ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi David Satterfield kim?

İsrail’in eski bakanı İran ajanı suçuyla yakalandı

Çin’in Türkiye, ABD’nin Rusya sevdası

Քրիստինե Ասատրյան. «Հասկացել եմ, որ լեգիտիմ կառավարության մաս լինելը խնդիր չէ»

Genelkurmay Başkanı’nın İran Ziyareti: Yeni Dönemin İşaretleri

Gündem, İran, Türkiye 3 Ekim 2017
237

Genelkurmay başkanı Org. Akar’ın İran’a gerçekleştirmiş olduğu ziyaret, İran genelkurmay başkanı ve cumhurbaşkanı Ruhani ile görüşmeleri, Türkiye-İran ilişkileri ve bölgesel gelişmeler açısından son 2 ay içerisinde kendisini gösteren önemli gelişmelerden bir tanesidir. Özellikle, Kuzey Irak bağımsızlık referandumu sürecinin hazırlık evresinden itibaren, ortak tutum çerçevesinde söylemler geliştiren Türkiye ve İran, bu ortaklıklarının güvenlik ve savunma alanında da yansıma bulabileceğini vurgulamışlardır. İki ülke genelkurmay başkanlarının son 2 ay içerisinde gerçekleştirmiş oldukları yüksek seviyeli karşılıklı ziyaretler bu durumu somut biçimde ortaya koymaktadır.
Peki Türkiye ve İran arasında, Kuzey Irak referandumu konusunda oluşan stratejik yakınlık iki ülke ilişkilerine ve bölgenin geleceğine nasıl yansıyabilecektir? Bölgenin iki belirleyici gücü olan Türkiye ve İran arasında gelişecek olan stratejik yakınlık, bölgede ortaya çıkan ortak güvenlik tehditlerine karşı ortak tutumların gelişmesini, farklı tehdit algılamalarına karşı geliştirilecek olan öznel tavırların iki ülkenin farklı çıkar ve güvenlik tanımlamalarına uygun biçimde çözümlenebilmesini sağlayacaktır. Örneğin, iki ülkeyi karşı saflara ait kılan Suriye krizi düzleminde, İran’ın bölgede izlediği mezhepçi yayılmacılık politikasından vazgeçmesi, Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki PYD/YPG varlığına karşı Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunması iki ülkenin farklı çıkar tanımlamalarının ortak bir bakış açısı ile ortak çıkar bağlamına dönüşümü olarak görmek mümkündür. İki ülke arasında gelişecek olan bu ilişki, bölge dışı aktörlerin, örneğin ABD ve Rusya’nın, bölgeye ilişkin, iki ülkenin çıkarlarına ters düşen hamlelerinin önüne geçebilecektir. Bu noktada, iki ülkeden herhangi birinin, bölgesel istikrar ve güvenliğin öznel istikrar ve güvenlik anlamına geldiğini göz ardı etmeden bölge dışı aktörlerle birlikte diğer ülke aleyhine ittifak ilişkilerinden kaçınıp kaçınmayacağı belirleyici olacaktır.
Kuzey Irak referandumu bağlamında kendisini gösteren stratejik yakınlığın, tüm bölgesel denklem ve sorunlar bağlamında genişletilip işlevleştirilebilmesi mümkündür. Bu durum, bölgenin güvenlik ve istikrarının çok büyük ölçüde sağlanabileceği bir iklimi ortaya çıkarabilecektir.

Çağatay BALCI

Yorumlar