ARADA KALAN TÜRKİYE: AFRİN-RUSYA/ MENBİÇ-ABD

ABŞ qardaş ölkəyə terrorçular üzərindən təhdid yaradır

XVII. YÜZYILDA KIRIM HANLIĞI’NDAKİ GELİŞMELER

Հայաստանի չորրորդ նախագահի լիազորությունները

Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’a Atom Bombası atar mı?

Ermenistan 30 Ocak 2017
1.101

6 Ağustos 1945’te saat 8.15’te Timian’dan gelen Enola Gay adlı ABD savaş uçağı, Hiroşima’ya ilk atom bombasını attı; bomba 20.000 T.N.T. gücündeydi. Patlama merkezinden başlayarak 2 km’lik bir yarıçap içinde kent bütünüyle yok oldu; 2 ile 4 km’lik bir yarıçap içinde kentin %85’i ve 5 km’lik bir yarıçap içinde de %60’ı yerle bir oldu. Ölü sayısının 80.000 olduğu söylendi; ama bu sayı, kenti bombardımanın odak noktası yapan askeri tesislerin yer aldığı, Hiroşima üssündeki 100.000 askeri ve patlamadan bir süre sonra ölen binlerce kişiyi kapsamaz. Daha bu şok yaşanırken, ikinci bomba üç gün sonra, 9 Ağustos günü Nagazaki’ye atıldı. ABD’nin, 2.dünya (paylaşım) savaşı sonunda, Japonya’yı teslim almak için kullandığı bu bombaların etkisi bugün bile sürmektedir.

Nükleer çılgınlık postmodern bir histeri nöbeti sayılabilir. Histeri (Konversiyon) psikiyatride tarihsel, teorik ve pratik yönden üzerinde çok çalışılmış bir sendromdur. Histeri, adını Yunanca’da “uterus” (anne rahmi) anlamına gelen “hysteron” kelimesinden almıştır. Hippokrat’tan 16. Yüzyıl’a kadar (Platon, Galenus, Calse, İbn-i Sina) histeri, “uterusun isteklerinin neden olduğu bir hastalık” olarak tanınmıştır. Bilinç kaybına yol açar. Bireyler gibi sistemlerde, kurumlarda histeri yaşayabilir. Nitekim Histeri yani Konversiyon ile konvansiyonel silah arasında tersine bir bağ kurulabilir. konvansiyonel silah; taraflarca gücü, niteliği bilinen ve klasik olarak kabul edilen nükleer ve kimyasal silah dışında kalan savaş aracıdır.

Ancak günümüzde nükleer silahların yaygınlığı neredeyse konvansiyonel silah tanımına dahil edilmesini gerektirir bir duruma geldi. Nükleer yarış, soğuk savaş döneminden kaldığı yerden devam ediyor. Bu nedenle Nükleer yarış, nükleer bir savaş çıkabileceği endişesine yol açıyor. Endişelerin kaynağı, ABD’nin, Rusya’nın yeniden güçlenme çabalarını önlemeye yönelik girişimleri. Bilindiği gibi ABD, küresel güç konumunu devam ettirebilmek için Rusya ve Çin’in yükselişini önleyebilmek için Kırım üzerinden istikrarsızlık politikası izliyor. Moskova, Kırım’ın Rusya’ya katılması ile önemli bir karşı atak geliştirdi. İşte bu gelişme bir anlamda nükleer silahlanma yarışının tetiklenmesine yol açtı. Böylesi bir durumda Ermenistan’ın kendisini nasıl konumlandıracağı çok önemli. Çünkü Trans Kafkasya’da Nükleer silaha sahip tek ülke Ermenistan. Ne Türkiye ne Azerbaycan nükleer silaha sahip değil. İran bunun dışında.

Ermenistan’ın nükleer silahı ne zamandan beri var, nasıl var, hangi ülke sayesinde var? Kamuoyu tüm bu soruların cevabını ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’nın yayınladığı belgelerle öğrendi. Geçtiğimiz günlerde ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA, Ermeniler, Ermenistan ile Diyaspora hakkındaki belgeler dahil toplam 13 milyon gizli belge yayınladı. Bu belgelerden birine göre Sovyetler’e ait ilk atom bombası Ermenistan’da yapıldı. CIA’nın yayınladığı 18 Ocak 1950 tarihli bir belgeye göre Stalin tarafından, Sovyetler Birliği’nde atom bombası üretimi için sınırsız yetki verilen Lavrentiy Beria, bombanın geliştirilmesi için Ermenistan’da bulunan Sevan Gölü’nü seçti. Gizli belgeye göre bombanın yapımı için güçlü hidroelektrik santrallerine ihtiyaç duyan Sovyet uzmanlar, etrafında 28 ırmak kolu bulunan Sevan Gölü’nü en uygun yer olarak saptadı.

Belgeye göre 1950 yılında, Sevan Gölü – Aragats Dağı – Kanair Platosu arasında bulunan alan Sovyet yönetimi tarafından gizli bölge olarak belirlenmişti. Atom bombası santralleri ise göle uzanan volkanik arazide bulunan altı mağaraya inşa edildi. CIA’nin belgesine göre bu santrallerin yapımında Alman savaş tutsakları ve Sovyetler’deki köle işçiler çalıştı, santrallerin planlarıysa Hitler döneminde Almanya ve Avusturya’daki yeraltı fabrikalarını inşa eden Alman uzmanlar tarafından hazırlandı. CIA belgesine göre ilk atom bombası Şubat 1949’da Ermenistan’da tamamlandı, ilk denemeyse 10 Temmuz 1949’da Doğu Ural’da yapıldı. Belgede Amerikan ve Britanya gizli servislerinin bomba denemesiyle ilgili bilgilere ancak Eylül 1949’da ulaşabildiği iddia ediliyor. (Bkz. http://www.agos.com.tr/tr/yazi/17575/cianin-ermenistan-belgeleri )

CIA raporlarına konu olan atom bombası santralinin inşa edildiği Sevan Gölü adını Urartuca “sular ya da göller ülkesi” anlamına gelen “suina”dan alıyor. Başka bir iddiaya göre Sevan, “Kara Van” demekmiş. Van Gölü’ne benzediği için bu isim konmuş. Sevan Gölü, başkentin 60 km. kuzey batısında, 1900 m yükseklikte, 940 km kare yüzölçümü ile (78 km. uzunluk, 58 km genişlik) sadece Ermenistan’ın değil Kafkasya’nın en büyük gölüdür. Yine raporda geçen Aragats Dağında Ambert Kalesi bulunuyor. Ermenistan’ın Sevan gölü, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri arasında Rus turistler tarafından en tercih edilen 5 tatil yerlerinden biri. Hiç şüphesiz ki Ermenistan’ın Atom Bombası var ve Ermenistan muhtemelen SSCB döneminde imal edilen Atom Bombasını bu tesislerde muhafaza ediyor. Nitekim 2 Şubat 1993’ten 4 Kasım 1996’ya kadar Ermenistan Başbakanı olarak görev yapan Ermenistan’ın eski başbakanlarından Hrant Ararati Bagratyan (Հրանտ Արարատի Բագրատյան) ülkesinin 70’li yıllardan beri atom bombasına sahip olduğunu belirtmişti.

Ermenistan’ın eski başbakanı Hrant Ararati Bagratyan; ülkede yayınlanan “Haykakan Zhamanak /Aykakan Jamanak” dergisine verdiği demeçte, Ermenistan’daki atom bombasının varlığı yeni bir mesele olmadığını Azerbaycan cumhuriyetinin buna gösterdiği tepkinin şaşırtıcı olmadığını vurgulamıştı. Ermenistan’ın eski başbakanının verdiği bilgilere göre “’Ermenistan atom bombası programı UAEA-Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın tamamen denetimindedir’. Hrant Ararati Bagratyan’ın açıklamasından sonra Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı UAEA’dan Ermenistan’daki atom bombası meselesini incelemesini istemişti. (bkz. 27 Mayıs 2016 / http://parstoday.com/tr/news/world-i20158-ermenistan_1970’den_beri_atom_bombas%C4%B1na_sahip )

Rusya’nın Ermenistan’a soğuk savaş döneminde olduğu gibi nükleer enerji kullanımına ilişkin desteği devam ediyor. 12/07/2011’de Ermenistan ve Rusya Doni Rostov’da gerçekleşen Hükümetlerarası Ekonomik İşbirliği Komisyonu 13. Oturumu çerçevesinde bir protokol imzaladı. Protokolde iki ülke arasında barışçıl amaçlı nükleer enerji kullanımının başarılı seyri kaydedildi. Rusya Enerji Bakanlığı resmi portalının verdiği bilgiye göre; Protokolde ″Taraflar Ermenistan’da atom santrali yeni enerji bloku dahil olmak üzere nükleer enerjinin gelişimi alanında işbirliği yönünde ilgilerini teyid ederler″ denmekte. Halihazırda yeni enerji bloku inşaat platformu başlangıç malzemelerinin toplanması yönünde çalışma, yeni sismik veriler dahil olmak üzere devam ediyor. Aynı zamanda, kamuoyu tartışmaları ve uyarılar dikkate alınarak ″Yeni enerji blokunun çevresel ortam üzerindeki etkisi belgesi″ de hazırlanıyor. Taraflar aynı zamanda jeolojik araştırma ve uranyum üretimi alanlarında da Ermeni-Rus aktif işbirliğinin altını çizdiler. 2008 yılında kurulan ″Ermeni-Rus Madencilik Firması″ Ermenistan’ın Syunik eyaletinde başarıyla faaliyet göstermekte. (Bkz. 12/07/2011 http://enerjienstitusu.com/2011/07/12/ermenistan-ve-rusya-nukleer-enerji-alaninda-isbirligi-yapiyor/ )
Rusya geçtiğimiz yıl; Ermenistan’a silah alması için 10 yıl süreyle geri ödemeli 200 milyon dolar kredi sağladı. Kredinin, Ermenistan ordusunun ihtiyaç duyduğu silahları almak için verildiği belirtildi. Erivan’ın silahların büyük bir bölümünü Rusya’dan temin edeceği kaydedildi. Bu çerçevede Rusya’dan Ermenistan’a, “Smerç” tipi ateş sistemleri ve mühimmatları, “Igla-S” uçaksavar ve füzeler, “Avtobaza-M” keşif makineleri, “TOS-1A” roketatarlar, “9M113M” güdümlü füzeler, “RPG-26” atıcılar, “Dragunov” keskin nişancı tüfeği, “Tigr” zırhlı araçların sevkiyatı yapılacağı bildirildi. (Bkz. http://haberrus.com/headline/2016/02/19/rusyadan-ermenistan-200-milyon-dolar-silah-kredisi.html )
Türkiye Ermenistan’ın sahip olduğu nükleer santraldan rahatsız olduğunu saklamıyor. Ermenistan hükümeti, Türkiye sınırında bulunan, kullanım yaşının dolması ve güvenlik nedenleriyle tartışma konusu olan Metzamor nükleer santralinin işletim süresinin 2026 yılına kadar uzatılmasına onay verdi. Türkiye Enerji Bakanı Berat Albayrak, BM’nin Viyana Ofisi’nde düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Ermenistan’daki Metzamor nükleer santralinin kapatılması çağrısında bulunup “Bölge ve dünya, Çernobil kazasından sonra bir başka nükleer kazayı göze alamaz” demişti. Ermenistan’ın başkenti Erivan’ın 32 kilometre batısında yer alan, Türkiye sınırına ise 16 kilometre uzaklıkta bulunan santral, 1970 yılında inşa edilmişti. Santral, bölgede 1988 yılında meydana gelen ve 25 bin kişinin ölümüne neden olan depremden bir yıl sonra güvenlik gerekçesiyle kapatılmıştı. 1995’te tekrar açılan santral, o zamandan bu yana kesintisiz çalışıyor. Santral, Ermenistan’ın elektrik ihtiyacının yüzde 40’a yakınını karşılıyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201505051015326968/ )

Ermeni politikacıların her yıl dünyanın birçok ülkesinde ‘Ermeni Soykırımı’ kutlamaları çerçevesinde Türk düşmanlığını köpürten konuşmalar yapması, işgal ettiği Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile anlaşmazlığın topyekûn bir bölge savaşına dönüşme ihtimali, Ermenistan’ın elinde bulunan ‘Atom Bombası’nı kullanabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca ABD ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinde yerleşik Ermeni Diasporasının provoke ettiği Ermenistan’ın nükleer silahı kullanabileceği güvenlik uzmanlarınca risk haritası kapsamında değerlendirilmektedir.

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar