Rusya: ABD, Türkiye ile askeri teknik işbirliğimizden vazgeçtirtmeye çalışıyor

Afganistan Türklüğü ve Türk Dünyasının Büyük İmtihanı

Rusya’nın anadil dersleri politikası faciası

ABD heyeti, Ankara’da İran yaptırımlarını görüştü

FUAT SEZGİN ÜZERİNE

Gündem 1 Temmuz 2018
162

Çok kıymetli bir bilgini kaybettik. Bir bilim tarihçisi olarak çok güzel çalışmalar yaptı, İslam bilim tarihini ortaya koymaya gayret etti ve bir de bilim müzesi kurarak bu âlemden irtihal etti. Birçok kıymetli bilgine yapılan ona da yapılmıştı 1960 darbesinden sonra Üniversiteden atılmıştı. Gerek GAS gerekse İslam’da Bilim ve Teknik gibi önemli çalışmalara imza attı. Büyük bir oryantalist bilgin olan Hellmut Ritter (ö. 1971)’in yanında yetişti. Olanı ortaya koymaya çalışırken olmayanı da bütün açıklığıyla izah etti. Birileri gibi “Müslümanlar hiç gerilemedi, bu oryantalistlerin iddiasıdır” gibi bir retoriğin ardından gitmedi. Müslümanların dünya bilim ve felsefi mirasını nasıl kısa zamanda alıp özümsediğini ve yaratıcı eserler ortaya koyduğunu, ancak bundan sonraki süreçte nasıl giderek bilimden, felsefeden, teknolojiden, kısacası bilginin her alanından uzaklaştıklarının sebeplerini göstermeye gayret etti. Bazı çağdaş İslam aydınlarının savunduğu “bilginin İslamileştirilmesi” projesine hep karşı çıktı, bilgiye bilgi olarak değer verilmesi gerektiğini ve bilginin bizatihi kendisinin ulviliğini savundu. 1950’de ilk asistanlık tecrübesini yaşadığı Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki 2002’de verdiği bizzat dinlediğimiz konferansında; Müslümanların ilmî ve felsefî gelişmesinde dinlerinin onlara kazandırdığı tenkitli bakışın, sorgulamanın, metodik şüphenin ve her türlü hakikat arayışının kutsallığı gibi ilkelerin ne kadar önemli olduğunun üzerinde durdu. Müslüman dünyasının her alanda gerilemesinin temel sebeplerinin hâlâ tam olarak bilinemediğini, ancak bu gerilemeye sebep olarak; Haçlı seferlerinin, bilginin sadece dini boyutunun öne çıkarılmasının ve teknik resim ve çizimde başarılı olamayışımızın gösterilebileceğini söyledi. Hatta Haçlıların Müslüman ülkelerden götürdükleri kitap, teknolojik ürünler vs. gibi şeylerle Batı’da başlayan uyanışa nasıl destek verdiklerini, Batı bilim ve felsefesinin İslam dünyasına çok şey borçlu olduğunu, kuru bir övünme duygusundan uzak bir şekilde, ispata gayret etti.
Elbette o bir filozof değildi, ama çok kıymetli bir fikir işçisi, büyük bir bilgindi. Bazı tartışmaya açık görüşleri de oldu, meselâ fakültemizdeki konuşmasında İslam dünyasının gerilemesine tek başına dini taassubun sebep olmadığını söylediği halde, kitaplarında ve başka yerlerdeki konuşmalarında hem Batı’da hem de İslam dünyasında dini taassubun olumsuz sonuçlarından ve Doğu’yu ve Batı’yı geri bıraktığından bahsetti. Başka bir söyleşisinde Müslüman filozofların (Gazali gibi olanları istisna tutup) Kur’an’dan hareketle bir felsefe ortaya koymadıklarını savundu.
Bilimsel araştırmalar ve düşünce bakımından İslam dünyasının çok iptidai bir seviyede olduğunu her fırsatta dile getiren Sezgin, İslam dünyasında Avrupa’nın düşman olarak görülmesinin yanlış olduğunu, bunun esas olarak bizim geriliğimizden kaynaklandığını ve böyle bir tavrın İslam dünyasını bilim ve teknolojiden, bilimsel anlayıştan iyice uzaklaştıracağını savundu. Fuat Sezgin, bir söyleşisinde Nurettin Topçu’yu hatırlatan şu anlamlı sözleri ifade etmişti: “Din adamı Türkiye’de bugüne kadar hatta -gücenmesin yine de beni dinleyecek din adamları- sadece camilerde ibadetten bahsediyorlar, cennet cehennemden bahsediyorlar. Fakat İslâm’ın muazzam içtimai bir müessese olduğunu, onun ahlaki prensipleri olduğunu din adamları bilmiyorlar. Bilmedikleri için insanlara tesir edemiyorlar. Bunun hakikaten üzerinde durma vaktinin çoktan geldiğini hatta geçmekte olduğunu hatırlatmak istedim.” Allah bu büyük bilginimize, yazdığı bütün eserlerin harfleri hürmetine gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet ve mertebesi âlî olsun.
Bu yazı, Türk Yurdu’nda yazacağımız makalenin bir hazırlığı mahiyetindedir. İbrahim Maraş

Yorumlar