Rus uçakları Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlanan teröristleri imha etmiş

Rus ve Ukraynalı Papaz kavgasında Türkiye taraf mı?

Azərbaycan Sarkisyanın B planından lazımınca istifadə edə bilər

Uluslararası Kudüs Konferansı’nda neler yaşandı?

İngilizlerin dost Almanların düşman olduğu lider kim?

Gündem 12 Nisan 2017
931

Şevket Süreyya Aydemir ‘Suyu Arayan Adam’ kitabında kendisinin tanıklığında gerçekleşen bir olay anlatır. Birinci Dünya Şavaşında Kafkas Cephesinde Osmanlı ordusu, Rus ordusundan bir subayı esir ele geçirir. Rus üniformalı subay hem Türkçe biliyordur hem de Müslümandır. Rus askerini sorgulayan Osmanlı subayı, “-sen ne biçim Müslümansın? Halife Ruslara savaş ilan etti, sen halifenin ordusuna karşı savaşıyorsun” dediğin de Rus askeri üniforması içindeki Türk esir, günümüzdeki bazı tartışmalara kapak olacak bir cevap verir “-bu savaş din savaşı değil gün savaşıdır, eğer din savaşı olsaydı sizde Hristiyan olan Almanlarla birlikte savaşmazdınız?” O nedenle Türkiye’nin ya da bir başka İslam ülkesinin Müslüman olmayan ülkelerle yaptıkları siyasi ve askeri ittifakları Din hanesine yazıp ‘Made İn İslam’ damgası vurmanın etik olmadığını ve itikadıma ters olduğunu düşünüyorum.
Suriye’de bir savaş var. Suriye’de Müslümanlar birbirleriyle savaşıyor. Birbirleriyle savaşan Müslüman gruplara destek veren Müslüman olmayan ülkeler var. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Rusya Müslüman olmayan ülkelerden. Suriye’deki rejime İran ve Lübnan Hizbullahı, muhalif gruplara ise Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi bazı ülkeler destek veriyor. ABD’nin Suriye rejimi kontrolündeki askeri hava üssünü bombalaması, Suriye’deki süreci ve denklemi yeniden değiştirdi. Bu değişim Suriye sahasındaki uluslararası güçleri yeni müttefikler bulmaya ve yeni ittifaklara mecbur bırakıyor. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’ye ‘bulunmaz Hint kumaşı’ muamelesi çekiliyor. Dolayısıyla ABD ve Avrupalı devletler, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gücünden yararlanmak istediklerini saklamıyorlar.
Bu niyetlerini açıkça paylaşmaktan çekinmedikleri görülüyor. The Times’tan Roger Boyes, Esat rejiminin yıkılmasında Türkiye Cumhurbaşkanının desteğinin çok önemli olduğunu belirtiyor. Hatta bu destek uğruna Suriyeli Kürtlerle işbirliği terk edilebilir. İngiltere’de yayınlanan The Times gazetesinin eski Berlin muhabiri şu anda gazetenin Diplomatik Editörü, 35 yıl boyunca Avrupa’da önemli merkezlerde muhabirlik yapan, Doğu Avrupa uzmanı Roger Boyes, gazetenin Çarşamba günkü sayısında yayınlanan makalesinde, referandumdan ‘Evet’ sonucu çıkmasının Orta Doğu için de olumlu bir gelişme olacağını yazdı. “Orta Doğu’nun daha güçlü bir Erdoğan’a ihtiyacı var” başlıklı makalesinde referandumdan ‘Evet’ sonucu çıkmasının kazanmasının Türkiye’deki muhalifleri üzeceğini ama Orta Doğu için iyi olacağını öne sürdü. Boyes’e göre, Batı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la iyi ilişkiler kurması gerekiyor ve bunun yolu da ‘Suriyeli Kürtleri yüzüstü bırakmaktan’ geçiyor.
Boyes, “Türkiye’deki arkadaşlarım saflığımla dalga geçse de Pazar günkü referandumu kazanması durumunda Erdoğan 3.0’ı görebileceğimizi düşünüyorum. Esad rejiminin son yıllarında görevde olan ve sürekli arkasını kollamak zorunda olmayan güçlü bir Türk lideri, tam da ihtiyaç duyulan şey. Vladimir Putin’in Şam’daki gücü azalırken, Türkiye’nin bölgesel otoritesi yalnızca artabilir. Kendisine daha çok güvenen bir Türk lideri, içerdeki muhaliflerinin de yalnızca farklı düşündükleri için terörist olmadığını kabullenebilir. “Eğer Batı, Erdoğan’ı rehabilite etmek istiyorsa hem Batı’nın hem de Rusya’nın askerliğini yapan Kürt militanlarla ilişkisi problemini çözmek zorunda. “Suriyeli Kürtleri nazikçe yüzüstü bırakmamız lazım: Bağımsız bir Kürdistan kurmalarına izin verilmeyecek.” diyor.(Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39574604 )
ABD ve İngiltere’nin referandumdan EVET çıkmasını istedikleri sürpriz değil. Hatta geçtiğimiz günlerde Londra merkezli Qriously firmasının yaptığı 16 Nisan referandum anket sonuçları, ‘evetçi’ blokun tereddütlerini gidermeye yönelik olduğu gibi Evet oylarını kabartmaya yönelikti. Anket sonuçlarına göre, evet oyları rekora koşuyordu. İngilizlerin referandum anketi sonuçlarına göre evet oyları yüzde 61.4 seviyesindeydi, ‘Hayır’ oyları ise yüzde 38.6’da takılıp kalmıştı. Referandum sonuçlarına göre çıkarılan ‘evet-hayır’ haritasında, ‘Evet’ oylarının Karadeniz ve İç Anadolu Bölgesi’nde, ‘Hayır’ oylarının ise, Ege Bölgesi’nde yoğunlaştığı gösterilmişti. (Bkz. http://www.kafkassam.com/commonwealth-of-nations-turkiyesinde-darbe-soylentisi.html )
Ancak Almanlar ve bazı Avrupa Birliği ülkeleri, açıkça sandıktan ‘Hayır’ çıkmasını umuyor. 16 Nisan’da yapılacak Anayasa değişikliği referandumu öncesinde Türkiye’deki gelişmelerle ilgili endişeli olduğunu belirten Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın getirmek istediği başkanlık sistemi tek adam yönetimi ya da diktatörlüğe yol açabilir mi?” şeklindeki soruyu, “Anayasa değişiklik taslağı bu şekilde okunabilir” diye yanıtlayabiliyor. 16 Nisan referandumunun başa baş bir mücadeleye sahne olacağını tahmin ettiğini belirten Almanya Maliye Bakanı, “Sonucun ne olacağını söyleyebilmek mümkün değil. Ama Türkiye’de ‘Türkiye önünde sonunda Erdoğan’ı da geride bırakacaktır’ diyenler de var” diyebiliyor. (Bkz. http://odatv.com/turkiye-onunde-sonunda-erdogani-da-geride-birakacak-1204171200.html ) ABD’deki başkanlık seçimlerinde Trump’ı destekleyen Rusya’nın, son gelişmelerle birlikte ABD ile Suriye’de işbirliği sinyalleri veren Türk yönetimine pek sıcak baktığı söylenemez. O nedenle ‘Rusların referandum sonrası Türkiye karışabilir’ iddiası birazda hayıra yöneliktir.
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar