Modernleşme ve Milliyetçilik Olgusu!

VAŞİNQTON İRANDA REJİMİ YIXMAQ İSTƏYİR

FİLİSTİN: DÜNYA’NIN KÖR SAĞIR OLDUĞU COĞRAFYA VE KUDÜS’ÜN HUKUKİ STATÜSÜ

MAKEDONYA’NIN İSİM DEĞİŞİKLİĞİNDEKİ ATINA VE ÜSKÜP’ÜN ISRARI, ÇIKARLARI VE STRATEJİLERİ

İran: Bürokratik Mücadele Ya Da Bürokratik Hakimiyet Çağatay BALCI

İran 23 Mayıs 2017
584

İran’da 19 Mayıs’da gerçekleştirilen seçimler, reformist aday Hasan Ruhani’nin zaferi ile sonuçlandı. Muhafazakar ve rejim ile eşgüdüm çizgisinde olan aday Reisi’nin, toplumsal destek açısından yetersiz kaldığı görüldü. Kuşkusuz, toplumsal kabul, her seçim sürecinde olduğu gibi bu seçimde de toplumsal talepler ve öncelikler ile etkileşim içerisinde şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu. Bu süreçte, Ruhani tarafından dile getirilen, ekonomik sorunların çözümü, işsizliğin azaltılması (özellikle genç işsizliği), ifade özgürlüğü ve açık toplum, dünya ile bütünleşme vaatleri, Reisi’nin, rejimin klasik söylem ve politikalarının ikrarı niteliğindeki yaklaşımına üstünlük sağladı. Bu durumu, son yıllarda, Ruhani’yi de etkisizleştirerek veya buna zorlayarak, uygulanan güvenlikçi ve sert politikalar, İran’ın ülke dışında yürüttüğü operasyonlar ve bu operasyonların finansmanının ülke ekonomisinde yarattığı zararlara tepki olarak okumak mümkün. Toplumsal anlamda, söz konusu güvenlikçi politikalar ve operasyonların, “İran halkını tehditlerden koruma” algı bağlamından sıyrılarak, “rejimin ideolojik ve fiili yayılmacılık stratejisi” algısına dönüşmeye başlaması, bu politikaların meşruiyet sorununu ve dolayısıyla bu anlamda tepkilerin ortaya çıkmasına yol açtığı söylenebilir. Bu durum, bölgede yayılmacı güvenlikçi politikalardan ziyade şiddetten ve aşırıcılıktan uzak bir barış ikliminin oluşmasını ve İran’ın temel önceliğinin dünya ile entegre biçimde ekonomik sorunlarına çözüm bulmak olduğunu vizyon olarak belirleyen Ruhani’nin kazandığı destekte kendisini gösterdi.
Fakat, tıpkı 2013 yılı ve sonrasında olduğu gibi, Ruhani’nin bu vizyonunun önünde, bölgesel ve küresel konjonktür ile birlikte, rejimin bürokratik direnci yer almaktadır. Hem anayasal düzlemde hem de teamülen rejimin resmi politika ve söylemlerinin belirleyicisi olan rehberlik makamı ve ona bağlı bürokratik (özellikle askeri ve güvenlk&istihbarat) yapı, Ruhani’nin barışçıl ve özgürlükçü tutumu ve tasavvuruna karşı güvenlikçi anlayış çerçevesinde bir vizyona sahiptir. Bu durum, Ruhani’nin, kendi vizyonunu uygulayabilmesi için bürokratik yapı ile ciddi bir mücadelede bulunması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Obama döneminde Ortadoğu bölgesi özelinde ABD ve İran arasında pozitif ivme kazanan ilişkilerin, Trump döneminde yeniden “soğuk savaş” niteliğine geçeceği yönündeki sinyalleri de, rejimin güvenlikçi politikalarının yeniden meşruiyet kazanmasına zemin hazırlayacak bir unsur olarak görmek mümkündür. Bölgede ABD-Suudi Arabistan işbirliği ve İran karşıtlığının yükselmesi, Ruhani’nin, rejimin güvenlikçi politikalarına devam etmesine boyun eğmek zorunda bırakabilir. Bu noktada Ruhani’nin önünde 2 farklı seçenek söz konusudur. Ruhani, rejimin politikalarına boyun eğip 2013-2017 arası döneme benzer bir dönem geçirebilir ya da halkın desteği ile rehberliğe bağlı bürokratik yapı ile mücadeleye girişerek dünya ile bütünleşme, ekonomik sorunların çözümü, açık toplum ve ifade özgürlüğü, güvenlikçi politikaların reddi vaatlerinin gerçekleştirilmesi yönünde çaba gösterebilir.

Yorumlar