HOLLANDA’DA IRKÇILIĞIN TEHLİKE ÇANLARINA İŞARETTİR

ZEYTİN DALI HAREKÂTI İLE İLGİLİ İRAN’IN TUTUMU

Rusiya Suriyada hansı maraqları güdür?..

Kırgız ressam çivi ve iple Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portresini yaptı

Ebureyhan Biruni’nin “Asar-ul bakiye” adlı kitabı

Gündem 22 Mart 2017
1.167

Büyük bir bilim adamı olmuş Biruni. Ama Biruni’nin açtığı bilimsel yol sonraki çağlarda devam ettirilmemiştir. Kitapta değişik bilimsel konular incelenmiştir. Özellikle değişik devirlerde, halkların, toplulukların tarihle ilgili yaklaşımları, tarih bilgi ve bilinçleri irdelenmiştir. Hicri, şemsi, miladi, Yahudi, Sasani, Mısır, Yunana tarih hesaplamaları ayrıntılı biçimde araştırlımıştır. Türklerin tarih bilgilerine ve tarih hesaplamalarına da işare etmiş, ama ayrıntılı bilgi yok. Babilde uzay araştırmaları üzerine yazılan kitaplar hakkında konuşuyor Biruni. Yılın 12 aya bölünmesinin Keldani’lerdeki bilimsel dayankları açıklanıyor. Yunan bilgesi Aristotelin “Gök ve dünya” adlı kitabını irdeleyen Biruni Aristotelin “Yunan bilimi Keldani’lerden etkilenmiştir” gibi ifadelerine yer veriyor. Yahudileri esir alan Keldani’lerin bu devirde bilimleri ileri düzeydedir. Kitapta alkolün bulucusu ateist alim Zekerya Razi hakkında da ilginç bilgiler var. Kitapları yok edilen Razi bütün dinleri kişi usunun önünde engel olarak görmüş, ama Mani öğretilerine eğilimli olmuştur. Ne var ki, Mani öğretileri düşünebilen seçkin insanlar için daha elverişli olanaklar sunuyormuş. Arap ve Arap olmayan halkların günün başlaması hakkındakı yaklaşımları ilgi çekicidir. Arapların hicri tarihlerinde gün (24 saat) günüşin doğumuyla değil, güneşin batımıyla başlar. Yani Araplarda gün gece başlar ve bir sonraki gece de sona erer. Çünkü Arap inancına göre karanlık ışıktan üstündür. Karanlık var olan, ışık ise birden kendisini gösterip yok olan bir olgudur. Bu inançları yüzünden karanlığın başlamasını günün evveli gibi algılarlar. Araplar bu inan,laröndan dolayö hareketsizliği devinime üstünbilmişler. Çünkü onlara göre beden sakin ve harektsiz olduğunda rahattır. Hareketsizlik içinde hareket bir istisnadır. İnsan yalnız tualete uğramak, yemek, … gibi ihtiyaçlarını gidermek için hareket eder. İhtiyaç dışında hareket zaruret gibi karşımıza çıkmaz. O zaman karanlık hareketsizlik ve ışık istisna olan hareketliliktir. Bir başka delilleri de şu ki, hareketsizlik unsurlarda devam ederse fesat meydana getirmez. Lakin hareketlilik maddenin özelliği olursa fesat oluşturur. Nitekim deprem, gasırga, taşkın, … fesat meydana getirmektedir. Ama Arapların düşünüş tarzına ters olarak Rumlular ve diğer halklar günün başlamasını güneşin doğumuyla eş zamanda hesap ederler. Güneşin bir doğuşundan başlayıp ikinci doğuşuna kadar devam eden süre bir gün hesap olunur. Arapların düşünüşüne göre karanlık ışıktan üstün olsa da, günün başlamasını güneşin doğumuyla eş zamanda gören uluslara göre, ışık karanlıktan üstündür. Bu uluslara göre ışık varlık ve karanlık yokluktur. Işığı karanlıktan üstün bilenler hareketin hareketsizlikten üstün olduğunu da yeğlerler. Onlara göre hareket değil, hareketsizlik fesat türetir, nitekim bir göl hareketsiz kaldığında kokumaya başlar. Çünkü hareket varlık ve hareketsizlik yokluktur, hareket hayat ve hareketsizlik ölümdür. Nitekim akar su hayat belirtisidir.
Biruni gün üzerine çoğu uluslardaki durumu inceledikten sonra Kuranın gün anlayışını irdeliyor. Kuranda gündüzün sonu ve gecenin evveli üzerine bilgi yoktur. Çünkü gecenin başlaması beşer için bilinin bilgidir. Ancak Tanrı günün başlamasını tan yerinin sökülmesiyle (fecrin doğumu ile) tanımlar. Ama gündüzün sonu hakta bilgi yok. Kuranda geçen “Tan yerinde ak iplikle kara iplik belli oluncaya kadar yeyip için” ayetine de hadislere dayanarak açıklama veren Biruni şöyle devam eder: kara iplikten amaç gecenin kendisi ve ak iplikten maksat da gündüzdür. Fecir (tan yeri) ise burada karinedir, yani geceyle gündüze eşit uzaklıktadır. Sonra da bu ayeti anlamak için insanların eline kara ve ak iplik almalarına gerek olmadığını, doğaya bakmalarının yeterli olduğunu belirtir. Bilge Biruni fakihlerin zaman tanımlamaları konusundaki cehaletlerini uzun uzun anlatır. Onların hatalarını birbir ilmi yöntemle açıklar.
Biruni alemin başlanma tarihi ile gili değişik din ve inançlardakı bilgileri de aktarmaktadır. Bunları okuduğumuzda beşerin ve dinlerin ne denli cahil oldukları da ifşa ediliyor. Zerdüşt’e göre alem ondan üç bin yıl önce yaradılıpmış. Yahudilere göre Musadan 2500 yıl önce yaradılmış. Diğer dinlerde de buna benzer bilim dışı kestirmeler.
İslam tarihinde hicri tarihinin yaranma sebeplerini de açıklıyor Biruni. İkinci Halife Ömer zamanında Hicri tarihi tedvin edilir. Ömer sahabilere bir tarih düzenlemelerini söyler. Peygamberin doğum günüyle ilgili ortak ve dakik bilgi yok idi. (Günümüzde 1400 yıl sonra Peygambere doğum günü kutlamaları geçirseler de, Peygamberin vefatından iki yıl sonra O’nun doğum gününü bilen kimse yok! G. G) Peygamberin bi’seti (peygamberliğe yükselişi) üzerine de dakik bilgi olmamıştır. Ama Peygamberin Mekkeden Medineye hicreti her kes tarafından biliniyordu. Peygamberin savaşları, zaferleri ve diğer bu gibi İslam sonrası olaylar Mekkeden Medineye hicretten sonra daha kolay hesaplanıyordu. Böylece Ömer hilafeti döneminde Hicret müslümanların tarih anlayılşına dönüştü.
Biruni Hint ve Yunan ilmini karşılaştırarak Yunan matematik ilminin Hint matematik biliminden daha sistemli ve anlaşılan olduğunu da belirtir. Bazı ırmakların yazda kuramak yerine neden daha dolu sulu olduklarının da sebebini açıklar. Çünkü o ırmakların kaynağı havası soğuk olan dağlardadır. Dağların karı eridiği için yazda ırmakların suyunun azalmasına değil, artmasına tanık oluruz. Hindistanın bir zamanlar denizin altında olduğu bilgisini şöyle temellendirir: Yüksek dağlardan denizlere taraf gittikçe dağlar kayalara dönüşür. Daha sonra küçük taşlar, deniz yaklaştıkça taşlar daha da küçülmeye başlar ve verimli topraklar artar. Denize ulaştığımızda sadece verimli topraklarla karşılaşırız. Bu da şimdiki Hindistanın bir zamanlar denizin altında olduğunu gösterir. Biruninin bu tezini modern jeoloji ispatlamıştır. Güntay Gençalp

Yorumlar