Rus senatör: Dünya kamuoyu ABD’nin Suriye planlarına engel olmalı

Olası Afrin Harekatı hakkındaki düşüncelerimiz

Türk ve Müslüman düşmanı CIA ajanı Richard Clarke BAE emrinde!

ALTIN ORDA DEVLETİ’NİN RUSYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Atı alan Üsküdar’ı geçemedi İstanbul hayır dedi!

Türkiye 17 Nisan 2017
846

Referandum gecesi zihnime kazınan iki değerlendirme var. Birincisi Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök’ün referandum sonucunun gözümüze soktuğu gerçek ‘Osmanlının başkenti İstanbul ile Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara’nın hayır demesi’. Öteki değerlendirme ise referandumun gerçek galibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “Atı alan Üsküdar’ı geçti” atasözüne yaslandırılan sosyal gerçeklik. Bu aynı zamanda pratikteki bir gerçekliğin ifadesi. Cumhurbaşkanının; parti teşkilatının isteksizliği, bürokrasinin karşıtlığı gibi tüm olumsuzluklara rağmen rüzgârı tersine çevirme becerisini takdir etmek gerekiyor. Nitekim 24 Mart 2017’da tarihe not düştüğüm; “Erdoğan’ı İstanbul’un boğazında sevenlerle Ankara’nın ayazında sevenlerin Referandum Mücadelesi!” başlıklı yazımda, “Benim anladığım bu mücadele; “Reisi İstanbul’un boğazında sevenlerle Ankara’nın ayazında sevenlerin Mücadelesi”. AK Parti küskünleri, bürokraside istediği kadroyu alamayanlar, İrancılar ve AK Partiyle, iktidarın İsrail’le anlaşması, Mavi Marmara’ya sahip çıkmaması vs. nedenlerden dolayı ters düşen İslamcılar HAYIR oyu vermeye hazırlanıyor. Sonuca etkilerini hep birlikte göreceğiz. Tüm bunlara rağmen Cumhurbaşkanının ‘EVET’ oyu çıkarması, ustalığını bir kez daha gösterecek.” öngörüsünde bulunmuştum. (Bkz. http://www.kafkassam.com/erdogani-istanbulun-bogazinda-sevenlerle-ankaranin-ayazinda-sevenlerin-referandum-mucadelesi.html ) Ancak Erdoğan’ı İstanbul’un boğazında sevenlerin de Ankara’nın ayazında sevenlerin de yeterli desteği vermemesi düşündürücü!

Öncelikle bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve sabık başbakan Ahmet Davutoğlu’nun koftiden muhalefet liderliği, kendi seçim bölgelerinde kabul görmemiştir. Kayseri ve Konya halkı, Gül ve Davutoğlu gibi düşünmediklerini, Evet’e yüklenerek göstermiştir. Güneydoğu halkı da Hükümetin Suriye politikalarından iddia edildiği gibi rahatsız olmadıklarını, özellikle Antep, Kilis ve Urfa bazında verdikleri oylarla belli etmiştir. Ancak Antalya kendi milletvekili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu, Ak Partili Belediyenin tüm yatırımlarına rağmen, turizm sektöründeki olumsuz katkısı nedeniyle cezalandırdı. İzmir’de sandığa yansıyan evet oyları, İzmir milletvekili Başbakan Bin Ali Yıldırım’ın yüzünü güldürmeye yetmedi bilakis 1 Kasım 2015’ seçimlerinin altında kaldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde Hz. Peygamberin söylediği iddia edilen “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; o ordu ne güzel ordudur.” Hadisi şerifine, Fatih Sultan Mehmet Han’dan sonra mazhar olduğu yorumları yapılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’da; dünya çapında devasa projelerle donattığı, “Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar/ Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar” şiirlerini okuduğu, İstanbul’dan beklediğini alamadı. Bu nedenle İstanbul’da yaptığı balkon konuşmasında “Bazı televizyonlarda aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış ya bu neticeyi küçümsemeye çalışıyorlar. Boşuna uğraşmayın atı alan Üsküdar’ı geçti” dese de atı aldığı ama Üsküdar’ı geçip geçmediği mevcut sistemin işleyiş kriterleri açısından daha belli değil!

Cumhurbaşkanı danışmanı Şükrü Karatepe’nin referandumdan birkaç gün önce başlattığı eyalet tartışmalarının, adrese teslim bir mesaj olduğu, Kürt seçmenlerin evet tercihindeki oy artışından anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Doğu ve Güneydoğu Anadolu oylarının önemli olduğunu” dile getirmesi ve referandumda destek veren MHP’ye, BBP ile birlikte HÜDAPar’a gönül verenleri de teşekkür listesine dahil etmesi, nedensiz değil. (Bkz. http://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/1604201711 ) Hüda Par’ın yanı sıra Barzani taraftarlarının evet propagandası, Kürt seçmenin tercihini etkilediği söyleniyor. Ağırlıklı olarak “Hayır” oyu çıksa da HDP tabanında yaşanan kayma, “Evet” oylarının yükselmesine neden oldu. Ağrı, Van, Hakkâri, Şırnak, Siirt, Bitlis, Muş, Tunceli, Bingöl, Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şanlıurfa’da “Evet” oyu yaklaşık 450 bin arttı. Bu sonuçlar AKP’nin HDP’nin tabanından “Evet” oyuna yönelik yüzde 1’lik bir seçmen desteği aldığı anlamına geliyor. (Bkz. http://odatv.com/erdogan-bahceli-barzani-hudapar-yanyana-geldi-1704171200.html ) HDP tabanındaki bu yönelmenin bir başka nedeni de AK Parti iktidarının, “hayır” kampanyasına karşı, HDP seçmeninin ağırlıklı olduğu güneydoğu illerinde askeri operasyonların ve çatışmaların eşlik ettiği amansız bir baskı uygulaması. Bu iddia sahiplerine göre emperyalist devletlerin bu konuda Ankara’ya yönelik eleştirilerini arttırması, büyük oranda ‘Evet’ kampanyasının ekmeğine yağ sürdü. Referandum öncesi HDP’nin eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil 13 milletvekilinin, PKK “propagandasına yardım etme” suçlamasıyla aylardır hapiste olması, HDP’nin binlerce yerel yetkilisinin de benzer suçlamalarla ya görevden alınması, meydanları boş bıraktı, Muhalif Kürtler etkili evet karşıtı propaganda yürütemedi. (Bkz. Halil Çelik/ 16 Nisan 2017/ Türkiye anayasa referandumunun öngününde/ http://www.wsws.org/tr/articles/2017/04/16/turk-a16.html )

‘Voice of America/Amerika’nın Sesi’ radyosunun internet sitesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güneydoğu bölgelerinde artan desteğin önemli olduğunu belirttiğini ve ‘bu da yeni bir dönemin de başladığının müjdecisi olacaktır’ sözleriyle, Kürt açılımı sürecinin yeniden başlayacağının sinyalini verdiğini gündeme taşıyor. (Bkz. http://www.amerikaninsesi.com/a/erdogandan-51-49-yaniti-ati-alan-uskudar-gecti/3812441.html ) Kürtlerin eyalet tartışmaları ekseninde açılım sürecine uzun zamandır hazırlık yaptıkları ortamda, referandum sonucunun bölünmeyi derinleştirdiği yorumlarına yabancı basında yer veriliyor. Nitekim İngiliz Times gazetesi, anayasa değişikliği referandumu haberinde “Erdoğan’ın zaferinin bölünmüş bir Türkiye geride bıraktığını” yazdı.Gazetenin İstanbul muhabiri Hannah Lucinda Smith’in haberinde, Erdoğan’ın “bıçak sırtı” bir referandum süreci sonrası zafer ilan ettiği ancak oylamaların yeniden sayılması yönündeki çağrılar düşünüldüğünde, sonuçların toplumda ayrışmayı derinleştirebileceği belirtildi. Haberde, “Muhalifler Türk liderin zaferinin, modern Türkiye’nin babası Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası için ölüm çanları anlamına geleceğinden korkuyor” ifadeleri yer aldı. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39618226 ) Bu ifadelerden İngilizlerin Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Paşa ile hesaplaşmalarını referandum üzerinden devşirmeye çalıştığı görülebilir.

Benzer bir analiz, Guardian gazetesinin Ortadoğu muhabiri Martin Chulov’un İstanbul’dan yazdığı görüş yazısında mevcut. Analizde “Yeni yasalara verilen sınırdaki destek Türkiye ve AK Parti içindeki bölünmeyi derinleştirebilir” ifadesi yer alıyor. Yazıda aynı zamanda Erdoğan’ın çevresinde yeni rolü için ezici bir zaferin kazanılmamasının endişe yarattığı da belirtiliyor. ‘Evet’ kampanyasının İstanbul ve Ankara’da kaybedildiği belirtilen yazıda “Ülke genelindeki kentli muhafazakârlar da yeni kanunlar için istenilenden daha az heyecanlıydı” deniyor. Yazıda “AK Parti kademelerinde dün gece coşku yoktu” ifadesi yer alıyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/analiz/201704171028103383-guardian-sinirsaki-destek-turkiye-ak-parti-bolunme/ ) Almanlarda benzer beklentilerde. Alman Meclisi Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) Grubu Türkiye Raportörü Andreas Nick referandum sonucunun meşruiyetinin sorgulanabileceğine işaret etti. (Bkz. http://www.dw.com/tr/cdulu-nick-sonucun-me%C5%9Fruiyeti-sorgulanabilir/a-38450355 )

Erzurumlu İbrahim Hakkı der ki ve ben dahi öyle der ve inanırım; “Hak şerleri hayr eyler/Zan etme ki ğayr eyler/Ârif ânı seyr eyler/Mevlâ görelim neyler/Neylerse güzel eyler.” Ve dahi derim ki; Vakt-i Şerifler Hayr Ola Hayrlar feth ola şerler def ola İstek ve niyazlar kabul ola Hz.Allah’ ın Celâlinden Cemâline sığınırız Cümlemize merhametiyle muamele buyrula Resûlullah (S.A.V.) cümlemizden hoşnut-u razı ola Cuma’ mız mübarek ola Aşk ile illâ HUUU… İlki varlık alemi, ikincisi mana alemi. Varlık alemi gündüz gibidir, olanı biteni açıkça görürsün, kendini kolayca ele verir. Mana alemi ise gece gibidir, onu bulmak için mutlaka gönül ışığını yakman gerekir.” Gönül ışıklarımızın her daim yanması dileğiyle…

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar