İtalya’da Masonlar Amerika’da Trump dertli!

POMPEO QAFQAZ DEYƏRKƏN AZƏRBAYCANI NƏZƏRDƏ TUTUB

İran-ABŞ qarşıdurması: Regionda daha bir Suriyanın yaranma ehtimalı var?

Thomas de Waal: Karabakh peace process needs shaking up – but not too much

Amerikalılar ve Ruslar Afrin’de PYD’yi Türk ordusunun önüne attı!

Gündem 17 Ocak 2018
285

Irak ve Suriye Kürtlerin küresel emperyalist güçlere güvenerek yola çıkmamaları gerektiğini ifade etmeyen yok gibi. Ben dahi bu çerçevede epey yazıp çizdim. 9 Şubat 2016’da Suriye’nin röntgenini çektim ve sizlerle paylaştım. “Ermenilerle Kürtler, Birinci Dünya Savaşının koşullarında birbirlerine çok zarar veren iki etnik toplum. Hatta antropologlar bu iki etnik unsurun akraba olabileceğini söylüyor. Benim orasına aklım ermez. Ancak Ermenilerin yaşadıkları tecrübeyi Kürtlere aktarmalarını önemsiyorum. Çünkü Avrupa Devletlerinin, ABD’li misyonerlerin ve hatta Çarlık Rusya’sının kışkırtmasıyla tebaası oldukları Osmanlı Devletine isyan eden Ermeniler tehcirle tanıştılar, öldürdüler ve öldüler. Trajik olan Ermenileri kışkırtan ve kitle ölümlerine sebep olan Avrupalılar ve ABD’nin, Lozan’da Ermenilerin arkasında durmaması. Şimdi yine aynı şey Kürtler için geçerli. Suriye Kürtlerini global çıkarları için cepheye süren küresel emperyalizm, bölgedeki en büyük ve en güçlü aktör Türkiye’nin Kürtlere yönelik askeri harekâtı karşısında sesini çıkarmayacak, Kürtleri Türklere kırdıracaklar. Sur, Cizre ve diğer yerleşim yerlerinde hendek kazdırarak Kürt toplumun istikbalini daha Nevruz gelmeden ateşe veren küresel emperyalizm, eğitim, silah ve mühimmat verdiği örgüt güçlerinin arkasında siyaseten durmadı. Eğer Kürtler, Demirci Kawa’nın özgürlük ateşini yakarak tarihin karanlığına gömdüğü zalim kral Dehhak’ı görmek istiyorlarsa arkalarına dönsünler ve kendilerini cepheye süren hain ele baksınlar. Demek istediğim tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Bu kez Ermenilerin yerine Kürtler ön planda” uyarısında bulunmuştum.(1)
Afrin; Kilis ve Hatay arasında Suriye topraklarında kalan yerleşim bölgesi. ABD’nin, bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’ye ağır silahlar verip, Afrin bölgesindeki kamplarda eğittiği ortaya çıkmıştı. Afrin; Danimarka, Fransa, Norveç, Belçika, Almanya, İngiltere, İsrail, Almanya, Kanada ile Brezilya’dan gelen yabancılarla dolu. Bunların birçoğu paralı savaşçı ve eski asker. Terör yuvasının komutası ise Amerikalılarda. Afrin’de PKK adına ‘terör akademisi’ kurulduğu, birçok ülkeden gelen teröristlerin bu kampta ABD’li askerler tarafından eğitildiği basında yer almıştı. Türkiye, Afrin ile Kobani’nin birleşmesini küresel sermayenin ‘Kürt koridoru’ projesinin en önemli ayağı olarak görüyor. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleri ile başlatmış olduğu ‘Fırat Kalkanı Operasyonu’ kapsamında Halep’in kuzeyinde 8 bin askerini bulunduran Türkiye, YPG’nin elindeki Afrin yakınlarında Mare, Azez, Tel Cibrin’de askeri üsler kurdu. Buralara asker, silah, araç sevkiyatında bulundu. Obüs bataryaları ile birlikte ağır silahları da yerleştirdi. Hatta Türkiye’nin operasyon yapması beklenen Afrin’deki Rus askerleri üsleri boşalttı. Türkiye’nin bu kararlılığı tarafları çözüm arayışına yöneltti. İki ihtimal var ya savaş ya da ilhak. Rusya’nın Afrin’de askeri üssü mevcut.(2)
Kürt koridoru Türkiye kamuoyunda yaygın kanaate göre bir ABD-İsrail projesi. Bu projenin asıl amacının; Kuzey Irak Kürtlerinin bağımsızlığını, Suriye Kürtlerinin özerkliğini falan hedeflemediği, Amerika’nın öncülüğünde, Kuzey Irak’tan Akdeniz’e uzanan bir Kürt koridorunun Irak ve Suriye petrolünü Akdeniz’e ulaştırmak olduğu ortada. ABD yönetiminin “Basra’dan Akdeniz’e Kürt Koridoru” planını pratikte gerçekleştirmek için yıllar öncesinde Kürt gruplarla görüşmeye başlamıştı. Bu görüşme kapsamına Türkiye’de terör örgütü ilan edilen PKK’da dâhildi. Hatta adı geçen örgütün talepleri doğrultusunda silah ve mühimmat yardımında bulunuluyordu. Bölge ülkelerinin tepkisi nedeniyle bu görüşmeler kapalı kapılar arkasında gerçekleşmişti. ABD planına göre; Petrol ve doğalgaz Basra’dan Kuzey Irak’a taşınacak. Kuzey Irak’tan da birincisi Türkiye üzerinden, ikincisi Suriye üzerinden Batı’ya ulaştırılacaktı.
Enerji kaynakları jeopolitiği doğrultusunda Suriye’de Irak bağlantılı Kürt özerk bölgesi oluşumlarına hız verilmesi düşünülmüş lakin Türkiye’nin milli çıkarları, tepkisi ve gücü hesaba katılmamıştı. Bu çerçevede Basra’dan Zaho’ya uzanacak bir boru hattı projesine start verilmiş, hatta Türk EID İnşaat şirketi, Amerikalı Exxon için 120 km uzunluğunda, 90 milyon dolar değerinde yeni bir boru hattının inşaatına başlamıştı. Bu hattı Exxon’a teslim edecek olan EID İnşaat, Basra’da da 250 milyon dolarlık bir başka projeyi de yürütüyordu. Bu proje şimdi hangi aşamada bilemiyorum? “Kürt” Koridoru, Irak’ı kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetiminin Doğu Akdeniz’e çıkması olarak tanımlanıyor. ABD ve İsrail’in “Kürt” Koridorunu açması, Irak’ın kuzeyindeki Kukla Devleti yaşatmak için planlanmıştı. Ne var ki evdeki pazarlık çarşıya uymadı. Türkiye’nin himaye etmediği, denize açılamayan bir Kürt cumhuriyetinin bırakın yaşaması nefes alması bile mümkün değil! ABD’nin; Suriye’nin kuzeyinde, sınırımızda üç kanton oluşturan PKK’nın Suriye kolu PYD’yi Akdeniz’le buluşturma planı, Rusya sahaya inince sekteye uğradığı gibi Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonu ile tarihe gömüldü. Ruslarında Kürtlere yönelik gizli gündemi var. Rusya Kürt koridoruna siyaseten karşı. Çünkü biliyor ki, Kuzey Irak ve Suriye Kürtleri ABD ve Avrupa ile kendisine göre daha yakın ilişkiler içinde.
Çünkü yaşlı Avrupa’nın gözü Ortadoğu’nun enerji kaynaklarında. İstedikleri kadar, çeşitlendirilebilir, sürdürülebilir enerji kaynağı arayışında olsunlar yine dönüp dolaşıp doğalgaz ve petrolden başka enerji kaynağını gözleri görmüyor. Kürt Koridoru Avrupa sömürgeciliğinin Orta Asya’ya açılan kapısı olmaktan başka bir şey değil. Rusya Kürt koridoruna ekonomik açıdan karşı. Çünkü Rusya kendi çıkardığı doğalgaz ve Petrolü satmak için Avrupa’yı pazar görüyor. Şimdiye kadar da öyleydi. Kürt koridoru projesiyle birlikte göz göre göre Avrupa pazarının elinden çıkmasına asla razı olmayacaktır. Rusya ve Amerika, Suriye Kürtlerinin federasyon ilanına sıcak bakmıyor. Mart 2016’da Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un, “Kürtler, Suriye’nin tek bir halk ve tek ülke olduğunu, parçalara ayrılmaması gerektiğini, çünkü bunun en çok Suriyelilere zarar vereceğini anlamalı” sözleri, Rusya ve ABD arasındaki mutabakatın deklaresinden başka bir şey değil. Suriye ve Irak Kürtleri, Rusya ve Amerika’nın kendilerini sattığını çok iyi biliyor.(3)ABD’nin Suriye Kürtlerini özellikle PYD7YPG güçlerini silahlandırmasına rağmen Afrin’de yüz üstü bıraktığı görülüyor. Konuyla ilgili Amerikalıların açıklaması Türkiye ne isterse yapsın anlamında. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, “DSG ile yaptığımız herhangi bir faaliyet Suriye’nin iç işiyle alakalıdır” sözlerinin ardından Türkiye’nin Afrin’e olası saldırısıyla’ ilgili soruya “koalisyon sözcüsünden ”Afrin koalisyonun operasyon yaptığı alanlar içinde yer almıyor” yanıtını aldığını duyurdu.(4) ABD Savunma Bakanlığı’ndan hem Afrin’deki PYD/PKK unsurlarını desteklemediklerine hem de Suriye’de kurmayı planladıkları “Sınır Güvenliği Gücü” konusunda Türkiye’nin kaygılarını anladıklarına ve Türk yetkililerle konuyu görüştüklerine dair peşpeşe açıklamalar geldi. ABD’nin Afrin’de verdiği bir destek veya eğitim olmadığına işaret eden Binbaşı Galloway, “SDG alanlarının dışındaki unsurlar, bizden herhangi bir eğitim-tavsiye-destek almıyor. Desteklediğimiz gruplar özellikle DEAŞ karşıtı operasyonlara katılan gruplardır.” Değerlendirmesiyle Afrin’de konuşlu PYD/YPG güçlerini sattıklarını açıkça ilan etti.
Zaten aylar öncesinden İran ve Rusya ile operasyonun ilk hedefi olan Afrin’e yapılacak harekât için mutabakat sağlanmıştı. Bu çerçevede YPG’nin Afrin’deki varlığına son vermek için TSK destekli ÖSO güçleriyle planlanan askeri operasyon için Ankara ve Moskova’nın anlaştığı ileri sürülmüş, Rusya’nın Afrin’de kendi kontrolündeki bir bölgeyi boşaltarak ve buraya TSK’nın konuşlanmasının kararlaştırıldığı belirtilmişti. Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İdlib konusunda Rusya ile şu anda bir dayanışma içindeyiz. Bu, Afrin’i de kapsayacak” açıklaması yapmıştı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, birkaç gün önce başkent Moskova’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin operasyon için gün saydığı Afrin hakkında, “ABD’nin sınır koruma güçleri planı Türkiye’nin olumsuz tepki vermesine yol açtığını, Afrin’de ateşkes sağlanmasını umduğunu” söylemişti. Lavrov bu açıklaması ile Türkiye’nin olası askeri müdahalesi öncesinde suçu Amerika’ya attı ve Kürtlere dönüp “- Rusya’nın yapacağı bir şey yok, Amerikalılar sizi sattı biz ne yapalım?” demeye getirdi.
Bana kalırsa Türkiye konjonktürü çok iyi değerlendirdi. Sanki uluslararası şartlar ve zemin, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı andırıyor. Amerika’da Rusya’da Türkiye’yi yanında görmek istiyor. Yazılarımı takip edenler bilir, ABD ile aramızda yaşanan, YPG’nin silahlandırılması, Rıza Sarraf ve Vize krizine rağmen ilişkilerimizin görünürden çok farklı olduğunu belirtmiştim. İspatı Afrin hareketi için bekleyen Türkiye’ye Afrin’dekilerle bizim işimiz yok açıklamasını yapmaları. Başka bir ispatta var, bu hafta içinde Türkiye, ABD’deki düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nde (CFR) masaya yatırıldı. Eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey de konuşmacılardan biriydi. Türkiye’nin ‘olağanüstü başarılar’ gösterdiğini söyleyen Erdoğan’ı ve Türk halkının ABD karşıtlığını da analiz eden eski büyükelçi şunları söyledi; “Erdoğan’ın bir tarafı dünyaya 19’uncu yüzyıl merceğinden bakan Putin, diğer tarafı da Charles de Gaulle. O ve çoğu Türk, ABD’den ne kadar bağımsız olduklarını göstermek istiyor ama yine de ayrılmıyorlar”.(5) James Jeffrey’e sormalı, Türkler mi ayrılmak istemiyor, Amerikalılar mı bırakmıyor? Kurda sormuşlar boynun neden kalın kendi işimi kendim yaparım demiş. O hesap Türkiye Afrin de kendi hesabını yapıyor.
Bakınız.
1- http://kafkassam.com/rusya-kurt-koridoru-istemiyor.html
2- 27 Eylül 2017/ http://kafkassam.com/amerikanin-petrokurt-koridoruna-ypgden-afrin-darbesi.html
3- 28 Mart 2016/ http://sonsuzturkhaber.com/2016/03/28/kurtler-rusya-ve-abd-tarafindan-satildi-mi/
4- https://tr.sputniknews.com/ortadogu/
5- http://www.internethaber.com/turkiyenin-olaganustu-basarisi-abdnin-bizi-bilen-ismi-soyledi-1839206h.htm
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar