Rusya Müftüsünden, Cumhurbaşkan Erdoğana kutlama mesajı

Rus senatör: Erdoğan’ın zaferi Türk-Rus ilişkilerinin artmasına fayda sağlayacak

Almanlardan Suriye hamlesi!

ELÇİBEY DÖNEMİ TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ (7 HAZİRAN 1992- HAZİRAN, AĞUSTOS 1993)

İran’ın Yeni Güvenlikleştirme Alanı: Güney Kafkasya

İran 7 Ağustos 2017
170

Ortadoğu bölgesinin, Suriye krizi ile birlikte çok daha karmaşık bir nitelik kazanan kaotik yapısı içerisinde stratejik hamleler ile var olan İran, söz konusu hamleleri ile bu alanda kendisine önemli bir konum elde etmiştir. Özelikle Suriye ve Irak’da, tekfirci radikal örgütlerin terör eylemlerine karşı halkları koruma misyonu ile fiili varlık gösteren İran, uygulamış olduğu bu güvenlikleştirme stratejisi ile birlikte üstlendiği koruyuculuk kimliğini pekiştirmiş ve böylece geniş bir coğrafyada, bizatihi kendi ordusuna bağlı askeri personeller ve bunların kontrolü ve denetimi altındaki paramiliter gruplar aracılığıyla nüfuz alanı sağlamıştır.
Ortadoğu’nun büyük bir kısmında (Suriye, Irak, Yemen, Bahreyn) kazanmış olduğu bu nüfuz alanını, ikinci safhaya taşıyarak kurumsallaşma ve sürekliliği sağlama gayretinde olan İran, diğer yandan, bu coğrafyada koruyuculuk kimliğini öne çıkararak oluşturduğu güvenlikleştirme iklimini farklı alanlara taşımayı da arzu etmektedir. Bir süredir, dini terör örgütlerine katılım ve bu örgütlerin toplumsal taban bulması ile gündeme gelen Güney Kafkasya bu anlamda İran’ın yeni güvenlikleştirme alanı olmaya aday konumdadır. Özellikle, Ruhani ve Sarkisyan görüşmesinin ardından, Ruhani tarafından yapılan “Güney Kafkasya’da tekfirci terörizmin yayılmasını engellemeliyiz” açıklamaları, bu olasılığı güçlendirmektedir. İran’ın, yeni güvenlikleştirme alanı olarak Güney Kafkasya’yı belirleyecek olması, Suriye ve Irak’dan bir takım farklar taşıyacaktır.
Söylemsel boyutta, “tekfirci terörizme karşı bölge halklarını korumak” argümanına dayanması açısından aynılık teşkil etse de, stratejinin uygulanması aşamasında, Ermenistan ile ittifak yapılması, yerli paramiliter gruplar oluşturmak yerine Ermenistan ordusunun desteklenmesi, son dönemde Karabağ’da yapılanmaya ve yerleşmeye başlayan PKK unsurları ile temasa geçirilerek “radikal örgütlere karşı yeni bir YPG” oluşturulması gibi senaryo potansiyellerini akılda tutmak gerekmektedir. Bu strateji İran açısından, bölgede Rusya ile birlikte güvenlik üzerinden hakimiyet sağlamayı, Azerbaycan’ı Karabağ yolu ile zor duruma düşürebilmeyi ve Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın, “bölge güvenliğinin sağlanmasında partner” olarak öne çıkarılarak prestijinin artırılmasını sağlayacaktır. İran’ın içerisinde bulunduğu ekonomik durum, bu bölgeye, Suriye ve Irak’da olduğu gibi en üst seviyede gerçekleşecek bir askeri/operasyonel müdahaleyi imkansızlaştırmakta, Karabağ’daki PKK varlığı ve Ermenistan ile ittifak aracılığıyla bu stratejiyi uygulamasını daha olası kılmaktadır.
Önümüzdeki günlerde, Güney Kafkasya’da gerçekleşebilecek terör eylemleri, medya organlarında sıklıkla yer alabilecek “Güney Kafkasya’da tekfirci terörizm varlığı” biçimindeki haberler ile bu stratejinin sosyo-psikolojik altyapısının oluşturulma girişimleri kendisi gösterebilir.
Çağatay BALCI/kafkassam

Yorumlar