Rus basının “Akkuyu casusu” iddiası: Akkuyu projesinde tuhaf şeyler de oluyordu

LAVROV BMT-NİN 4 QƏTNAMƏSİNİ ƏSAS SAYMIR

Fransız-Alman Ortaklığı Derinleşiyor

Trump-Putin Temmuz ayı görüşmesinde Afganistan’a ortak müdahalemi görüşülecek

I.Dünya Savaşı’nda Rus Musevilerinin Filistin’e Göçü

Manşet Üstü 14 Temmuz 2016
625

I.Dünya Savaşı’nda Rus Musevilerinin Filistin’e Göçü

Ali Şahin

Ali Şahin


Tarihin muhtelif dönemlerinde zulüm çeken Yahudiler, Avrupa’nın muhtelif yerlerine göç etmişlerdi. 19.yy Fransız İhtilali ile birlikte Avrupa’da başlayan milliyetçilik akımı Musevileri de olumsuz olarak etkilemiştir. Avrupa’da aşırı derecede anti semitizm yani Yahudi düşmanlığı oluşmuştu. Anti semitizmin ilk baş gösterdiği ülke Rusya olmuştur. Rusya’da 3 milyon Musevi bulunmaktaydı ve Rusya bu Musevileri her zaman ikinci sınıf vatandaş olarak görmekteydi. Rus hükümeti bu Musevileri toplumdan izole etmiş ve onları ghetto denilen ayrı yerleşim yerlerinde muhafaza etmişti . Kısacası Rusya’da Museviler halktan soyutlanmış ve hayali vatandaş olarak görülmüştü.
1881 yılında Rus Çarı II.Alesandr’in öldürülmesinin ardından Rusya’da Musevi düşmanlığı iyice arttı ve burada ki Musevilerin kitleler halinde ülkelerinden ayrılmasına yol açtı. Bu göç hareketi ile 5000 Musevi Filistin’e göç etmişti. Diğer taraftan burada ki Yahudiler kendilerini korumak amacıyla Rusya’da Siyon aşıkları adıyla bir dernek kurmuşlardı. Böylece Siyonizm temelleri de yavaş yavaş atmıştı. Bu derneğin amacı Rusya’dan göç eden Musevileri Filistin ve Kudüs’e yerleştirmekti .
II.Abdulhamid ve İttihad Terakki Döneminde Rus Musevileri
Avrupa’daki bu Musevi zulmünü ve katliamını gören Musevi ileri gelenlerinden Teodor Herzl yeni bağımsız bir Yahudi Devleti kurma çalışmaları içine girmiştir. Bu bağlamdan Musevilerin yıllardan beri özlem duyduğu Filistin topraklarında kendi tabirleri ile Arz-ı Mevud’da Yahudi bayrağını dalgalandırmanın hesaplarını yapmıştır. Bu tarihlerde Filistin toprakları Osmanlı Devleti’nin elinde bulunmaktadır. Bunun için Teodor Herzl Haziran 1896’da İstanbul’a gelmiş Polonya soylulardan Kont Philipp de Newlinsky aracılığıyla Sultan II. Abdulhamid ile görüşmüştür. Bu görüşmede Teodor Herzl Filistin toprakları için Osmanlı Devletine 20 milyon İngiliz sterlini ve Avrupa’daki karalayıcı Ermeni faaliyetlerine karşı, Osmanlı’yı destekleyici faaliyetlerde bulunmayı teklif etmesine rağmen Sultan Abdulhamid bunları reddederek Osmanlı topraklarının satılık olmadığını ileride Osmanlı Devleti’nin yıkılması halinde kendi devletlerini kuracağını söylemiştir .
Dünya’da meydana gelen bu Musevi zulmüne karşı Osmanlı Devleti kayıtsız kalmamıştır. Başlarda göç eden Musevileri Osmanlı ülkesine kabul ederken, sadece Filistin Bölgesine yerleşmesini yasaklamıştır. Musevilerin bu bölgeye yerleşmelerini önlemek içinde çeşitli tedbirler almıştır. Fakat 1882 yılında Rus Musevilerini temsilen Aleksandr imzalı bir dilekçe ile Rusya’dan göçen Musevilerin iskânı istemiştir. Osmanlı Devleti 24 Haziran 1882’de yaptığı bir toplantı ile Rusya’dan göçen Musevileri Filistin haricinde talep ettikleri yerleri yüz yüzeli haneyi geçmeyecek şekilde yerleşmelerine izin vermiştir . Aleksandr’ın böyle bir dilekçe vermesindeki temel sebep ileride buraya yerleştirdiği Musevileri kullanarak Osman Devleti’nin içişlerine karışmayı düşünülmektedir.1883’de çıkarılan bir irade-i seniyye ile Musevilere mülk satışı durdurulmuştur. Ayrıca hazine-i hassadaki şahsi mal varlığı ile Filistin’de mümkün olduğu kadar fazla toprak satın alma yolu engellenmeye çalışılmıştır .Dönemin Sultanı II. Abdulhamid ileride doğabilecek sorunları önceden sezerek bölgede ki büyük bir Musevi göçünü engelleyerek, buraya yapılacak iskânı engellemek için elinden geleni yapmıştır.rusmusevi
Petersburg sefirimiz Hüseyin Hüsnü Paşa 26 Aralık 1890’da yazdığı raporda Rus Musevileri meselesine karşı resmi tutumunu izah etmiş ve İngiltere’nin göstermiş olduğu tepkiye değinmiştir. İngiltere’de ki mitingler de Rusya’nın Musevilere baskı ve zulüm uyguladığını müdahale edilmesi gerektiği söyleniliyor fakat İngiliz kabinesi bu konu hakkında en ufak bir açıklama dahi yapmamıştır. Rus Dışişleri Bakanı da bunu yadırgayarak “ Madem İngilizler bu konuya bu kadar duyarlı Rusya’dan çıkarılan Musevileri neden ülkelerine kabul etmiyorlar” demiştir .
Filistin’e Musevi yerleşimi meselesi 1891’de Rusya’nın Musevilere karşı yapmış olduğu baskı ve zulmünün artmasıyla meydana gelmiştir. Rusya esas itibariyle beş seneden beri Musevilere bir takım yaptırımlar uygulamaktaydı ve bu yaptırımlar son dönemde iyice şiddetlenmişti. Rusya’da ikamet etmek için Maliye, İçişleri, Dışişleri Bakanlıklarından izin almayan Musevilerin pasaportlarına belli bir süre oturma izni konulacak ve bu izin dolar dolmaz, pasaport sahibi ülkeyi terk etmek zorunda kalacaktır. Konsolosların bildirdiğine göre bu izni almak o kadar kolay bir iş değildi .
1892 yılındaki bilgilere göre Romanya ve Rusya’da yaşayan Museviler Osmanlı Devleti’nin herhangi bir yerine özellikle Filistin Bölgesine yerleşmeleri ve arazi satılması Abdulhamid tarafından yasaklanmıştı. Fakat bu durum kişilerin çıkarları doğrultusunda suistimal edilmişti. Yafa, Hayfa kasabalarına Filistin’den kovulan 140 Rus Musevisi yerleştirilmişti . Osmanlı Devleti’nin almış olduğu önlemleri gören Rus Musevileri bu önlemleri delebilecek farklı önlemler almaktaydı. Bunun içinde öncelikli olarak Almanya, Avusturya, İngiltere gibi büyük devletlerin vatandaşlıklarına geçmişler ve bu suretle Filistin’e sızmışlardır. Bu durumu gören Dahiliye Nezareti yeni tedbirler alma yoluna gitmiştir. 1898 Ağustos’unda Kudüs Mutasarrıflığı bölgede faaliyet gösteren yabancı temsilciliklere bir bildiri dağıtarak bundan böyle Filistin’in milliyet ayrımı gözetmeksizin tüm Musevilere kapalı olduğunu tebliğ etmiştir .
Bu durum karşısında II. Abdulhamid’den alınan red cevabı ve Filistin’e yönelik alınan katı tedbirler üzerine Museviler Abdulhamid’den umutlarını kesmişlerdi. Filistin bölgesine yerleşmek için yeni yollar bulma çabasına girmişlerdi. Bunun son dönemde Osmanlı Devleti içinde baş gösteren ve kuvvetli bir yapı olan Jön Türklerin içine sızmışlar ve cemiyet içinde kuvvetli durumda bulunan Emanuel Carasso’yu kendi saflarına çekmeyi başarmışlardı. Emanuel Carasso önderliğinde iki sefer sultanın huzuruna çıkıp Rusya’da zulüm gören Yahudilerin Filistin bölgesine iskanını ve burada bir muhtariyet kurulmasını talep etmişler ve red cevabını almalarının arkasından sultanı tehdit etmişlerdir . Bu durumdan şunu anlamaktayız ki ileride meydana gelecek olan ve Abdulhamid’i tahtından edecek olan 31 Mart vakasında Musevilerinde parmağının olduğu aşikardır. Çünkü bu dönemde Avrupa’da tiraj sahibi gazeteler Musevilerin ellerinde bulunmaktaydı. Abdulhamid’i karalayıcı faaliyetler yapmaktaydı. Ayrıca Dünya piyasası Musevi bankerlerin ellerinde bulunmaktaydı. Bu bankerler Arz-ı Mevud topraklarına kavuşmak için ellerinde ki paraları cömertçe harcamaktan hiçbir zaman çekinmiyorlardı.
Bu arada Museviler çeşitli dönemlerde Siyonist Kongreleri düzenlemekteydiler. Bu kongrelerde Avrupa’da ki Musevi soykırıma karşı alınacak tedbirler ve Filistin Bölgesine yapılan göçler üzerine konular konuşulmuştur. 1909 senesinde İsviçre’nin Bal şehrinde toplanan Siyonist kongresinde söz alan Mösyö Volkon “Rusya’da ki Museviler hakkında reva görülen mezalim ve haksızlık günden güne dayanılmayacak raddeye gelmektedir. Romanya hükümeti Musevileri bütün hukuki siyasiyeyi ve medeniyetlerden mahrum bırakıyor. Diğer bazı memleketlerde Musevilere karşı birtakım efkarı batıla besleniyor. Yegane umudumuz Türkiye’dir. Birgün olurda ahvalimiz bir salah eseri görülecek olursa bunu Türkiye sayesinde olacağına şüphem yoktur.” Demiştir . Mösyö Volkon buradaki konuşmasıyla başta Rus Musevileri olmak üzere Dünya’da ki Musevilerin çektiği baskı ve zulmü dile getirmiş ve tek kurtuluş yolunun Osmanlı topraklarına göç olduğunu belirtmiştir.
1876-1908 yılları arasında Filistin’deki Musevi sayısı 80000’e yükselmiş, bu süre zarfında 40000 dönüm toprak satın alınmış ve 33 yerleşim yeri kurulmuştur . Rusya’nın Musevileri yurttan ihraç ederek önemli bir önemli bir iç sorunu bertaraf etmiştir.
1908-1914 yılları arasında satın aldıkları elli bin dönüm arazi üzerinde dokuz yeni çiftlik ve yerleşim yeri kurulmuştur. Kırsal alanın yanında Musevilerin önde gelenlerinden Ruppin, Yafa yakınlarında 139 haneden ve 1500 kişiden oluşan bir Yahudi şehri olan Tel-Aviv’in temelleri atılmıştır . Rusya’nın Musevileri ihraç etmesi ile birlikte ülkesindeki önemli bir sosyal olayı çözmüştü.
Rusya’nın diğer bir amacı da kendi ülkesindeki Musevileri Osmanlı topraklarına göç ettirerek onları orada kullanmak ve siyasal açıdan Osmanlı Devleti’ni dış politikada yararlanmaktı. Ruslar Ortadoğu’da ki çekişmelere ve sömürge yarışına bölgede Slav olmayan, Musevileri himaye ederek, bölgede ki sömürgecilik yarışına dahil olmanın derdine düşmüştü. Bu açıdan Rusya’da Petrograd hükümeti zulmettiği Musevileri Filistin’e ihraç eder etmez hemen onların hamiliğini üstlenmişti. Böylece Rusya ve Doğu Avrupa’nın muhtelif yerlerinden göç eden Museviler Filistin’e göç eder etmez soluğu Rus konsolosluklarında almaktaydılar .rusmusevi1
I.Dünya Savaşında Rus Musevilerinin Filistin’e Göçü
Rusya’da ki göç faaliyetlerinin genel ismine Aliyah denilmektir. 1882 yılından 1991 yılına kadar olan süreçte Filistin Bölgesine muhtelif dönemlerde Aliyahlar gerçekleşmiştir. I. Dünya Savaşı dönemindeki aliyahlar ikinci ve üçüncü dönem aliyahları kapsamaktadır. Bu dönemde iktidar da İttihat ve Terakki Cemiyeti bulunmaktaydı. Bu dönemde yapılan göçlere bakacak olursak göçen kesim ya üst tabakaya ait idealleri olan ve hedeflerini gerçekleştirmeye çalışan ya da fakir olan Musevilerden oluşmaktaydı. Amaçları Filistin’de nüfusu artırmaktı. Göç edenlerin genel karakteristik özelliklerine baktığımız zaman çoğunluğun gençlerden oluştuğunu görmekteyiz. Nüfusun artmasıyla birlikte bölgede sosyal müesseseler oluşturulmaktaydı. Bölgede işçi sendikaları, tarım kooperatifleri gibi kurumlar oluşturulmuştu. Bu işçi birliklerinin ve sendikalarının oluşmasında Rusya’nın sosyal durumu etkiliydi. Çünkü bu 1905yılında Rusya’da bir iç savaş meydana gelmişti. Rusya’da ki Musevilerde genel olarak bu iç savaşın içinde aktif rol oynamaktaydılar. Filistin’e göçen Museviler bu devrimde aktif rol oynayıp, yanlarında sosyal eşitlik özgürlük fikirlerini getirmişlerdi . Bunun bir sonucu olarak Bu gençler geldikleri bu yeni topraklarda işçi birlikleri, sendikalar, kibutzlar gibi tarımsal yerleşim birimleri kurmuşlardır. İbranice canlandı ve İbranice eğitim veren ilk lise açıldı . Böylelikle Filistin toprakların işçi siyonizminin temelleri atılmış oldu.
1914 yılında I. Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte Museviler üzerinde de adeta bir güç yarışı ortaya çıkmıştı. Amaç Ortadoğu’da ki Musevileri kullanarak tarafların birbirine üstünlük sağlamaya çalışmasıydı. Bu konuda Almanya ve Rusya’nın yarıştığını görmekteyiz. Almanya siyonizmin kuruluş merkezi olması hasebiyle Rus Musevileri açısından hep bir sempatik görülmüştür. Almanlar Rusları Musevileri kullanarak savaş dışı bırakmanın peşindeydiler. Alman Kralı Reich Musevileri kullanarak Rusya’da devrim yapabilir, istihbarat sağlayabilirdi. Rusya bu durumu bildiği için derhal bir Musevi tehcirine girişti. Göç ettirilen Rus Musevileri Polonya, Galiçya gibi ülkelere sürgüne gönderildi. Bu durumu gören Almanya, tehciri siyasi arenaya taşıyarak itilaf devletleri aleyhine karalama kapmayası yapmayı ihmal etmemiştir . Rusya’da da sular durulmamıştı, çeşitli meydanlarda Rus Musevilere yönelik mitingler yapılmış ve Filistin’e özgürlük sloganları atılmıştı.
Bu arada Siyonist lider Teodor Herzl’in beklenmeyen ölümünün ardından Siyonizm liderliğine Rus Musevilerinin eline geçmesi, bu davaya Rus Musevilerinin daha fazla sahip çıktığını ve diğer Musevilere göre daha fazla nüfuz sahibi olduğunu göstergesidir.
1914-18 yılları arasında Filistin’e yapılan göçün %53’ünü Rus Musevileri oluşturmaktaydı. Ayrıca bu dönemdeki göçlerle birlikte Filistin’de nöbetçi adı verilen güvenlik birimleri oluşturulmuştu .
Bu arada 19 Nisan 1914 yılında Rus Maarif vekaleti tarafından görevlendirilen beş kişiden müteşekkil bir heyet ilmi ve fenni bir takım tedkikler için Filistin topraklarında bazı mahalleri ziyaret etmiştir . Bu tarihlerde savaş halinde bulunduğun düşmanın topraklarını ziyaret etmek biraz tuhaf bir durumdur. Zannım ülkelerinden göç ettirilen Rus Musevilerini yerleştirmek için mevcut bir takım mahaller tespit edilmiştir.
Çoğunlukla Yafa bölgesine yerleştirilen Rus Musevileri gittikleri bölgede sürekli olarak asayişi ve istikrarı bozduğunu görmekteyiz. Buna mukabil Rus Musevilerin kurdukları yeni mahallelerde kendilerine ait hapishanelerinin olduğunu ve Müslüman ahaliyi buraya hapis etmeleri üzerine Müslüman ahali bunları şikayet etmesi üzerine yapılan tahkikatta şikayetin doğru olduğu görülmektedir. Buna önlem olarak Osmanlı hükümeti bölgede bir karakol kurarak bölgenin asayişini sağlama yoluna gitmiş ve ayrıca bu karakolun masrafları da bizzat halktan alınmıştır. Bunların dışında önlem olarak bölgede ikamet eden Rus Musevilerine Osmanlı vatandaşlığı teklif edilmiştir. Bunu kabul etmeyen bin beş yüz kadar Rus Musevisi alel-acele vapurlara doldurup sınırdışı etmiş ve bu vapurların bu Musevilerin hepsini almaması üzerine Yahudi bir hahamın gelip devreye girmesiyle bunların Osmanlı vatandaşlıklarını kabul ettiklerini fakat belgelerinin kaybolduğunu söylemiştir . Ayrıca Yafa’da ikamet eden bin beş yüz kişilik Rus Musevisi memleketten ihraç edilmiştir .
1914 yılında Osmanlı topraklarına Rus Musevilerinin akın akın geldiğini görmekteyiz. 30 Nisan 1914 yılında Rus vapurlarıyla Odessa’dan Yafa’ya gelen yüz elli kadar Rus Musevisi ziyaret için geldikleri ve bir ay kadar ikamet için iskan edilmek istemişlerdir . Fakat bu bölgeye iskan edilen Museviler bölgeyi terk etmemişlerdir. Amaçları bölgede nüfusu artırıp milli bir Musevi Devleti kurmaktır. Ayrıca bu dönemde iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sert olmayan tedbirleri bir işe yaramamaktadır. Yine aynı tarihlerde Avusturya ve Rusya’dan Yafa’ya gelen iki yüz elli kadar Rus Musevisini pasaportlarının teker teker incelenip üç ay kalma şartıyla vize verilmesi aksi takdirde devamlı kalmanın mümkün olmayacağını bu taleple gelenlere vize verilmeyeceği beyan edilmiştir . Belgelerden anladığımıza göre Osmanlı Devleti bölgede daimi bir Musevi iskanına önlem alabilmek için ellerinden geleni yaptığını görmekteyiz.
Sonuç
Tarihin muhtelif devirlerinde Dünya’nın muhtelif yerlerine sürülün Museviler, 19.yy ve sonrasında baskı ve zulüm altında kalmışlardır. 19.yy Dünya siyasi dengesini bozan Fransız İhtilalinden Yahudilerde nasibini almıştır. Mezkûr olaydan sonra Avrupa’da aşırı derecede bir anti-semitizim sendromu başlamıştır. Bu bağlamda Avrupa’nın muhtelif ülkelerinde Museviler baskı ve zulme maruz kalmışlardır. Avrupa’daki bu baskı ve zulüm Musevilerin yeni yurt arayışlarına ve mümkünse yeni bir Yahudi ülkesi kurulması gerektiğine inandırmıştır. Bu olaylar sonucunda Siyonizm ülküsü ortaya çıkmış ve bu terimi edebiyat ve diğer alanlarda terminolojiye sokmuşlardır. Bu terimin mucidi ve savunucusu da bir Rustur. Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz baskı ve zulüm ilk olarak Rusya’da başlamıştır. Rusya’da ki Museviler bu baskı ve zulümlere dayanamayarak ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göç eden Rus Musevileri asırlardan beri özlemini duyduğu Filistin bölgesine de göç etmenin hesaplarını yapmaktaydı. Yasal yollarla Filistin’e göç için çaba sarf eden Museviler Osmanlı Devleti’nden umduğunu bulamayınca yasadışı yollarla Filistin Bölgesine göç etmişler ve ayrıca Osmanlı Devleti’nin siyasi ve ekonomik olarak da yıpratmışlardır. Osmanlı Devleti’nin son dönemde en büyük olayları arasında gösterilebilecek olan 31 Mart ayaklanması ve ulu Hakan Sultan Abdulhamid’in tahttan indirilmesinde pay sahibi olmuşlardır. Akabinde iktidara gelen İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni avcuna alan Museviler, alınan her türlü önleme rağmen bölgeye rahatlıkla girip çıkmışlardır.
1914 yılında meydana gelen I.Dünya Savaş ile birlikte Siyonistler için dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde Siyonistler Avrupalı büyük devletlerin oyuncağı haline gelmişlerdir. Bölgedeki sömürge yarışına dahil olabilmek amacıyla Almanya, Rusya ve İngiltere’nin güdümü altında olmuşlardır. Fakat en nihayetiyle bölgede rahatlıkla kolonileşmiş ve sosyalleşebilmişlerdir. Rus Musevileri ileriki dönemde de kurulacak olan İsrail Devleti’nin en nüfuzlu kitlesi olacaktır.
Ali ŞAHİN
*******************************************************
KAYNAKÇA
Arşiv Belgeleri
BOA.,DH.KMS. No 22\7
BOA,DH.EUM.EMN. 113\15-1
BOA, DH.EUM 5.ŞB, No 7\4-1
BOA, DH.EUM 5.ŞB, No 7\4-1
BOA,BEO, 4292\381862-1
Tetkik Eserler
ACAR, Kezban, II.Meşrutiyet Döneminde İttihat Terakki ve Yahudi İlişkileri, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Nevşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012
ARMAOĞLU, Fahir, Filistin Meselesi ve Arap İsrail Savaşları,İş Bankası Yayınları, İstanbul-1994
BİLGE, Münür, Doğu Akdeniz Kıyısında (Suriye, Lübnan,İsrail) Yaşanan Göçler ve Devlet Oluşum Süreçlerine Etkileri, Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü,Basılmamı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul-2006
ENGİN, Vahdettin, Pazarlık,Yeditepe Yayınları, İstanbul-2010
ÖKE, Mim Kemal, Siyonizm’den Uygarlık Çatışmasına Filistin Sorunu,Ufuk Kitapları, İstanbul-2002
SULTANOVA, Nazgül, İsrail’in Siyasi Yapısında Rus Yahudilerinin Rolü, Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul-2011
UMAR, Ömer Osman, “Osmanlı Dönemi Yahudilerinin Filistin’e Yerleşme Faaliyetleri”,Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,C.12,S.2,2002,s.421-438

Yorumlar