Dünya Türklüğü İran’ı emperyalizme teslim etmeyecek çünkü İran Türklerindir!

Putin Trump görüşmesi hakkında

Irak büyük ve tehlikeli olaylara gebe mi

TRAMPLA PUTİNİN GÖRÜŞÜNDƏN HANSI NƏTİCƏ ÇIXDI?

İran’daki Protestolar Nasıl Okunmalı?

Gündem, İran 27 Haziran 2018
78

İran, Aralık 2017’nin son günlerinde yaşanan toplumsal olayların ardından bir kez daha protesto gösterilerine sahne olmakta. Bu kez, bir önceki protesto dalgasından farklı olarak gençlerin öncülüğünden daha çok esnafların ön plana çıktığı bir ortam gözlemlenmekte. Ülkedeki ekonomik kriz ve giderek derinleşen hayat pahalılığı ve işsizlik son olarak iktisadi hayatın temel taşları olan esnafları da sokağa çekmiş durumda. Peki yaklaşık 6 ay içerisinde 2. kez oluşan bu protesto dalgasını nasıl anlamlandırmak gerekir?
İran halkı ve protestocular bağlamında ele alındığında ülkedeki ekonomik kriz ve baskı ortamı doğrudan mevcut İran siyasal sistemi ve temsilcileri ile ilişkilendirilmektedir. Bir önceki gösterilerde de dillendirildiği gibi, göstericilerin sloganlarının temel noktası rejimin son yıllarda uyguladığı yayılmacı dış politika ve Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’deki silahlı gruplara kaynak sağlaması ve bunun İran ekonomisini krize sürüklediği şeklindedir. Dolayısıyla halk, ekonomik krizin sebebi olarak İran rejiminin hatalarını, ekonominin sorumsuzca yönetimini ve güvenlik ve savunma bürokrasisine tahsis edilen büyük ölçekli kaynakları görmektedir.
Buna karşılık İran rejimi, özellikle ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yönelik yeni yaptırım kararları sonrasında ABD’nin İran’a karşı sistemli bir “ekonomik savaş” başlattığını savunmaktadır. Rejim, İran’a karşı ekonomik savaş söylemini bir temel olarak kabul etmekte, esas amacın İran ekonomisini çökertmek ve İran halkına karşı yürütülen psikolojik savaş ile toplumsal ve siyasal kaosa yol açmak olduğunu iddia etmektedir. Bu süreçte rejimin aldığı tavır da Aralık 2017 olaylarından farklılaşmış gözükmektedir. Zira, Aralık 2017 olaylarında rejimi temsil eden bir çok yetkili tarafından halkın taleplerin dikkate alınması ve karşılanması ile ülkedeki sorunların çözülmesi gerektiği yönünde yatıştırıcı açıklamalar yapılmasına karşın bugün, Tahran başsavcısı, İran yüksek yargı başkanı ve diğer yetkililer tarafından esnafların öncülük ettiği protestoların ABD’nin ekonomik savaşının bir parçası olduğu, buna iştirak edenlerin oyuna geldiği ve bedelini ödeyecekleri yönünde sert ve tehditkar açıklamalar yapılmaktadır.
Bu noktada cumhurbaşkanı Ruhani liderliğindeki hükümet ise tam anlamıyla bir sıkışmışlık içerisindedir. Ruhani, özgürlük ve ekonomik refah vaatleri ile iktidarı ikinci kez elde ettiği günden bugüne halkta büyük hayal kırıklığı yaratmış, müesses nizama karşı direnememiş ve bugün itibariyle siyasi kaygılar doğrultusunda rejimin ekonomik savaş söylemine destek vererek bu bağlamda müesses nizama teslim olmuş durumdadır. Ruhani hükümetine yönelik gensoru gündemi, rejim tarafından ülkedeki sorunlardan Ruhani hükümetinin sorumlu tutulması ve son günlerde İran rehberi yüksek askeri danışmanı Rahim Safevi tarafından yapılan “Sorunların tek sorumlusu hükümettir, hükümet olmasa ülke daha iyi yönetilebilir” şeklindeki açıklama Ruhani hükümeti üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Ruhani hükümeti, rejimin ekonomik savaş söylemine destek vermek ve halkın talepleri ve görüşünü paylaşmak seçenekleri arasında bir sıkışmışlık içerisindedir.
Esnafların öncülük ettiği bu protesto dalgasını Aralık 2017’nin 2. aşaması olarak değerlendirmek mümkündür. İlerleyen süreçlerde yaşanacak artçı şoklar İran’da bir siyasal dönüşüm sürecinin somut biçimde kendisini göstermesini beraberinde getirecektir. Bu açıdan İran’da yaşanan gelişmeler bölgesel ve küresel ortamı etkileme potansiyeli ile dikkatle ve hassasiyetle takip edilmelidir.
Çağatay BALCI
KAFKASSAM İran Uzmanı

Yorumlar