Yaxın Şərqdə toqquşan maraqlar..

Rus uzman: Trump’ta vicdan yok, ama para var!

Kuzey kore -Güney Kore arasındaki Tarihi Zirve Cuma günü başlıyor

Çinin Avrupadaki yatırımları

Dış Politika Ve Medeniyet Tasavvuru

Türkiye 4 Temmuz 2015
885

Türkiye özellikle İsmail Cem’in dış işleri bakanı olmasıyla dış politikada dünya gündemine gelmeye başladı.

1999 Depremi ile dünyaya açılım her zamankinden daha çok kendini hissettirdi. Bir medeniyet tasavvuru aracı olarak dış politika yeniden gündeme gelirken gözden kaçan bir çok nokta oldu. Bunların başında Türkiye’nin son 150 yılının iyi bilinmesi gerektiği gerçeğidir.

1828de Rusya ile İran coğrafyasında hakimiyet süren Türk hanedanlığı arasında imzalanan Türkmençay anlaşması Türk-İslam medeniyeti için bir karagün dönümü noktasıdır. Bu anlaşmadan çok değil 90 yıl sonra Türkler İmparatorluklarını kaybetmiş, iddiası oldukları medeniyet adeta bir yaya gibi sıkıştırılmış ve ebediyen yerinden çıkmamacasına sıkı bir şekilde hapsedilmiştir. Bu yay doğuda Gürcistan-Ermenistan, Batıda Yunanistan-Bulgaristan, güneyde ise Suriye-Irak suni devletleriyle ihata edilmiş, adeta bir daha kımıldayamaz hale getirilmiştir.

Tarihi gelişim ve zaman mekan ilişkisi medeniyetleri tekrar yaşanır kılmaya zorlar bu teori en iyi Anadolu coğrafyasıyla anlaşılır. Artık Anadolu coğrafyası bu sıkışmışlığı yavaş yavaş kendi içerisindeki gelişimiyle aşacağı noktaya gelmiş, tabii bir süreç yaşamaya başlamıştı. Bu noktada sistemi kendi içerisinde hapseden adeta medeniyet yayımızı Anadolu coğrafyasına hapsedenler, onu doğuda Gürcistan-Ermenistan, Batıda Yunanistan-Bulgaristan, güneyde ise Suriye-Irak suni devletleriyle ihata edenler şimdi tekrar devreye girmiştir.

Aslında bir dünya görüşü içerisinde kendinizi izah edemezseniz ve bu izaha uygun gelişmeleri yönlendiremezseniz sizi yöneten ve yönlendirenler çok olur. Anadolu’ya sıkışmış ve kendi tabii seyrinde bu sıkışıklıktan çıkacak olan bir medeniyet tasavvurunu siz yabanıl düşüncelerle heba etmeye çalışırsanız doğan sonuçlar sizi boğar. Kendi iddianızı kendi elinizle heba etmiş olursunuz. Bu bağlamda Dış politika medeniyet tasavvuru kazasız belasız kendi mecrasında açılmasına yardım etmelidir. Doğuda Gürcistan-Ermenistan, Batıda Yunanistan-Bulgaristan, güneyde ise Suriye-Irak suni devletleriyle girilen girişilecek olan ilişkinin temelleri bu medeniyet tasavvuru çerçevesinde olmalıdır. Her bir devleti ayrı ayrı incelemek gerekir.

KAFKASSAM olarak özellikle Gürcistan ve Ermenistan özelinde yaptığımız çalışmalar devam etmektedir. Türkiye’nin doğuya çılan kapısı bağlamında Gürcistan ve Ermenistan medeniyet tasavvuru bağlamında dikkate calip bir noktadadır. Aynı şekilde Yunanistan Bulgaristan üzerinde çokça düşünülmesi araştırılması gereken bir konumdadır. Suriye Irak konusunda söylenecek çok söz vardır ve herkesin gözü önünde cereyan eden olayların ne anlama geldiğini daha iyi kavramak adına olayları tekrar tekrar gözden geçirmek bu süreçte Türkiye’ye neler kaybettirildiğini görmek gerekir.

Irak Suriye Mısır Türkiye’nin güneye İslam dünyasına sömürülen Afrikaya açılan kapısıdır. Bu kapı sürekli çık tutulmalıdır. Eski Türkiye betimlemesi yapılırken ifade edilen söylemleri bir kere daha gözden geçirip eskiyi tenkit ederken eskisinden beter hale düşmek kınadıklarınızı başınıza getirmeden canınızı almayım sözünü hatırlatmaktadır. Türkiye merkez ülke olmayı, rol model olmayı, daha d önemlisi mazlumun sığınağı olmayı düşünüyorsa işte o zaman dış politikayı ona öre şekillendirmeli.

Janjanlı İngilizce metinlerden yapılan çevirilerle dış politikayı şekillendirmeye çalışanların halini gördük. Tercüme metinlerle hareket eden strateji merkezlerimizin hali içler acısı, bir de bunlara ödeneklerden ayrılan paralar dudak uçurtan cinsinden olunca tenkit etmeden geçemeyeceğimiz bir durum ile karşı karşıya kalmaktayız.

Dış politika birilerinin iş ekmek kapısı ve ya milletvekili olma kapısı olmamalıdır. Ömer Seyfetinin pembe incili kaftan hikayesinde olduğu gibi bu işi aşk mesabesinde yapmak kurgulamak, hedeflemek gerekir. Zira bir medeniyetin yeniden tasavvuru söz konusudur. Bu tasavvurda eş dost kayırması olamaz, yandaş candaş kayırması olamaz. Planlama yapılır ve uygulamaya geçilir. Dış politika İngilizce metin çevirileriyle yönlendirilemez. Görülen o ki yeni dönemde fikir kabızlığı canımızı yakacak ve yeni yönelimlerle karşı karşıya kalacağız.

Bu kabızlık yeni yönelimleri peşinden getirirken yeni açılımlara ihtiyaç olacak. Her bir ülke dostluk kardeşlik kavramları içinde gözden geçirilerek yabanıl düşüncelerle değil bize ait bizden fikir görüş ve hamlelerle değerlendirilecektir. Bir medeniyet tasavvurumuzu var, bir gelecek beklentimiz var ve bunları yabanıl düşünceye kurban etmeyeceğiz.

Avrupa bizim için önemli, Balkanlar köprü olacak. Afrika Arap coğrafyası bizim için önemli Suriye ve mısır buna köprü olacak. Türkistan coğrafyası önemli Gürcistan ve Ermenistan buna köprü olacak. Rusya ise başlı başına önemli Çeçenistan buna köprü olacak. Yeni dış politika önceliklerimiz bunlar olmalıdır.

Dr. Hasan Oktay
KAFKASSAM Başkanı

Etiketler:
Yorumlar