Rus milletvekili: Erdoğan S-400 konusunda ABD’nin baskısına boyun eğmeyecek

Rus uçakları Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlanan teröristleri imha etmiş

Rus ve Ukraynalı Papaz kavgasında Türkiye taraf mı?

Azərbaycan Sarkisyanın B planından lazımınca istifadə edə bilər

ABD’nin manevi fatihlerinden Cerrahi Şeyhi Tosun Baba!

Gündem 23 Şubat 2018
276

Trump yönetimi, Türkiye’yle ilişkileri onarmak ve Ankara’yı Moskova-Tahran’la kurduğu ittifaktan koparmak için yeni bir çalışma başlattı. Bu çerçevede Ankara’ya, İran ile müttefiklerinin (Hizbullah, Haşdi Şabi vb) Suriye’den çıkarılması konusunda yardım teklif edilmesi planlanıyor. Konuyla ilgili Ankara’yla yürütülen görüşmelerde Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymond McMaster, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Savunma Bakanı James Mattis gibi en üst düzeyden isimler dahil çok sayıda yetkili yer aldı. Görüşmeler sonrasında iki ülkenin ikili ilişkilerdeki ihtilafları ortadan kaldırmak için yeni çalışma grupları kurma konusunda mutabakat sağlandı. Türk yetkililerin Amerikalılarla her görüşmelerinde mutlaka eleştirdikleri, Donald Trump’ın DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’ın bu görevinden alınması dahi söz konusu. Bu gelişmeyi haberleştiren Foreign Policy adlı web sitesi, Trump yönetiminin McGurk’u DEAŞ’la mücadeledeki görevinden alacağını iddia etti. Foreign Policy (Dış Politika), 1970’de kurulan küresel meseleler, güncel olaylar ve ulusal ve uluslararası politikalar üzerine odaklanan bir Amerikan haber kuruluşu. Ancak Donald Trump’ın DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk görevden alınacağı iddiaları ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert tarafından yalanlandı. ABD olası İran harekâtı öncesinde İran’ın nefes almasında büyük bir rol üstlenebilecek Türkiye’yi karşısına almak istemiyor.

ABD’de Türk kökenli Müslüman toplumun bir araya geldiği, kimlik ve inançlarının sürdürülebilir boyuta taşıdıkları, bu ülkede yaşayan diğer din ve inanç sahipleriyle insani zeminde görüştükleri mekânlarda var. Dernek, dergah türü bu kurumların nasıl bir işleve sahip oldukları, Amerikan toplumunda üstlendikleri kutsi misyon tahmin dahi edilemez. Irkçı ABD rejiminin siyahilere yönelik katı ambargosunu hiçe sayan, II Dünya Savaşının bütün şiddetiyle sürdüğü yıllarda Zenci müzisyenleri Büyükelçilik binasına davet ederek onlara kucak açan İstanbul Özbekler Tekkesi Şeyhi İbrahim Edhem Efendi’nin torunu, Atlantic Records’un kurucuları Ahmet Ertegün ve Nesuhi Ertegün’ün babası, 1934-1944 arası ölümüne kadar Washington, DC Büyükelçiliği görevinde bulunan Mehmet Münir Ertegün olmuştu. Amerika’da Bektaşi, Nakşi ve Cerrahi tasavvuf ekollerinin kurumsallaştığı tekke ve dergahların varlığı gösteriyor ki Amerika’da ‘istikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ İslam’ın sedâsı olacaktır!’

ABD’nin Michigan eyaletinde, Detroit kenti yakınlarında 120 dönüm arazi üstünde kurulu Bektaşi dervişlerin yaşadığı dergâhta, 500 ağaçlı meyve bahçesi, tahıl arazileri ve bostanlar bulunuyor. Ayrıca büyük ve küçük baş hayvanlarla iki bin tavuk beslendiği gibi ürünlerin bir bölümüyle dergahın ihtiyaçları karşılanırken, artan kısmı gelir getirmek amacıyla satılıyor. Dergâh çiftliğinin ürünleri, marketlerde satışa sunuluyor. ABD’nin Michigan eyaletinde, Detroit’e 20 km uzaklıktaki Taylor’da Bektaşi dergahını kurup 15 Mayıs 1954’te insanlığa kapılarını açanlar Arnavutluk’tan bu ülkeye göç eden Bektaşilerdir. Bu işin mimarı ise Recep Baba’dır. Bu pir-i fani, Hacı Bektaş Veli’nin yolunda dünya insanlığını aydınlatmaya ant içmiş bir hak dostuydu. Türk Bedri Noyan Dedebaba’dan icazetliydi. Dergâh uzun yıllar “Bektaşiliğin Sesi” adlı bir dergi yayımladı.

Dergâhın yerleşim kısımlarında salon “baba”nın odası, misafir odası, ikinci katta dervişler ve dergâha hizmet edenler için 4 oda yer alıyor. Toprak altında ise mahzen bulunuyor. 1963’te inşa edilen ve birçok odadan oluşan ikinci binada muhiplerin toplandığı meydanevi, cemevi, büro kısmı, kütüphane, baba için bir oda, meydan hizmetinde bulunan derviş için bir oda bulunuyor. Ayrıca Nevruz ve aşure günü törenleri için düzenlenmiş büyük bir salon var. Bu kısımlara sürekli yeni bölümler eklenerek dergah gelişiyor. Zengin bir kütüphaneye sahip olan Dergah’ın anayola bakan çatı kısmının ön yüzünde yeşil ve beyaz boyalı metalden yapılma 12 dilimli Bektaşilerin Teslim Taşı, Dergâha gelen canları ve yoldan geçen konukları Anadolu Alevi Bektaşilerinin 12 İmam ve Hacı Bektaş Veli sıcaklığıyla selamlıyor, Hacı Bektaş Veli’nin bereket kazanı Yeni Dünya’da kaynamaya devam ediyor. Recep Baba, 14 Eylül 1995 tarihinde Hakk’a yürüdü ve sırlandı. Vefatından sonra dergâhın Postnişini Arnavutluk’tan Feramul Baba.(1)

İrşad hizmetini sürdüren bir diğer mekân Şeyh Nazım el- Hakkani’nin (Kıbrısi) icazet verdiği halifesi Şeyh Abdülkerim’in dergahı, New York eyaletinde Sydney isimli küçük bir kasabada bulunuyor. New York eyaletinde Sydney kasabası, 2002’den bugüne Osmanlı Nakşibendi tarikatına ev sahipliği yapıyor. Tarikatın şeyhi, 54 yaşındaki Abdül Kerim el Kıbrisi. Tarikat, kendi içlerinde bir hayat yaşamakla kalmıyor; halkla da diyalog içinde. Zaman zaman gerginlikler de olmuyor değil. 2009 Kasımında tarikatla kasabanın ileri gelenleri karşı karşıya geldi. O gerginliğin sebebi, tarikat müridi 28 yaşındaki taş ustası Adem Celoski’nin nereye gömüleceğiydi. Celoski, defin için gerekli izinler alınarak, dergâha bakan tepedeki ağaçların altına gömüldü.(2) Şeyh Nazım (Kıbrısi) el-Hakkani 1976’da Şeyh Abdülkerim’i, Batı’daki ilk temsilcisi ve halifesi olarak, Amerika, New York’a gönderdi. Manevi vazifesi, Batıdaki insanlara İslam’ı tanıtmak ve kalplerine İslam sevgisini aşılamaktı, aynı zamanda, Birleşmiş Milletler’de Kıbrıs görevlisi olarak, diplomatik ilişkilerde görevliydi.

Şeyh Abdülkerim’in soyunun baba tarafından Fatih Sultan Mehmet Han’a, anne tarafından ise Hz.Hüseyin ve İbni Abbas’a uzandığı söylenmekte. Bu rivayete göre annesinin babası, Hz.Hasan ve Abdülkadir Geylani Hz.lerinin torunu, Salih Emir Hazretleri’dir. Annesinin anne tarafı ise Mevlana Celaleddin Rumi’ye dayanır. 1994-5’te New York şehrinde ilk Nakşibendi Sufi Merkezi’ni kurmuş; ruhsal bir rehber, Şeyh olarak, İslamiyet’le yeni tanışanlara ve Müslüman olarak doğmuş olanlara, ruhsal yolcuklarında rehberlik ediyor. Türkiye, Avrupa ve Kıbrıs’a uzun seyahatlerde bulunan Şeyh Mevlana Nazım’ın Nakşibendi Hakkani Yolu’na yeni insanlar kazandırdı. Almanya, Güney Amerika, Hindistan, Çin ve Güney Doğu Asya’da dergahlar kurarak, insanların İslam’la tanışmasını sağladı.(3)

Robert Kolej’de geçen gençlik yıllarında sosyalist; Batı’da geçen sanat dolu döneminde bohem ve anarşist; Fas’ta geçen ticaret döneminde zengin ve aristokrat; İstanbul’daki Cerrahî tekkesindeyken derviş; New York yıllarında ise ABD’de kurduğu Amerika Cerrahi Dergâhının şeyhliğini yapan Tosun Bekir Bayraktaroğlu’ndan söz edelim.(4) Mithat Cemal Kuntay’ın “Kolunu Harp Meydanında Bırakmış Bir Askere”, “Geçtin o kesik kolla önümden mütebbessim/ Bir gözyaşı, bir ukde-i muzlim gibi hissin/Toplandı hararetle gelip göz bebeğimde/Çarpıştı o mazlum o kesik koldaki ukde” diyerek Çanakkale Gazisi Yüzbaşı Tursun Bey’e ithaf ettiği bir şiiri vardır. İşte bu kolsuz kahraman Tursun Bey, Şeyh Tosun Bayraktaroğlu’nun “İslamiyet’i değilse de insaniyeti ondan öğrendik” dediği babasıdır.

1926 İstanbul doğumlu. İstanbul Robert Koleji’nde biyoloji okudu. Paris Bernard Leger ve Andre Lhote atölyelerinde sanat, mimari ve sanat tarihi eğitimi gördü. Berkeley California Üniversitesi’nde mimari, Londra Courtauld Sanat Enstitüsü’nde sanat tarihi okudu. Gençlik yıllarında Hint felsefesi, Budizm ve Gürciyef’in mistik öğretilerine ilgi duyan, Cumhuriyet elitlerinden sayılabilecek bir ailede yetişen Tosun Bekir Bayraktaroğlu, Londra’daki gençlik yıllarında Bülent ve Rahşan Ecevit, Can Yücel, Ali Neyzi gibi gençlerle aynı evi paylaştı. Ecevit ve Can Yücel’le birlikte bir koloni kurup Yunan adasında yaşama ütopyasından bizzat kendisi söz etmiştir. Rutgers Üniversitesi’nden sanat tarihi üzerine yüksek lisans aldı. New Jersey Fairleigh Dickinson Üniversitesi sanat ve sanat tarihi bölümü öğretim üyeliğinden emekli. 1961-1991 arasında ABD’deki üniversitelerde resim, sanat tarihi ve heykel dersleri verdi.

ABD’de çok sayıda sergi açtı. Fransa’nın ardından Fas’ta 10 yıl yaşayan ve ticaretle uğraşan Tosun Baba, Adnan Menderes tarafından Fas’a fahri konsolos olarak atanır. Fransız sömürgesi olan Fas’ta cumhuriyet taraftarı olduğu için baskı gören ve göz hapsinde tutulan Bayraktaroğlu, Fas’ın ardından ABD’ye tekrar gelerek yerleşir. Münevver Ayaşlı vesilesiyle 1969’da Cerrahi şeyhi Muzaffer Ozak Efendi’yle tanışır. Muzaffer Özak merhumdan iki yıl süreyle tasavvuf ve hikmet dersleri alır. Efendi’nin tedrisinden geçtikten sonra şeyhi tarafından Amerika’ya irşad vazifesiyle gönderilir. Şeyhinin kitaplarını İngilizceye tercüme eder. Tosun Baba’nın, hatıratını derlediği “Amerika’da Bir Türk & Şeyh Tosun’un Hatıratı” adlı kitabının yanı sıra 1940’larda derlediği iki şiir kitabı, sanat tarihiyle ilgili birçok makalesi ve tasavvufa dair İngilizceye tercüme ve tefsir ettiği çok sayıda kitabı bulunuyor.

Sanat tarihi konularında birçok makalesi, radyo ve televizyon konuşmalarıyla birlikte, tasavvufa dair İngilizce’ye çevirdiği ve tefsir ettiği eserleri var. Bu eserler şöyle sıralanıyor: “The Way of the Sufi Chivalry”,”Inspirations on the Path of Blame”,”Secret of Secrets”,”Divine Governance of Human Kingdom”, “The Tree of Being”, “The Name and the Named”, “The Shape of Light ve The Path of Muhammad by Imam Birgi.(5) ABD’de Cerrahi Dergâhını tesis ederek, yüzlerce kişinin ihtida etmesine vesile olur. Dünyanın farklı bölgelerindeki mazlumlar için yardım kampanyaları düzenler, yetimhaneler kurar. Sırlanmadan önce Amerika’daki Halvetî-Cerrahî topluluğuna Yurdaer Baba’yı câ-nişîn (vekil) olarak bırakan New York Nureddin Cerrahi Asitanesi’nin postnişini, Halvetî-Cerrahî Şeyhi Tosun Bekir Bayraktaroğlu, 15/2/2018’de Hakk’ın rahmetine yürüdü. Bayraktaroğlu’nun cenazesi, New York’taki Cerrahi Dergâhının bahçesine defnedildi. (6)

Cenaze merasimine katılan ABD’li Aisha Eleanor Hollen’ın Bayraktaroğlu’nun manevi kızı olduğunu söylemesi, tebliğ ve irşad faaliyetlerinin sınır tanımadığını gösteriyor. Aisha Eleanor Hollen diyor ki; “Tosun Baba ile 40 yıl önce arkadaşım sayesinde tanışmıştım. O zaman gençtim ve manevi anlamda doğru yolu arıyordum. Kendisi ile tanışana kadar İslam hakkında hiçbir fikrim yoktu. Tanıştıktan sonra zamanla kendisinin kızı gibi olmuştum ve bu şekilde Müslüman oldum” Farklı kültürlerden, farklı ülkelerden birçok insanı bir araya getiren ve Tosun Baba’nın hayatında olduğu gibi vefatında da birleştiren şeyin İslam dininin emrettiği sevgi, kibarlık ve alçakgönüllülük olduğunu ifade eden Hollen, Bayraktaroğlu’nun bunları her zaman taşıdığını söyledi.(7) Ruhu Şad mekânı cennet olsun! Fethin önderlerine selam olsun, selam olsun!
Bakınız:

1- http://www.aleviweb.com/forum/archive/index.php/t-8982.html
2- https://www.cnnturk.com/2010/yasam/diger/12/13/new.yorkta.bir.naksibendi.tarikati/599286.0/index.html
3- http://www.osmanlinaksibendidergahi.com/sahibul-sayf
4- http://www.dr.com.tr/Kitap/Amerikada-Bir-Turk/Tosun-Bekir-Bayraktaroglu/Din-Mitoloji/Tasavvuf/urunno=0000000406618 – https://www.yenisafak.com/aktuel/amerikada-bir-turk-seyhi-398138
5- http://www.turkishjournal.com/2018/02/15/new-yorkta-yasayan-tosun-baba-vefat-etti/
6- http://www.dunyabulteni.net/haber/416974/amerika-cerrahi-dergahi-seyhi-tosun-baba-vefat-etti
7- http://www.hurriyet.com.tr/dunya/new-yorkta-seyh-cenazesi-boyle-defnedildi-40746263

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar