aile başına ortalama 4,8 çocuk düşüyor. İsrail, aile başına düşen çocuk sayısında dünyada birinci. Uyguladığı nüfus artırma politikaları sonucunda İsrail’in nüfusu, 1948’den bu yana 10 kat artarak 8 milyon 500 bine ulaştı.

İsrail’in nüfusunu artırmak için başvurduğu yollardan biri de dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Yahudi asıllıların İsrail’e taşınması. Bu çerçevede Yemen ve Habeşistan (Etiyopya)’da yaşayan Yahudilerin İsrail’e getirilmesi örnek gösterilebilir. 1970’lere kadar Falaşaların, İsrail’e göç etme yönünde yaygın bir eğilimini gözlemlenmiştir. Ancak, 1974’te Etiyopya’da iktidardaki Derg rejimi ile Tigre Halk Kurtuluş Cephesi arasında yoğun çatışmaların başlaması bu durumu değiştirdi. 1977 yılına kadar, İsrail’e ulaşanlar kendi bireysel gayretleriyle yola çıkıp hedefe ulaşmayı başaran bir avuç gençten ibarettir. Yahudi kuruluşlarının 100 yıla yakınlaşan çabaları başarıya ulaşmıştır. 1977-1983 arasında ise 6 bin civarında Falaşa Sudan’a ulaşıp, gizli hava ve deniz operasyonlarıyla İsrail’e taşındı. 1984 tam bir dönüm noktasıdır. O yıl, 10 bin kadar Falaşa İsrail’e gitmek için yola çıktı. Yolculuk çok zorlu ve acı doluydu. Yaklaşık 4 bini Sudan’daki mülteci kamplarında açlıktan ve salgın hastalıklardan can verdi. Kalan 6 bin kişi, Kasım 1984’te “Musa Operasyonu” ile hava yoluyla İsrail’e taşındı. 1991’e kadar 7 yıl Falaşaların köylerini terk edip, Addis Ababa’ya yığılmasıyla geçti. 1991’de “Süleyman Operasyonu” 15 bin kişiyi bir gecede İsrail’e taşıdı. (Kulislerde, operasyonların, İsrail’den çok, ABD’deki Yahudi-Siyah ilişkilerini düzeltmek isteyen Amerikan Yahudileri tarafından desteklendiği fısıldanıyordu.) İsrail’in bu “milli başarısı” ile Etiyopya Ekzodüsü ‘nün tamamlandığı ilan edildi ve bu gürültü-patırtı içinde, “Yahudi olmadıkları” gerekçesiyle Gondar’da bırakılan 3 bin Falaşa’nın sesi duyulmadı. Günümüzde büyük çoğunluğu İsrail’de yaşayan ve gerçek Yahudi olarak kabul edilmeyen Falaşalar, siyasi ve sosyal yaşama katılamamaktan, dışlanmaktan ve ucuz maaşlarla, ağır işlerde çalıştırılmaktan şikâyetçi. Hazar Türklerinin trajedisine ne kadar çok benziyor değil mi? (Bkz. Ömür Çelikdönmez/ http://www.haber10.com/yazar/omur_celikdonmez/osmanlidan_gunumuze_falasalar_kayip_on_ucuncu_kabile-40591 )

Yemen Yahudilerin İsrail’e taşınması, Falaşalardan çok önceye uzanıyor. Yemen Yahudilerinin yüzde 10’u 1881 ve 1914 yılları arasında bugünkü İsrail topraklarına göç etmiştir. 1948 yılında Yemen’de yaklaşık 63.000 Yahudi yaşıyordu. Günümüzde ise geriye yaklaşık 200 kişi kalmıştır. 1947 yılında çıkan ayaklanmalarda güney Yemen’deki İngiliz sömürgesi Aden’de en az 80 Yahudi öldürülmüştür. 1948 yılında, yeni Zeydi İmam Ahmed bin Yahya’nın beklenmedik şekilde Yahudi tebaasının Yemen’i terk etmesine izin vermesi ile on binlerce kişi Aden’e akın etmiştir. İsrail hükümetinin başlattığı Sihirli Halı Operasyonu ile, 1949 ve 1950 yılları arasında 44.000 Yahudi Yemen’den tahliye edilerek İsrail’e getirilmiştir. Göç, Yemen’de iç savaşın patlak verdiği 1962 yılına kadar devam etmiştir. Küçük bir cemaat 1976 yılına kadar bilinmeden kalmışsa da, bugün tüm altyapı ortadan kalkmış görünmektedir. Ancak Yemen Yahudilerin Yemenli Müslümanlardan görmedikleri zulmü kendi dindaşlarından ve soydaşlarından gördükleri söylenebilir. 1950 sonrası İsrail’e yerleşen Yemenli Yahudiler müreffeh bir hayat yaşamayı hayal ederken akıllarında olmayan bir trajedi yaşadılar.

İsrail’de 1950’li yıllarda çoğu Yemenli 5 bin bebek gizemli bir şekilde kayboldu. Yemenli kayıp çocuklar meselesi defalarca soruşturma açılmasına ve mercek altına alınmasına rağmen, İsrail yönetiminin örtbas ettiği bir dava olarak kalmaktan öteye geçmedi. Yahudi aileler, ‘Öldü’ denilen çocuklarının cesetlerinin kendilerine verilmediğini belirtirken, ‘Çocuklarımız ölmedi. Kaçırıldılar’ ifadelerini kullanıyor. Ailelerin çoğu çocuklarının İsrail hükümeti tarafından kaçırıldığını veya evlatlık verildiğini düşünse de çocuklarının akıbetleri hakkında ne olduğunu bilmiyorlar. Daha öncesinde kayıp Yahudi çocuklarla ilgili komisyon kuran İsrail, 5 bin çocuğun gizemli bir şekilde kaybolmasına ilişkin, “Hiç bir şey olmadı”, “Geçmiş hakkında yakınmayı bırakın” ve “Ne olduğunu asla bilemeyeceğiz” şeklinde açıklamalar yaptı. Çocukların neredeyse tamamının, çeşitli hastalıklar nedeniyle tedavi gördükleri hastanelerde kaybolduğu belirtildi. Geçtiğimiz yıllarda, İsrail yönetimi, çoğu Yemenli olan Yahudi ebeveynlerin baskısı sonucu 3 farklı soruşturma açmak zorunda kaldı. Soruşturmalardan birinde sadece ebeveynler dinlendi, son açılan soruşturmada ise, aileler dışında siviller ve çocukların kaybolduğu dönemde hastane çalışanlarının da ifadeleri alındı. Daha sonra bu ifadelerin kamuya açıklanmaması ve 2066 yılına kadar arşivlerde kalması için olağanüstü bir karar alındı. Temmuz 2016’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrailli Bakan Tzachi Hanegbi’yi Yemenli kayıp çocuklar meselesini soruşturmak için görevlendirmiş ve kamuya açılıp açılmayacağını araştırmasını istemişti. Hanegbi ise kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, İsrail’in çocukları kaçırdığını itiraf ederek şu ifadeleri kullanmıştı: “yüzlerce Yahudi Yemenli çocuk ailesinden çalındı, 1948-54 yılları arasında bin 500 Yemenli Yahudi çocuğun ailesinden kaçırılarak, İsrail’deki Aşkenazi ailelere teslim edildi.’ demişti.(Bkz. http://tr.jamnews.ir/detail/News/281210 )

Soru şu; İsrail’de 1950’li yıllarda çoğu Yemenli 5 bin bebeğin hastanelerde ailelerinden habersiz alıkonularak, İsrail’deki Aşkenazi ailelere teslim edilmesine neden gerek duyulmuştur? İsrail bu çocuklara hangi özel eğitim programları uygulamıştır? Yemenli ve diğer Arap ülkelerinden gelen Yahudi ailelerin çocukları, İsrailli nüfuz ajanlarının aracılığıyla hangi ülkelere yerleştirilmiştir? Bu çocuklar hangi ülkelerin yönetimlerinde söz sahibi olmuştur? Ortadoğu kökenli terör örgütlerinin ideolog ve liderlerinden hangileri bu projenin ürünüdür?
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar