Vizyon

İran’ın 17/25 Aralık’ı Mı Geliyor?

İbni-Xəldun: Ərəblər nədən vəhşidir?

Şirvanın və Azərbaycanın xilaskarı Osman Paşa

Türkiyəli politoloq: “NATO Türkiyənin müstəqil iradəsini qəbul edə bilmir”

İran- Suudi geriliminde Türkiye ve Rusya’nın alacağı pozisyon bölgenin geleceği açısından önemli

Gündem, Rusya, Türkiye 13 Kasım 2017
57

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daveti üzerine Rusya’nın Soçi kentinde Putin ile bir araya gelecek. 24 Kasım 2015 yılında gerçekleşen uçak düşürme krizinden sonra iki lider 9. kez, son 1 yıl içerisinde ise 7. kez yüz yüze buluşacak. En 28 Eylül’de Putin Ankara’ya gelmişti. Bu Türkiye-Rusya ilişkileri açısından da tarihi bir rekor niteliği taşıyor. Önemli resmi ve gizli gündem maddeleri iki liderin görüşme masasında olacak.

Bunlardan ilki şüphesiz Suudi Arabistan’da yaşanan son gelişmeler. Suudi Arabistan’da Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın arka planda olduğu bir operasyon sürdürülüyor. Operasyon ile çok sayıda kişi yolsuzluk suçlamasıyla gözaltına alınırken bazı veliahtlarda saf dışı bırakılıyor. Kısacası bir Atlantik projesi olan “Ilımlı İslam Projesi” Suudi Arabistan’da dizayn ediliyor. Böylelikle ABD’nin çıkarları ve İsrail’in güvenliği güvence altına alınırken, bölgede Yemen ve Lübnan başta olmak üzere belli kriz noktaları üzerinden İran ile Suudi Arabistan arasında neredeyse bir savaş sebebi hazırlanıyor. Türkiye ve Rusya’nın bu gerilimde alacağı pozisyon bölgenin geleceği açısından da büyük önem arz ediyor.

Gündem maddelerinden ikincisi ise yine her zaman ki Suriye. Türkiye Astana görüşmelerini takiben İdlip’te güvenli bölgeler oluşturmuştu. Bunun devamında ise bir Afrin operasyonu bekleniyor. Suriye’nin özellikle Kuzey Batı’sı şekillenirken, bir yandan barış görüşmeleri de devam ediyor. Moskova bu minvalde Şam yönetimi üzerindeki nüfuzunu sürdürüyor ve barış görüşmelerine liderlik ediyor. Bu görüşmelere PYD’nin de davet edilmesi Ankara’da büyük rahatsızlık oluşturdu. Bu durum Moskova yönetimine iletilse ve Moskova görüşmeleri ertelese de Erdoğan ile Putin arasında tekrardan bu konu dile getirilecek. Türkiye, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi ile bir anlamda şekil verilecek Suriye’de söz sahibi olmak istiyor. Ayrıca Irak’taki son gelişmeler de iki lider arasında ele alınacak.

Putin ile Erdoğan arasındaki görüşmenin en önemli diğer maddeleri enerji, askeri ve ekonomi başlıklarında olacak. Enerji başlığında en önemli konu Türk akımı ve Mersin Akkuyu Nükleer Enerji Santrali. Askeri konularda ise S-400’lerin alımı ve ortak üretimi büyük önem taşıyor. Ayrıca ekonomi başlığında ise iki ülke arasındaki vizelerin kaldırılması, turizm gelirlerinin arttırılması ve ticaret hacminin 100 milyar dolara eriştirilmesi en ciddi konular. Birçok ekonomik yaptırımın kaldırılmasından sonra Türkiye ile Rusya arasındaki ticari ilişkilerde 2015’den sonra hızla gelişti. 2014’te 31 milyar dolar hacim, uçak krizinden ötürü 2015’de 23’e, 2016’da 15 milyar dolara gerilemişken, sadece 2017 yılı ilk 6 ayında 11 milyar dolar oldu.

Türkiye ile Rusya’nın son dönemdeki ilişkileri reel politik açıdan siyasi, ekonomi, askeri ve kültürel eksenlerde güçlü bir ittifaka dönüşmüş durumda. Başta Suriye olmak üzere Irak ve bölgesel sorunların çözümünde ikili görüşmeler büyük önem taşıyor. İran da bu sorunların çözümünde iki ülke içinde önemli bir stratejik ortak konumundadır. Suudi Arabistan’da yapılan operasyonlar, İran ile Suudi Arabistan’ı daha çok karşı karşıya getirecek. ABD’nin burada amacı İran’ı daha çok kıskaca almak olarak görünüyor. Aslında bu hamleler Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ittifak adına da büyük bir tehdit.

Türkiye ile Rusya bir yandan Orta Doğu’daki sorunların çözümünde ortak yol ararken, Avrasya coğrafyasında da ittifak halindeler. Türkiye ile Rusya aynı zamanda Çin ile birlikte “Kuşak ve Yol Projesinin” en önemli ortaklarıdır. Son yıllarda Avrasya coğrafyasında ABD’ye nazaran Rusya ve Çin’in nüfuzunun daha da genişlediğini söylemek mümkün. Ekonomi ve enerji noktalarında Avrasya coğrafyası özellikle de Asya-Pasifik bölgesi büyük bir kaynağı ve hacmi elinde bulunduruyor. Türkiye başta Rusya, Çin ve Kazakistan ile olan ilişkilerini daha da geliştirerek reel politik açıdan bu bölgeden daha fazla kazanım elde etmeyi ve söz ile güç sahibi olmayı hedefliyor.

Tüm bu ortak konuları düşündüğümüz de iki ülke için de aralarındaki ittifak kaçınılmaz bir gereklilik.

Erdem EREN

Yorumlar