Hazar’ın Sultanı Mihriban Paşa!

“Muharrem”-“Recep” qovğası – Türk seçicisi iki seçim arasında

Civil service system in Azerbaijan

Հեղափոխություններից հետո կալանավորումներից հնարավոր չէ խուսափել

Diplomaside İran mı Türkiye mi

İran 27 Şubat 2016
505

“İran kadar olamadınız”
Yenişafak gazetesi yazarları dışpolitika başarısızlığını içselleşirip öz savunma yapmaya başladılar. Geç ergen psikolojik rahatsızlığını üzerinden atamayan gençlik İrancılığın şimdi ciddi manada ağır unalımını yaşayanlar İrana eleştiriler etirmektedirler. İran devriminden sonra Amerikaya akan İran iç istihbarati bilgilerin keintiye uğrmasıyla harekete geçen ABD özellikle Türkiyeli !!! İslamcılar içeriisnde oluşturduğu “radikal” ” irancı” tiplemelerle kesilen istihbarat akışını sağlamaya çalıştı. İşte bu Türkiyeli bazı islamcılar dün yüceltikleri iranı şimdi yerden yre urmaktasırlar.
Son zamanlarda bu sözü siz de duymuşsunuzdur. Türkiye’nin dış politikasını, siyasetini eleştirenlerin kullandığı bir argüman. ‘İran çok başarılı ya, Türkiye niye o kadar başarılı değil’, bunu dillendiriyorlar!

Bu eleştiriye verilecek cevap şudur:

“Evet, çok şükür, İran kadar olmadık”.

İran 4 ülkede insan kaybediyor

Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’da fiili çatışmaya giren İran’ın bu ülkelerde ne kadar asker ve subay kaybettiğini bilen yok. İran da hiçbir zaman bunu açıklamadı.

Bu çatışmalarda ne kadar askeri mühimmat harcadığı, bunun ne kadar ekonomik yük getirdiğini de kimse bilmiyor. Ambargo süresince Rusya ve Çin ile yaptığı gizli anlaşmalarla ihtiyaç duyduğu silahı gizli yollardan almaya devam etti.

Çok şükür Türkiye başka ülkelere saldırmadı.

Müslüman kanı akıtıyor

Saldırgan biçimde, fiili savaşa girdiği tüm ülkelerde Müslüman kanı akıtıyor. İran, hiçbir zaman Hıristiyan, Yahudi ya da başka bir dine mensup ülkelerle savaşmadı. Hep Müslüman ülkelerle savaştı. 4 ülkede de Sünnilere karşı savaşıyor. Bu ülkelerdeki ölüm tugaylarının tamamının adı, ‘İmam Hüseyin Tugayı, Mehdi ordusu’ gibi, Ehlibeyt isimleri.

Çok şükür Türkiye Müslüman kanı akıtmamak için elinden geleni yaptı.

Mezhep savaşını körükledi

Dünyadaki 130 milyon Şii Müslüman’ı potansiyel militan olarak gördü. Azerbaycan’dan Fas’a kadar, nerede Şii bir azınlık varsa onlarla ilişki kurdu, ideolojik aşılama yaptı. Sonunda Sünnilere hasım oldular. Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Pakistan, Afganistan, Irak, Suriye ve Türkiye’de militarist Şii toplukları kurdu, destek verdi ve terörize etti.

Çok şükür Türkiye mezhep savaşını hep önlemeye çalıştı.

Ruhban sınıfı kurarak baskı rejimi oluşturdu

Humeyni’nin gerçekleştirdiği İslam devrimini, Şii devrimine, ardından da baskı rejimine dönüştürdü. Kum ve Meşhed mollaları, ayrıcalıklı ruhban sınıfı gibi dokunulmaz oldu. Halk özgürlükler, insan hakları, dini özgürlükler konusunda Devrim Muhafızları, Besiç, Ahlak Polisleri aracılığı ile baskı altına alındı.

Çok şükür Türkiye ruhban sınıfının tahakkümünü görmedi.

Dostları düşman, düşmanlarını dost yaptı

Tüm dünya İran’ı boğmak için uğraşırken Türkiye İran’a sahip çıktı. Büyük bir felaketi önledi. Türkiye’ye ‘can dostum’, ‘Amerika’ya büyük şeytan’ dedi. Arından menfaatleri değişince ‘Türkiye düşmanı’, ‘ABD dostu’ oldu. İslam dünyasının tamamını karşısına aldı. Rusya, Çin, ABD, İngiltere ve Fransa ile dost oldu. Bu ülkelerin askerleriyle beraber Müslüman kanı akıttı, bundan hiç rahatsız olmadı.

Çok şükür, Türkiye dostlarını satmadı, ihanet etmedi, düşmanlarıyla beraber Müslüman kanı akıtmadı.

Takiyye asli karakteri oldu

Anlaşmasına, sözüne, yeminine sadık kalmamayı, yalan söylemeyi itikadi bir fetvayla meşrulaştırdı. Düşmana karşı kullanılacak “takiyye” tutumunu Müslümanlara karşı kullandı. ‘Dost’ derken, düşmanla işbirliği yapmayı, ‘düşman’ derken dostlarına ihanet etmeyi normal gördü. Kimin cebinde eli, kimin heybesinde turpu olduğu bilinmedi. ‘Acem oyununu’ yeniden hortlattı. Kimse güvenmedi, inanmadı, sırtını dayamadı.

Çok şükür Türkiye özü sözü bir ülke oldu.

Evet, çok şükür Türkiye İran kadar olmadı.

Yorumlar